Devrimci öğretmen kitlesinin sevilen, saygı duyulan simge ismi İsmet Yalçınkaya arkadaşımızı sonsuzluğa uğurladık.
12 Eylül cuntası karabasan gibi çöktüğünde Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği’nin (TÖB-DER) son Genel Başkan Yardımcısıydı. Cuntacılar darbe yapıncaya dek var olan tüm siyasal parti, dernek ve sendikalar yasaklandı, yöneticileri ve üyelerinin çoğu tutuklanarak ağır işkencelerden geçti. TÖB-DER de kapatıldı ve yöneticileri ve üyeleri aynı hışma uğradı. Uzun süre Çanakkale ve Mamak cezaevlerinde kaldı. Buralarda da ağır işkence yapılıyor, devrimci, ilerici, demokrat, sosyalist insanları kişiliksizleştirme, inançlarından zorla döndürme çabaları yoğun olarak yaşanıyordu. Yalçınkaya bütün eziyetlere karşın devrimci kişiliğinden ödün vermedi, cuntacılara boyun eğmedi.
Tutukluluğu sona erdiğinde öğretmen örgütlenmesi ile emek ve demokrasi mücadelesinin öne çıkan isimleri arasında yer aldı. Emek ve eğitim mücadelesinin önde gelen isimleri arasındaydı. Diğer TÖB-DER yöneticileriyle birlikte derneğin yeniden tüzel kişilik kazanması, mal varlığının öğretmenlere geri verilmesi çalışmalarında görev aldı. TÖB-DER’in yasal konumunun yeniden kazanılması çalışmaları sürüyor.
Eğitim kuruluşları EĞİT-DER ve EĞİTİM-SEN’in kurulmasında öncülük eden öğretmenler arasına yer aldı. Toplumsal dayanışma bilincinin kitleler içinde yaygınlaşması için hiçbir toplantıyı kaçırmadı.
“Bazı insanlar vardır; attıkları her adımda arkalarında silinmez izler, dokundukları her yürekte unutulmaz bir vicdan ve adalet meşalesi bırakırlar.” İsmet Yalçınkaya böyle bir kişilikti. TÖS mücadelesinden İHD, TÖB-DER, EĞİT DER kuruculuğuna, eğitim hakkı ve dayanışmanın onurlu simgelerinden biri oldu; hayat arkadaşı Saniye öğretmenimiz ile birlikte yetiştirdiği binlerce öğrencinin düşüncesine dokunarak topluma yararlı bireyler olarak yetişmelerine katkıda bulundu.
Ömrü demokrasi, demokratik hakların alınması, demokratik eğitim mücadelesi içinde geçti. Denebilir ki ömrünü aydınlığa, devrime, demokrasiye ve bilinçli öğrenci yetiştirmeye adadı. Öğrencilerin yalnızca bilgi ile donatılmasıyla birlikte, kişilikli, sağlam karakterli toplumun gerçeklerine duyarlı bireyler olarak yetişmelerine özen gösterdi. Bu amaçla düzenlenen toplantılarda cuntaya ve cuntayı aratmayan iktidarların baskıcı uygulamalarına karşı cesur, sözünü sakınmaz konuşmalar yaptı, gür sesiyle Nazım’dan şiirler okuyarak toplantıları canlı tuttu.
İsmet Yalçınkaya için ilk tören 4 Eylül Cuma günü saat 12.00’de Batıkent Ergazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde düzenlendi. Ulaşım için Çankaya Belediyesi önünden araç tahsis edilen anma programının ardından Yalçınkaya’nın naaşı, ikindi vaktinde memleketi Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Kesikkavak Köyü Gömütlüğü’nde toprağa verildi. Kesikkavak Balkanlardan göç edenlerin oluşturduğu bir Orta Anadolu köyü. Bir otobüs ve onlarca özel araç dolusu sevenleri cenaze defnedilinceye dek İsmet öğretmenin kişiliği, dürüstlüğü, zulme karşı kararlı tavrı üzerine konuştu. Kardeşleri ve akrabalarıyla tanıştık. Önce oğlunu, şimdi de sevgili eşini yitiren Saniye öğretmenin görüntüsü yürek dağlıyordu. Defnedilmesinin ardından kardeşleri ağabeyleri anısına köye kadar gelenleri ağırladı.
Gün gelecek, uğruna ömür tükettiğin ilkelere sıkı sıkıya sarılan gençlik ve işçi sınıfı ‘böyle suskun, böyle garip’ kalmayacak, yürüyecek üstüne üstüne karanlığın, ‘fırsatçının, fesatçının, hayının’.
Yıldızlar yoldaşın olsun İsmet öğretmenim, ışıklar içinde uyu.