Vakti zamanında bir kral, sarayının penceresinden bakarken sarayın tam önünde yaşlı bir ihtiyar adamın “Tatlı elmalarım var!! Elmacııı!!!” diye bağırdığını görmüş. Bakmış küçük bir tezgahın üzerinde kıpkırmızı elmalar adeta “al beni al beni!!” diye bağırıyor. Bu arada ahali de tezgahın önünde kuyruk olmuş, adam tartmayı yetiştiremiyor. Kralın birdenbire canı elma çekmiş.
Has odacıbaşını çağırıp 5 altın vermiş. “Bana şu ihtiyar adamdan elma al da gel” demiş. “Emriniz başım üstüne sultanım” diyen has odacıbaşı Sümbül Ağa sultanın huzurundan ayrılmış. Bir altını cebine atıp doğruca başvezirin huzuruna çıkmış. “Hünkarımızın canı elma çekmiş. Sarayın önündeki elma satan adamın elmalarından istiyor”deyip 4 altını başvezire vermiş.
Başvezir bir altını cebine atıp sarayın tedarikçisini çağırtmış “Al sana 3 altın. Hünkarımız elma istemiş ,tükenmeden şu sarayın önünde satan ihtiyardan al da gel” diye emretmiş. 3 altını alan tedarikçibaşı 1 altını cebine atmış ve sarayın muhafız komutanını bulmuş, ona “Al sana 2 altın, Hünkarımıza şu ihtiyarın elmalarından al da gel” demiş. 2 altını alan muhafız komutanı da 1 altını cebine atmış ve nöbetçi askeri çağırmış ona “Al sana 1 altın, Hünkarımıza şu ihtiyarın elmalarından al da gel” diye emretmiş.
O bir altını cebine atan nöbetçi asker varmış ihtiyarın yanına “Sarayın önünde bağırıp hünkarımızı rahatsız etmeye utanmıyor musun bunak!!” diye kükremiş ve tezgahı elinden almış. İhtiyara da iki tekme tokat atmış.Tezgahı saraya sokmuş. Elmaları bir çuvala doldurmuş. Arta kalanını da ben yerim deyip çıkmış komutanın huzuruna “Komutanım emriniz üzerine 1 altına bu kadar elma aldım ”demiş ve elma çuvalını komutana teslim etmiş.
Bir çuval elmayı yarıya bölen komutan, yarısını kendisine ayırdıktan sonra kalan yarısını sarayın tedarikçibaşına çıkmış “2 altına bu kadar elma aldım efendim” demiş. Tedarikçibaşı da gelen çuval elmanın birazını kendisine ayırıp kalanını baş vezire götürüp “Paşam 3 altına bu kadar elma aldım” deyip takdim etmiş
Başvezir elmaların bir kısmını kendisine ayırıp kalanını da has odacıbaşına götürüp “4 altına bu kadar aldım deyip 10-15 tane elmayı vermiş. Has odacıbaşı da içinden en güzel 5 tenesini güzelce silip parlatmış ve hünkarın huzuruna çıkmış. “Hünkarım 5 altına 5 tane elma veriyorlar. Buyurun afiyetle yiyin şifa olsun” deyip huzurdan ayrılmış.
Kral kendi kendine “Demek 1 elma 1 altın ve insanlar da kapış kapış aldıklarına göre ahalinin keyfine diyecek yok” diye düşünmüş.
Amma da güzel uydurulmuş hikaye mi diyorsunuz. O zaman size yaşanmışını anlatalım.
Küçük bir ilçede yerel seçimlerde 2 başkan adayı var. Birisinin hiç kazanma şansı yokmuş. Çünkü rakibi çok zengin ve kampanyada su gibi para harcıyor. Bu gariban züğürt aday her nasıl olmuşsa seçimi kazanıyor. Bu adayın da çok samimi onu yürekten destekleyen, seçim afişlerini vs basan matbaacı arkadaşı var.
Başkan makama oturur oturmaz bu vefakar arkadaşını çağırıp “Bak seçimlerde bana onca desteğin oldu. Sana belediyeden bir ihale vereyim” diye teklifte bulunuyor. Matbaacı dostu “Arkadaş ben müteahhit değilim, bana ne ihalesi vereceksin. Benim küçücük bir matbaam var”diyor. “Ancak size uygun fiyatlarda takvim basabilirim” diye de ekliyor.
Başkan “Tamam kardeşim, şartnameyi herşeyi hazırla ve yılbaşına 15 gün kala da teslim et , paranı ödeyelim” diyor. Şartnameyi konuşuyorlar. İşte 12 sayfa olacak, her biri 200 gram kuşe kağıt olacak, 100.000 adet basılacak vs vs konuşuyorlar. Nihayet başkan dostunu uğurluyor.
Merdivenlerde başkan yardımcısı matbaacıyı çevirip “konuşmalarınızı dinledim. Takvimi 6 sayfaya 2 şer ay olarak bas, aradaki masraf farkını seninle kırışalım” diyor. Zavallı adam “siz bilirsiniz” deyip boyun büküyor. Az sonra belediyeden başka bir yetkili “bak onu sen 200 grama değil de 100 grama bas farkını seninle kırışalım” diyor.Adam belediyeden çıkıp matbaasına varıyor.40.000 adet basıp belediyeye götürüyor. Kimse ilgilenmiyor. Adam başkanı arayıp durumu anlatıyor. Başkan da “Zabıta müdürünü aradım, ona teslim et haftaya da parasını ödeyelim” diyor.
Zabıta Müdürü “Kardeşim ben bu 40.000 adedi 100.000 adet olarak teslim alayım, sen 60.000 daha basma farkı neyse seninle kırışalım” diyor.
Bu olayı bir gazeteci, belediye adı vermeden haber yapıp yayınlıyor. Gazeteci diyor ki “Gazeteye 5 belediyeden gazetemize ‘Olay bizim belediyemizde geçmiş olup daha yargı aşamasındadır’ diye tekzip geldi. Ne yazık ki benim haber yaptığım belediye de bu tekzip gönderen belediyeler arasında yoktu…
İşte memleketin hali pürmelali bu...Artık ağlanacak halinize güler misiniz yoksa ağlar mısınız?..