Bir adam anlatıyor.

“İsveç’e gittim. Baktım 7.5 milyon nüfus, ülkede yılın yarısı gündüz yarısı gece. Ama adamların 10’dan fazla dünya markaları var. Bir iş insanına “Bunu nasıl başardınız?” diye sordum. Dedi ki: “Biz ülkeyi 2. dünya savaşında altın tepsi içinde Hitler’e sunduk. O da ülkemizi yakıp yıkmadı. Böylece o markaları yarattık.”

Bu cevap beni tatmin etmedi. Bir başkası “İşte ülkemiz ada gibi küçük bir yer. Dünyaya açılmak zorundaydık. Ayrıca İsveç halkı çok çalışkan bir halktır…”

Bu cevap da beni tatmin etmedi.

Sonra İstanbul’da rastladığım ve İsveçli olduklarını öğrendiğim bir grup gençten birine sordum. O dedi ki: “Biz İsveçlilerin şaşmaz 3 ilkesi vardır. Bunlardan birincisi İsveç devleti, her İsveç çocuğuna herhangi bir yabancı dili kendi anadili düzeyinde öğretir. Bu dünyaya açılmayı ve insanlarla iletişim kurmamızı kolaylaştırmanın başında gelir. İkincisi her İsveçli çocuğa yeteneği hangi alandaysa, o işi profesyonel olarak yapanlar kadar iyi yapmalarını öğretir. Bu kayaksa kayak, futbolsa futbol vb. Herkes bir alanda yeteneğinin zirvesine ulaşır. Bu da insanda özgüveni sağlar. Üçüncüsü de her İsveçli bir müzik enstrümanını profesyoneller kadar iyi çalar. Bu da ruhumuzun gıdasıdır.Ruhumuz bundan beslenir. Bu dünya markalarını yaratanlar işte bu 3 şaşmaz ilkelerdir.”

Aradığım cevap işte buydu. Genç adam bana filozof gibi cevap vermişti.

*

Bu anekdottan şu sonucu çıkarabiliyoruz: Demek oluyor ki ülkeleri uçuran da yere batıran da ülkenin eğitim sistemi...

Bir de bize bakalım. Çocuklarımızı 6 yaşında bir sisteme teslim ediyoruz.16 ya da 17 yıllık bir eğitim aldırıp geri alıyoruz.

Bu 17 yılda neler yapılabilir: Mesela birkaç yabancı dil, anadili düzeyinde öğretilebilir. Ya da bir Hollanda çiftçisi kadar toprağı verimli işlemek, ya da bir inekten 50 kilo süt nasıl elde edilebilir, bu öğretilebilir. Veya herhangi bir zanaat alanında herkesin aradığı, yeteneğin doruğunda bir usta yetiştirilebilir. Kalifiye bir ara eleman su ustası, duvar ustası gibi.

Biz ne yapıyoruz.23 yaşına gelmiş bir gencin eline üzerinde DİPLOMA yazan bir kağıt parçası tutuşturup “Haydi gazan mübarek ola” deyip hayat meydan muharebesine salıyoruz.

Bir de bakıyorsun ki o kağıt parçası o işi yapmaya yetmiyor. Bilgi yetmiyor, yetenek de gerekiyormuş. Bunu öğreniyoruz ama ay bacayı aşmış oluyor. Geçmiş ola.

Bu gencin birkaç yılı KPSS meydan muharebelerinde geçiyor. Nihayet azmi olanlar istenen puanı alıyor almasına da, bu kez de MÜLAKAT denen o “istediğimi alırım” ağını seriyoruz önlerine. Hamili kart yakınımdır hikmetine ulaşanlar iş buluyor.Diğerleri bir daha KPSS meydan muharebesine. Bundan ümidi kesenler de ya marketlerde kasiyerliğe, ya taşeron temizlik firmalarında eleman olmaya, ya da özel güvenlik müesseselerine girebliyorlarsa ne mutlu onlara. Bunlar bile hafif şiddette torpile dayanıyor diyorlar. Ben diyenlerin yalancısıyım

Bu gençlerin bir kısmı da özel şirketlere iş başvurusu yapıyorlar. Mülakat hazretleri orada da yakalarını bırakmıyor. İnsan kaynakları genci hafiften yokluyor: Evladım sen ne iş yaparsın? Ne iş olsa yaparım abi..Mesela muhasebeyi bilir misin? Yok abi de yaparım, yani öğrenirim….Bu minvalde yürütülen mülakat sonunda bakıyorlar ki hiçbir işten anlamaz birisi. Sonunda çay kahve getir götür işlerine gelince gencimiz “Abi elimde üniversite diploması var görmüyor musun!” diyor.

