Güncel

“Emperyalizmin varlığının olduğu her yerde, NATO'ya hayır diyoruz”

Çorum Emek ve Demokrasi Platformu’nun, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ne karşı, “NATO'yu ülkemizde istemiyoruz” sloganıyla yaptığı eylemde; “Emekçiler ve halklar için güvenliğin koşulu NATO üyeliği değil, bağımsızlık ve barıştır” denildi.

Abone Ol

Çorum’da Emek ve Demokrasi Platformunun çağrısıyla bir araya gelen yurttaşlar NATO’yu protesto etti. Yapılan açıklamada Türkiye’nin NATO’dan çıkması talep edildi.
“NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın”, “Kahrolsun Amerikan emperyalizmi”, “Emperyalistler, işbirlikçiler 6. Filoyu unutmayın” sloganlarının atıldığı basın açıklaması Kadeş Barış Meydanı’nda gerçekleştirildi.
BASKI POLİTİKALARI ARTIYOR
Çorum Emek ve Demokrasi Platformu adına hazırlanan ortak basın metnini okuyan KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Şube Başkanı Kenan Sırma, NATO’nun 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirdiği zirve öncesinde, ülkede temel hak ve özgürlükleri hedef alan baskı politikalarının giderek ağırlaştığını belirterek, “NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek günlerdir ev baskınları yapılmakta, çok sayıda kişi gözaltına alınmakta, toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasaklanmakta, demokratik kamuoyu üzerinde baskı kurulmaktadır. Kent yaşamının baskıcı uygulamalarla kuşatılması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün fiilen sınırlandırılması kabul edilemez” dedi.
“TOPLUMA GÖZDAĞI VERİLİYOR
NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama furyasının yalnızca belirli kesimleri değil, toplumun tamamını susturmaya dönük bir gözdağı politikasının parçası olduğunu kaydeden Sırma, “Demokratik hakların kullanılmasının suç gibi gösterilmesine, barış ve demokrasi talebinin baskıyla bastırılmak istenmesine sessiz kalmayacağız. Bizler; savaş politikalarının, baskı rejimlerinin ve emperyalist müdahalelerin karşısında; emekten, barıştan, demokrasiden ve halkların kardeşliğinden yana tutum almaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“NATO BARIŞ DEĞİL, SAVAŞ GETİRDİ”
NATO’nun kuruluşundan bu yana halklara barış yerine savaş, güvenlik yerine istikrarsızlık getirdiğine dikkat çeken Kenan Sırma, konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Darbelerden işgallere, kontrgerilla faaliyetlerinden vekâlet savaşlarına uzanan tarihi bunun en açık kanıtıdır.
Bugün de dünya, enerji kaynakları, ticaret yolları ve jeopolitik çıkarlar uğruna yürütülen çatışmaların ve savaş politikalarının ağır sonuçlarıyla karşı karşıyadır.
Türkiye de bu tablodan bağımsız değildir. Siyasal iktidar, kendi siyasal varlığını sürdürmek ve içeride yaşanan ekonomik, toplumsal ve siyasal krizleri baskı politikalarıyla yönetmek adına ülkemizi NATO'nun güvenlikçi ve saldırgan stratejileriyle daha fazla uyumlu hale getirmektedir.”
“SAVAŞIN BEDELİNİ HALK ÖDÜYOR”
“Emperyalist merkezlerle kurulan bu bağımlılık ilişkisi, dış politikadan ekonomiye kadar pek çok alanda ülkemizin geleceğinin uluslararası güç odaklarının ve sermaye çevrelerinin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmesine hizmet etmektedir.
Halkın barış, demokrasi ve özgürlük taleplerinin bastırılmaya çalışılması; savaş politikaları ile içerideki baskı politikalarının birbirini beslediğini açıkça göstermektedir.
Başta ABD olmak üzere emperyalist güçler, kendi ekonomik ve siyasal çıkarları doğrultusunda halkları yeni savaşların içine sürüklemektedir. Uluslararası hukuku hiçe sayan, işgalleri ve saldırıları meşrulaştırmaya çalışan bu anlayış; dünyanın dört bir yanında otoriter rejimleri güçlendirmekte, halkların iradesini yok saymakta ve demokratik değerleri aşındırmaktadır.
Ortadoğu'da süren savaşlar, bölge halkına yönelik saldırılar ve bölgeyi daha büyük çatışmalara sürükleyen müdahaleler bunun en güncel örnekleridir.
Bu emperyalist barbarlığın bedelini ise halklar ödemektedir. Milyonlarca insan yoksulluk, göç, açlık ve ölümle karşı karşıya bırakılmaktadır. Savaşlardan ve gerilimlerden kazanç sağlayanlar silah tekelleri, enerji şirketleri ve uluslararası sermaye çevreleri olurken; bedeli işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve halklar ödemektedir.
Silahlanmaya ve askeri harcamalara ayrılan kaynaklar; eğitimden sağlığa, sosyal güvenlikten barınma hakkına kadar halkın temel ihtiyaçlarından karşılanmaktadır. Emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı krizlerin faturası daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik olarak emekçilere çıkarılmaktadır.
Emekçiler daha düşük ücretlere, daha güvencesiz çalışma koşullarına ve daha ağır yaşam koşullarına mahkûm edilirken; savaş sanayii şirketleri ve küresel sermaye çevreleri servetlerine servet katmaktadır.
Oysa halkların ihtiyacı daha fazla savaş değil barış; daha fazla sömürü değil eşitlik; daha fazla baskı değil demokrasi ve özgürlüktür. İşçilerin, emekçilerin, gençlerin ve halkların gerçek çıkarı savaşta değil barışta, rekabette değil dayanışmada, sömürüde değil eşitliktedir.”
“TÜRKİYE, BİR SAVAŞ ÖRGÜTÜ OLAN
NATO’DAN DERHAL ÇIKMALIDIR”
Türkiye’nin geleceğinin emperyalist merkezlerde, NATO karargâhlarında ya da uluslararası sermayenin çıkar hesaplarında olmadığını; emeğiyle yaşayan milyonların ortak mücadelesinde, halkın iradesinde, demokraside ve barışta yattığını belirten Sırma, NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek sürdürülen gözaltılar, ev baskınları, hak ihlalleri ve tüm antidemokratik uygulamaların derhal son bulması gerektiğini söyledi.
Ülkedeki NATO üslerinin kapatılması gerektiğini ve Türkiye’nin bir savaş örgütü olan NATO’dan derhal çıkması gerektiğini vurgulayan Sırma, “Savaş politikalarına, emperyalist müdahalelere ve baskı rejimlerine karşı; emek, barış, demokrasi ve halkların kardeşliği mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” dedi.