Tarihin en güzel adalet kıssalarından biridir.
Hz. Ömer’in kaybolan zırhı bir Yahudi vatandaşta bulunur. Mesele Kadı Şüreyh’in mahkemesine taşınır. Bir tarafta devletin halifesi, diğer tarafta sıradan bir vatandaş vardır.
Kadı Şüreyh delil ister. Hz. Ömer, zırhın kendisine ait olduğunu ispatlayacak yeterli delil sunamaz. Karar verilir ve zırh vatandaşta kalır.
Dünyaya hükmeden bir halife, kendi mahkemesinin kararına razı olur.
Yüzyıllar geçti. Kanunlar değişti, devletler büyüdü. Fakat adaletin ölçüsü değişmedi. Makam ne kadar büyük olursa olsun, hukuk karşısında herkes aynı yerde durur.
Türkiye’nin bugün güçlü bir devlete ihtiyacı var. Devletin kurumlarına sızmaya, milletin iradesine yön vermeye, hukukun yerine kendi düzenini koymaya çalışan hiçbir yapıya müsaade edilmemeli. Terör örgütleri ve örgütlü suç yapılarıyla mücadelede kararlı olmak, devletin ve milletin hakkıdır.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in göreve geldiği günden bu yana ortaya koyduğu çalışma da bu anlayışın önemli bir parçası.
Yargının hızlandırılması için hedef süre uygulamasının güçlendirilmesi, ihtisas mahkemelerinin yaygınlaştırılması, Adalet Hizmetlerinin Etkinliği Daire Başkanlığının kurulması, 12. Yargı Paketi, uzun süredir bekleyen dosyaların yeniden ele alınması, boşanma ve nafaka meselelerinin gündeme taşınması ve suç örgütleriyle mücadeledeki kararlı tutum…
HSK’nın denetim ve disiplin mekanizmalarında tavizsiz anlayışın sürdürülmesi de önemli. 2026 yılında 525 hâkim ve savcı hakkında esasa ilişkin karar alınması, 84 kişinin meslekten çıkarılması, mesleğin itibarını koruma konusundaki hassasiyeti ortaya koyuyor.
Akın Gürlek’in çalışma tarzında sevdiğim taraf şu: Sorumluluktan kaçmıyor.
Zor dosyaların üzerine gidiyor. Eleştirileceğini bilse de karar almaktan çekinmiyor. Adalet gibi ağır bir emaneti, makamın konforuna sığınmadan taşımaya çalışıyor.
Türkiye’nin böyle yöneticilere ihtiyacı var.
Devlet güçlü olacak. Kurumlar temiz kalacak. Hiçbir örgüt, hiçbir yapı, hiçbir makam hukukun üzerinde olmayacak. Vatandaş da adliye kapısında hakkını ararken devletinin yanında olduğunu bilecek.
Akın Bey’e bu ağır ve şerefli görevinde başarılar diliyorum.
Allah yardımcınız olsun.
Hz. Ömer’in zırhı için verilen kararın üzerinden yüzyıllar geçti.
Kıssanın bize bıraktığı ders hâlâ aynı:
Makam büyüdükçe insan hukukun üstüne çıkmaz; hukuka karşı sorumluluğu büyür.
Ve yıllar sonra geriye makamlar değil, o makamda ne yaptığınız kalır.
Sevgiyle Kalın..