Bazı kitaplar vardır; okunur, biter, rafa kaldırılır. Bazıları ise insanın zihninde kalır, düşüncesine yerleşir, hatta bakışını değiştirir.
H. Bayram Kaçmazoğlu’nun kaleminden, Halil Çivi ile Zamanda Aykırı Yolculuk işte böyle bir kitap.
Bu kitabı okurken yalnızca bir akademisyenin düşüncelerini değil, aynı zamanda bir yaşamın, bir mücadelenin ve bir dönemin izlerini görüyor insan.
Zira bu kitap, özünde bir yaşam öyküsünü anlatıyor. Yoksul, yetim bir köy çocuğunun… Hiçbir ayrıcalığı olmayan, ama elinde üç güçlü sermayesi bulunan bir köy çocuğunun hikâyesi, dürüstlük, çalışkanlık ve zekâ.
Kitap ilerledikçe şunu fark ediyorsunuz: Bu hikâye yalnızca bireysel bir başarı öyküsü değil. Bu, aynı zamanda Cumhuriyet’in açtığı yolun somut bir sonucudur.
Köyden çıkan bir çocuğun, eğitimle, emekle, sabırla ilerleyip, üniversiteye, oradan akademiye ve nihayetinde dekanlığa kadar uzanan bir yolculuğu…
Bu, tesadüf değildir. Bu, bir sistemin, eksiklerine rağmen, hâlâ çalıştığını gösteren bir örnektir.
Kitabın en etkileyici yönlerinden biri, anlatımındaki sadelik ve akıcılık. Ne süslü bir dil kaygısı var ne de yapay bir derinlik… Tam tersine, doğrudan, içten ve yer yer sohbet tadında ilerleyen bir anlatım.
Bu sayede okuyucu, metni okumaz; adeta dinler. O anlatının içinde, çocukluk yıllarından başlayarak bir insanın nasıl şekillendiğine tanıklık eder.
Bu yolculukta dikkat çeken bir başka unsur ise karşılaşılan insanlar…
Hayatın kırılma noktaları çoğu zaman büyük olaylarla değil, küçük ama doğru temaslarla oluşur.
Kitapta da bunu açıkça görüyorsunuz:
*Yol gösteren bir öğretmen, *Ufuk açan bir akademisyen, *Doğru zamanda söylenen bir söz…
Ve en önemlisi: Bu karşılaşmaları doğru değerlendirebilme becerisi. Zira herkes iyi insanlarla karşılaşabilir; ama herkes o karşılaşmanın kıymetini bilemez.
Halil Çivi’nin farkı burada ortaya çıkıyor.
Kitap yalnızca bir yaşam anlatısı da değil. Aynı zamanda güçlü bir toplumsal ve siyasal bilinç metni.
Örneğin özgürlük konusuna yaklaşımı oldukça net: “Bir ülkede devlet bireye ne kadar çok karışıyorsa, o ülkede özgürlük o kadar azdır.” (s. 434)
Bu tümce, sadece bir tespit değil; aynı zamanda kitabın düşünsel omurgasını oluşturan bir bakış açısı.
Yine inanç ve özgürlük meselesinde şu vurgu dikkat çekici: “İnanç özgürlüğü içinde inanmama özgürlüğü de bulunur.” (s. 437)
Bu ifade, kitabın yalnızca geçmişe değil, bugünün tartışmalarına da dokunduğunu gösteriyor.
Cumhuriyet meselesi ise kitabın en güçlü damarlarından biri.
Halil Çivi, Cumhuriyet’i kuru bir tarih anlatısı olarak değil, bizzat yaşanmış bir olanak olarak ele alıyor.
“Cumhuriyet… aklın vesayetten kurtulmasıdır.” (s. 435)
Bu tanım, aslında onun yaşamını da özetliyor.
Çünkü onun hikâyesi, aklın, emeğin ve fırsatın birleştiği noktada yükselen bir yaşam hikâyesidir.
Kitabın bir başka önemli yönü de etik vurgusu.
Bugün en çok tartışılan konulardan biri olan değer erozyonuna karşı net bir duruş var: “Toplumsal yaşamın devamı açısından en önemli etik kuralları siyasi etiktir.” (s. 541)
Bu tümce, kitabı sadece bir anı kitabı olmaktan çıkarıp bir düşünce metni hâline getiriyor.
Peki bu kitabı neden okumalı?
Çünkü bu kitapta:
*Bir çocuğun nasıl profesör olduğunun hikâyesi var, *Bir insanın kendini nasıl inşa ettiğinin izleri var, *Cumhuriyet’in birey üzerindeki somut etkisi var, *Toplum, siyaset ve insan üzerine güçlü gözlemler var.
Ama belki de en önemlisi şu: Bu kitap, insana şunu anımsatıyor: Koşullar ne olursa olsun, doğru kullanıldığında yaşam değişebilir.
Kendi adıma şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu kitabı okumak, yalnızca bir yaşam hikâyesi öğrenmek değil; aynı zamanda bir düşünme biçimi kazanmak oldu.
İyi ki okudum. Çünkü bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise yön gösterir. Bu kitap, ikinci türden.
Son söz: Eğer bir kitap, hem sizi düşündürüyor, hem geçmişle bugünü bağ kurarak anlatıyor, hem de bir insanın nasıl yükseldiğini sahici bir şekilde gösteriyorsa…
O kitap okunmaya değerdir. Halil Çivi ile Zamanda Aykırı Yolculuk tam da öyle bir kitaptır.
Halil Çivi ile Zamanda Aykırı Yolculuk H. Bayram Kaçmazoğlu Doğu Kitapevi 560 s. İstanbul
