Bazen şehirlerin kaderi rakamlarda gizlidir.
1975 nüfus sayımına bakalım.
Çorum: 547 bin.
Denizli: 560 bin.
Türkiye sıralaması?
Çorum 29.
Denizli 28.
Aradaki fark neredeyse yok.
Aynı lig.
Aynı ölçek.
Benzer kırsal ağırlık.
Benzer sanayi potansiyeli.
Peki bugün?
Denizli 2023 itibariyle Türkiye’de 23. sırada.
Nüfusu 1 milyon bandını aşmış.
Tekstil, metal, gıda sektörlerinde ihracatçı kimliği kazanmış.
Çorum ise 42. sıraya gerilemiş.
Merkez nüfusu 300 bin bandında.
Göç veren bir il konumunda.
Aradaki fark artık birkaç basamak değil, bir zihniyet farkı.
FARK PARA DEĞİL
1976’da Denizli’nin sanayi hacmi Çorum’dan dramatik biçimde büyük değildi.
Ama Denizli erken karar verdi:
“İhracata oynayacağız.”
Organize sanayiyi büyüttü.
Aile üretimini kurumsallaştırdı.
Sermayeyi şehirde tuttu.
Risk aldı.
Çorum ise daha temkinli yürüdü.
İç pazara dayalı üretim.
Bireysel başarı hikâyeleri…
Şehir ölçeğinde zayıf koordinasyon…
Denizli büyümeyi sistem haline getirdi.
Çorum büyümeyi kişisel başarıya bıraktı.
Haset ve fesat çukuru sürekli paçasından çekti. Bu sosyal ve siyasi hayatının merkezinden hiç çıkmadı.
İşte makas burada açıldı.
1980’İN GÖLGESİ
Çorum sıradan bir şehir değil.
1980’de yaşanan Çorum Olayları bu şehrin hafızasına korku kazıdı.
Korku ne üretir?
· Riskten kaçınma
· Sessizlik
· “Aman huzur bozulmasın” refleksi
Bu refleks kısa vadede güven hissi verir.
Ama uzun vadede büyümeyi sınırlar.
Şehir savunma psikolojisine geçti.
Denizli ise atak psikolojisine…
Biri “Nasıl ayakta kalırız?” dedi.
Diğeri “Nasıl büyürüz?” dedi.
NÜFUS RAKAMLARI NE SÖYLER?
Nüfus sıralaması sadece sayı değildir.
Çekim gücünü gösterir.
Denizli 28’den 23’e yükselmiş.
Çorum 29’dan 42’ye düşmüş.
Bu demektir ki:
Denizli insan tutmuş, hatta çekmiş.
Çorum insan kaybetmiş.
Bir şehir gençlerini tutamıyorsa,
sermayesini merkezde tutamıyorsa,
nitelikli göç alamıyorsa…
Sorun sadece ekonomik değildir.
ASIL MESELE: “BİZE GÖRE DEĞİL” EŞİĞİ
Çorum’un kırması gereken ilk zihinsel eşik şu:
“Bize göre değil.”
· Büyük yatırım burada tutmaz.
· Dünya markası buradan çıkmaz.
· Nitelikli genç burada kalmaz.
Bu cümle yüksek sesle söylenmez.
Ama karar anlarında kendini gösterir.
Birkaç münferit başarılardan bahsederek büyük düşünmeyi gölgelemek gururumuzu okşuyor belki bu yeterli geliyor.
Bir genç “Okusan ne olacak?” diyorsa,
bir yatırımcı “Merkezi İstanbul’a alalım” diyorsa,
bir akademisyen “Projeyi Ankara’dan yürütelim” diyorsa…
Zihinsel göç başlamıştır.
Fizikî göç onun sonucudur.
ÇORUM’UN SORUNU NE DEĞİL?
Para eksikliği değil.
Coğrafya değil.
Potansiyel eksikliği değil.
Sorun şu: Kurumsallaşmamış büyüme ve kolektif vizyon eksikliği.
Başarılı iş insanı var.
Çalışkan insan var.
Sanayi kültürü var.
Ama şehir ölçeğinde iddialı bir ortak hedef zayıf…
SON SÖZ
1976’da aynıydık. Bugün değiliz.
Bu fark kader değil. Tercihlerin, psikolojinin ve cesaretin sonucu…
Şimdi soru şu:
Çorum savunma psikolojisinde kalmaya devam mı edecek?
Yoksa büyüme psikolojisine geçecek mi?
Çünkü şehirler önce zihinde büyür.
Zihinsel eşik kırılmadan ekonomik sıçrama gelmez.
Ve en kritik soru şudur: Biz gerçekten büyümek istiyor muyuz?