Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, yeni müfredatta “Kurtuluş Savaşı” ifadesi yerine “Milli Mücadele” kavramının kullanılacağını açıklaması bir tartışma yaratır oldu.
Sayın Tekin, düzenlemeyi müfredattaki “bilişsel yükün” azaltılması kapsamında yaptıklarını söylemiştir.
Ve “4+4+4” sistemi, yabancı dil eğitimi, mesleki eğitim gibi pek çok başlığın gündem olduğu toplantıda, Bakan Tekin’den “yanlış kavramsallaştırma” çıkışı gelmiştir.
Ve de bu nedenle, “Derslerde Haçlı seferine Haçlı saldırısı, Bizans’a Doğu Roma, coğrafi keşiflere sömürgeciliğin başlangıcı, Ege’ye Adalar Denizi, Orta Asya’ya Türkistan kavramlarını kullanıyoruz” denilmiştir.
Ayrıca toplantıda, “Kurtuluş Savaşı ifadesinin müfredattan çıkarılarak yerine Milli Mücadele kavramının kullanılacağı” ifade edilmiştir.
***
Sayın Bakan tarafından, tercih edilen kavram değişikliğinin “tarihsel bakış açısıyla ilgili” olduğu ifade edildi.
Ve “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” denildi.
Elbette Osmanlı, Selçuklu, Göktürkler, Hunlar bizim geçmişimizdir. Bunlar inkâr edilemez bir gerçektir.
Kurtuluş Savaşı’nın komutanları da Osmanlı subaylarıdır. Bu da bir gerçektir.
Ama bu isim değişikliğinde Millî Eğitim Bakanı’nın “Kurtuluş Savaşı” kavramından sanki rahatsızlık duyduğu gibi bir kuşku oluşmuştur.
Oysaki 1919'da başlayan süreç, emperyalist işgale karşı verilen bir bağımsızlık savaşıdır. Yani bir milletin var oluş savaşıdır.
***
Nitekim bu savaşa:
-“Kurtuluş Savaşı” denilmiştir.
-“İstiklal Savaşı” denilmiştir.
-“Kutsal İsyan” denilmiştir.
-“Milli Mücadele” denilmiştir.
-Atatürk “Nutuk”ta anlatmıştır bu savaşı.
-Doğan Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi” adıyla yazmıştır bu savaşı.
-Hasan İzzettin Dinamo, “Kutsal İsyan” ve “Kutsal Barış” adıyla yazmıştır bu savaşı.
-Sabahattin Selek, “Anadolu İhtilali” adıyla yazmıştır bu savaşı.
Ve bu savaşı:
-Halide Edip Adıvar, “Ateşten Gömlek” romanında anlatmıştır.
-Kemal Tahir, “Yorgun Savaşçı” romanında anlatmıştır.
-Turgut Özakman, “Şu Çılgın Türkler” romanında anlatmıştır.
Ve daha niceleri…
***
Evet, Kurtuluş Savaşı:
Yalnız Türk ulusunun bağımsızlığını sağlamakla kalmamış, aynı zamanda ezilen sömürülen tüm mazlum uluslara örnek olmuştur. Dünyada bağımsızlık çağının kapısını açmıştır.
Nitekim Atatürk:
“Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum” demiştir.
“Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşları, şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelik olarak vuku bulacaktır. Bu milletler bütün güçlükleri ve bütün engelleri yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır” demiştir.
Ve de “Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak, yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı egemen olacaktır” demiştir.
***
Sonuçta emekli bir öğretmen olarak diyorum ki:
“Millî Mücadele” kavramı, Birinci Dünya Savaşı’ndan başlayarak kullanılan bir ifade olmuştur.
Ve Millî Mücadele’ye 1932 yılından sonra “Kurtuluş Savaşı” denilmiştir ve de 86 milyonun hafızasına kazınmıştır.
İsim değiştirmenin ise “basit bir terminoloji değişikliği” ya da “sıradan bir sözcük tercihi” olmadığı gibi kuşku götürür bir görüntüsü oluşmuştur.
Bu nedenlerle, başka çağrışımlara neden olabilecek ve eğitim dünyasında gereksiz bir tartışma yaratabilecek bu tür adımlardan vazgeçilmelidir.