Eee var olmasına var da o diploma malesef şöyle güzel bir çay bile demlemeye yetmiyor. “Hadi evladım, o diplomayı kaynat da suyunu iç” denmiyor da kibarca “biz size döneriz” yalanıyla geldiği kapıdan gönderiliyor.

İşte ironi tam bu noktada başlıyor. Sistem size Mississippi nehrinin uzunluğunu, Everest dağının yüksekliğini, Avagadro sayısını, integrali ezberletiyor, güya öğretiyor da gerçek hayatta neler işinize yarayacak, mesela ‘basit bir kanamaya ilkyardım nasıl yapılır’ı öğretmiyor. ‘Kalp krizi nasıl anlaşılır ve nasıl müdahale edilir’i öğretmiyor.

Nihayet Mühendislik bitirmiş bir genç en basit evindeki bir sigortayı değiştiremiyor. Bozuk bir elektrikli aletin devresini tamir edemiyor. Yeteneği yok, kendine güveni yok. İlkokul terk usta arıyor tamir ettirmeye.

İletişim bitirmiş bir genç en basit bir trafikteki ağız dalaşını ustaca yönetmeyi beceremiyor. Galiz küfürlerin, kaba güç, şiddetin okkası kaç para..Silahları konuşturmaya bile varıyor Allah korusun. Bazen de bakıyorsunuz kurşunların hedefi oluveriyor. Ömrünün baharında biri toprağın altına, diğeri hapishaneye. Bunlar birer istatistik rakamı oluyor.

Hiç merak etmiyor musunuz? Mesela İsveç tarihinde bizim bir günde yaşadığımız buna benzer olaylar hiç yaşanmış mıdır? Bana yol vermedin, geçiş hakkı benim kavgaları, hatalı sollamaya zaaarrrrttt diye korna çalmak duyulur mu?

Çocukları 17 yıl boyunca test deryasında yüzdürüyor, a)b)c)d)e) hangi seçenek doğru bil yeter diyorsunuz. En fazla neti çıkaran kazanır diyor bu beş seçenekten başka seçenekler de var demiyoruz. 23 yaşında çocuk bir de bakıyor ki hayat bu seçeneklerden başka binlerce seçenek gösteriyor.

Bu seçenekleri de televizyon dizileri ile sunuyorsunuz çok şükür. Vur,kır,öldür,mafyaya yaklaş,yüksel baba ol. Milyonlar harca lüks villalarda metreslerle kimin eli kimin cebinde….Hiç olamıyorsan mafyada piyon ol bari…Eğer kadınsan özgür ol, aç oranı buranı be ablam..İki günde meşhur olur, dizi yıldız bile olur, paraya para demezsin Azıcık fiziğin olsun , hooop milyonlar cepte..Harca su gibi..Mesela 50 bin dolarlık çanta seni bekliyor..Lüks mekanlarda peçete değiştirir gibi sevgili değiştir…Magazin gazetelerinde boy boy poz ver…Bunlar sunuluyor bazılarına. Hepsi de böyle diyemem ama son günlerde bunların da ne mal olduklarını görüyorsunuz.

Ya da hiçbir şeye karışma. Sana ne veriliyorsa onunla yetin. Bak Peygamber Efendimiz gibi ol. Bir hurma ile tut orucunu. Bir lokma bir hırka yaşa. Fakir kal ki şu mendebur zenginlerden 500 sene önce gir Cennete. Ne mutlu size siz Allah’ın en sevgili kullarısınız.Yarın Cennette ResulümüzEfendimize komşu olacaksınız inşallah.

Sakın ha Peygamber Efendim, bu kul hakkı yemeye, bu harama el uzatmaya, devletin malını havuduyla yutmaya, gariban emekli 20 bine talim ederken üç beş yerden huzur hakkı ya da makam hakkı ballı maaşları, milyonları cebe indirmeye, yalanı dilinden düşürmeyip cumaları kaçırmayana, hak hukuk adaleti yerlerde süründürenlere ne derdi diye sorma..Kafir olur Cehennemi boylarsın…

(SÜRECEK)