PISA 2025 sonuçları 8 Eylül 2026 günü Slovakya’nın başkenti Bratislava’da açıklandı.

PISA, “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programının kısa adıdır. Türkiye’nin de kurucuları arasında bulunduğu, kısa adı OECD olan “Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü” tarafından 1997'de geliştirilmiştir.

Dünyanın en kapsamlı eğitim kalitesini ölçen bir araştırma projesidir. 15 yaş grubu öğrencilerin bilgi ve becerilerinin değerlendirmesini yapar.

Matematik, Fen Bilimleri ve Okuma becerileri alanlarında ölçüm yapılır. Amaç, günümüz bilgi toplumunda bu bilgi ve becerileri kullanabilme yeteneğini ölçmektir.

Sorular, uluslararası bir konsorsiyum tarafından hazırlanır. Ve de öğrenciler ülke coğrafyasının tamamını ve ülkenin sosyolojik haritasını temsil edecek ölçüde rastgele seçilir.

***

Sınavlar 2000 yılından itibaren uygulanmıştır.

Üçer yıllık dönemler halinde uygulanan PISA projesine Türkiye, 2003 yılından itibaren katılmıştır.

Ve sınavlar:

2000'de 32 ülkeden 265 bin,

2003'te 41 ülkeden 275 bin,

2006'da 57 ülkeden 400 bin,

2009'da 65 ülkeden 475 bin,

2012'de 65 ülkeden 510 bin,

2015'de 72 ülkeden 540 bin,

2018’de 79 ülkeden 600 bin,

2021’de COVİD-19 salgını nedeniyle yapılamamış 2022 yılına ertelenmiştir. 2022’de 81 ülkeden 600 bin,

2025’de 91 ülkeden 760 bin öğrencinin katılımıyla yapılmıştır.

***

Her sınava en az 5 bin öğrenciyle katılan Türkiye:

2018’de 6 bin 890 öğrenciyle

2022’de 7 bin 250 öğrenciyle

2025’te 7 bin 702 öğrenciyle katılmıştır.

Ve Türkiye bu sınavlarda:

-Fen bilimlerinde 2003'te 41 ülke içinde 35’inci sırada iken, 2025'te 91 ülke içinde 19’uncu sıraya,

-Okuma becerilerinde 33’üncü sıradan 18’inci sıraya,

-Matematikte ise 34’üncü sıradan 28’inci sıraya yükselmiştir.

38 OECD üyesi arasında ise başarı grafiğini üst sıralara taşımış olup, fen bilimlerinde 14, okuma becerilerinde 13, matematik alanında ise 23'üncü sırada yer almıştır.

***

Evet. “Kütüphaneler Haftası” nedeniyle yapılan bir araştırmaya göre:

Bir Japon’un yılda ortalama 25, bir İsviçreli’nin 10, bir Fransız’ın 7, bir Türk’ün ise 10 yılda 1 kitap okuduğu

Ve yine düzenli kitap okuma oranının Japonya'da % 14, Amerika'da % 12, İngiltere ve Fransa'da % 21 iken Türkiye'de binde l olduğu

Özet olarak böyle bir kültürel olguda, adeta okuma özürlü gibi gözüken ülkemiz için PISA sınavlarında bu başarıyı gösteren öğrencilerimizi kutlamak gerekir.

Çünkü böyle bir kültürel haritası gözüken ülkemiz için, 2025 PISA sınavlarında bu başarıyı gösteren öğrencilerimiz ülkenin yüz akı olmuşlardır.

***

İşte bu başarı tetikleyici olmalı, PISA sınavları ile verilen mesaj okunmalıdır.

Çünkü PISA sonuçları katılımcı ülkelere eğitim sistemini yeniden değerlendirmesi, yeniden yapılandırması için bir mesaj anlamındadır.

Ama galiba asıl sorun, bu mesajın alınıp alınmadığıdır; eğitimcilerin iradesine başvurup, çağdaş bir eğitim reformunun önünün açılıp açılmayacağıdır.

Ancak bugüne kadar reform adı altında yapılan tüm değişimlerin, siyasal iradeyle düzenlenir oluşu hep kuşkuyla karşılanmıştır. Özellikle cumhuriyet değerleri ve laik eğitim tasfiye ediliyor gibi bir görüntü yaratılmıştır.

Nitekim (4+4+4) sistemi de, katsayı sorunu da böyle yansımıştır.

Eğitimin asıl elemanı olan öğretmenin ve de öğretmen kuruluşlarının, eğitim üzerinde oluşturdukları düşünce ve projelere ise itibar edilmemiştir.

***

Nitekim bugün, eğitim sistemine ve eğitim kurumlarına baktığımızda:

-Okulların, öğrenmenin çekim alanı olmaktan çıktığı...

-Ezberlemenin öğrenme, ezberletmenin öğretme sanıldığı

Ve eğitimin, alınır-satılır bir ticari sektöre dönüştürüldüğü bir görüntü oluşmuştur.

İşte PISA 2025’te alınan bu başarı, böyle bir eğitim haritasının değişmesi ve de değiştirilmesi gerektiğinin bir mesajı olmalıdır.

Ve de PISA 2025’te alınan bu başarı:

-Din ağırlıklı İmam Hatip okullarıyla kültür ağırlıklı genel okulların çarpıştırıldığı bir görüntüden vazgeçilmesinin

-Özellikle de eğitimde sorgulayıcı ve çözümleyici bir yöntemin geliştirilmesinin mesajı olarak okunmalıdır.