Kadın cinayetleri konusunda CHP tarafından hazırlanan raporu kamuoyu ile paylaşan Özlem Güngör, “Bir ülkede bir yıl içinde yüzlerce kadın öldürülüyorsa, bu artık bireysel değil, sistematik bir sorundur...
Bu durum, “kıskançlık”, “öfke” veya “namus” bahanesiyle açıklanamaz... Bu, açıkça cezasızlıkla, ihmalle ve eşitsizlikle beslenen bir erkek şiddeti düzenidir” dedi.
Özlem Güngör’ün konuyla ilgili basın açıklaması şu şekilde:
DEĞİŞEN SADECE KADINLARIN İSİMLERİ
“Bir yıl daha geçti, yaşam hakları ellerinden alınan, öldürülen yine kadınlarımız oldu.
Takvimler 2026'yı gösterirken geride kalan bir yılın bilançosuna şöyle bir bakalım;
Bu bilanço ne ekonomik ne de siyasi bir bilanço…
Bu bilanço, yarım kalan hayatların, susturulan seslerin, boş kalan evlerin bilançosu.
2025 verilerine göre Türkiye’de: 297 kadınımız, erkekler tarafından öldürüldü. 94 kadınımız ise şüpheli kadın ölümü olarak kayıtlara geçti. Yani 2025’te toplam 391 kadın ya cinayetle ya da aydınlatılamayan ölümlerle yaşamını yitirdi.
Yılın ilk aylarından itibaren rakamlar artarak geldi.
İlk 6 ayda 136 kadın cinayeti kayıtlara geçti. Yılın ilk 10 ayına gelindiğinde bu sayı 300’ü aştı. Her ay açıklanan raporlar birbirinin neredeyse aynısı.
Değişen sadece kadınların isimleri...”
“CEZASIZSIZ VE EŞİTSİZLİK KADINLARIN KADERİ OLMAMALI”
“Yani 2025’te her gün birden fazla kadın ya öldürüldü ya da ölüm nedeni aydınlatılamadan hayatını kaybetti.
Bu veriler bize; kadınların büyük çoğunluğunun: Eşi, eski eşi, birlikte olduğu ya da aile üyesi erkekler tarafından kendi evlerinde veya birlikte yaşadıkları alanlarda çoğunlukla ateşli silahlar kullanılarak öldürüldüğünü göstermektedir.
Üstelik öldürülen kadınların önemli bir bölümü daha önce şiddet gördüğünü beyan etmiş, koruma ya da uzaklaştırma kararı talep etmişti.
Talepler karşılanmadı, alınan kararlar ise uygulanmadı, mekanizmalar işlemedi, kadınlar korunmadı.”
“SİSTEMATİK BİR SORUN”
“Bir ülkede bir yıl içinde yüzlerce kadın öldürülüyorsa, bu artık bireysel değil, sistematik bir sorundur...
Bu durum, “kıskançlık”, “öfke” veya “namus” bahanesiyle açıklanamaz... Bu, açıkça cezasızlıkla, ihmalle ve eşitsizlikle beslenen bir erkek şiddeti düzenidir.
2025 verileri bize çok net bir şey söylüyor: Kadın cinayetleri tesadüf değil, kadın cinayetleri münferit değil, kadın cinayetleri önlenebilir...
Ama bunun için sadece rakamları açıklamak yetmez, o rakamların arkasındaki ihmali ve sorumluluğu da konuşmak gerekir.
Çünkü her sayı, bir kadının yarım kalan hayatı ve her suskunluk, bir sonraki cinayetin ortağıdır.”
“BİZ BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ”
“Kadınların korkarak değil, güvende yaşayacağı, çok daha fazla ekonomik özgürlüğünü kazandığı, İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden yürürlüğe gireceği, 6284 sayılı kanunun tam anlamıyla uygulanacağı bir geleceği yan yana el ele dayanışma ile biz kadınlar birlikte inşa edeceğiz. Biz birlikte güçlüyüz.
Kadına dokunma… Yaşam haktır, şiddete hayır…”





