KESK’in 16-17 Nisan tarihli iş bırakma kararı kapsamında Çorum'da kamu emekçileri iş bıraktı. Kadeş Barış Meydanı'nda toplanan üyeler, artan şiddete karşı oturma eylemi yaptı, basın açıklaması gerçekleştirdi.
KESK Dönem Sözcüsü Büro Emekçileri Sendikası Şube Başkanı Emrah Azapçı, eylemde yaptığı açıklamada, “Şiddetin asıl kaynağı, iktidarın uyguladığı sosyoekonomik politikalardır. Eğitimin ve sağlığın özelleştirilerek piyasalaştırıldığı, sosyal güvenliğin tasfiye edildiği ve milyonlarca yurttaşın açlık sınırının altında bir yaşama mahkûm edildiği bir düzende; en yaygın şiddet biçimi yoksullaşma ve onun getirdiği yıkıcı sonuçlar olmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“ŞİDDET ÖYLECE ORTAYA ÇIKMAZ”
Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceğinin altını çizen Azapçı, şöyle devam etti: “Şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Yaşanan bu olay, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunludur. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır.”
Eğitimin bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir hak olduğuna dikkati çeken Azapçı, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumanın kamusal sorumluluğun en temel gereği olduğunu dile getirdi.
“ŞİDDET KAMU HİZMETLERİNİN HER HÜCRESİNE YAYILMIŞ DURUMDADIR”
Azapçı, şiddetin asıl kaynağının iktidarın uyguladığı sosyoekonomik politikalar olduğunu savunarak, şu ifadelere yer verdi: “Kamu hizmetlerinde şiddet, maalesef sadece yaralama ve can kaybı yaşandığında haber olmaktadır. Ancak şiddet, tüm biçimleriyle kamu hizmetlerinin her hücresine yayılmış durumdadır. Kamuya ilk alımlarda “mülakat sopası” ile başlayan bu şiddet döngüsü; iş yerlerinde mobbing, idari ve psikolojik baskı, ayrımcılık, yok sayılma ve hak gaspları olarak kamu emekçilerinin karşısına çıkmaktadır. Sosyal devlet anlayışının budanarak kamu hizmetlerinin tasfiye edilme süreci, yurttaşların kamuya olan güvenini derinden sarsmakta; halkın bu politikalara yönelik öfkesi ve tepkisi, çoğu zaman doğrudan o hizmeti üreten kamu emekçilerine yönelmektedir.”
“ŞİDDETE KARŞI G(Ö)REV’DEYİZ YAŞAM HAKKINI SAVUNUYORUZ!”
Bu saldırıların her geçen gün artan yoksullaşmanın, sarsılan adalet duygusunun, işsizliğin, devlete olan güvensizliğin, geleceksizliğin, eşitsizliğin ve derinleşen toplumsal umutsuzluğun acı bir sonucu olduğunu dile getiren Azapçı, kamu emekçilerini itibarsızlaştıran, yok sayan ve kamu emekçisi ile halkı karşı karşıya getiren bu politikalardan derhal vazgeçilmesi gerektiği, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine son verilmesi gerektiği, tüm kamu hizmetlerinin nitelikli ve parasız olması gerektiği, kamu hizmetlerinin tüm yurttaşlara eşit ve adil bir şekilde sunulması gerektiğini söyledi.
ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI
Azapçı, açıklamasının sonunda eğitim sendikalarına destek vermek amacıyla KESK’in önümüzdeki iki gün iş bırakacağını ilan ederek, diğer kamu emekçileri sendikalarına da bu greve omuz verme çağrısında bulundu.
KESK’in eylemine Eğitim Sen ve KESK’e bağlı diğer sendika üyeleri, CHP İl Başkanı Dinçer Solmaz, emekli öğretmenler ve vatandaşlar destek verdi.






