Vardım ileriye, döndüm geriye,

Ben de şaştım sarındığım deriye,

Kendime rastladım varsam nereye,

Evvel, ahir, sonlu sonsuz benimdir…(Sefil Selimi)

Büyüdüm küçüldüm hiç farketmedi,

Zamanla güreştim gücüm yetmedi,

Eli tutan toprak beni tutmadı,

Dinli, dinsiz, kinli kinsiz benimdir… (Sefil Selimi)

Ben bir dağ yeliyim kuşkulu korkak,

Sen ölümsüz ikili tohum toprak,

Bulut, bulut kaçmak isterken sizden,

Yağmur, yağmur geri döndüm ağlayarak…(Fikret Sezgin)

Tanrım nasıl yarattın bunca insanı tip tip?

Uslarında nasıl fark yarattın ey yüce sahip?

Hikmetinden sual olmaz ama neydi muradın?

Hepsi başka bir alem, hepsi başka bir garip! (Mehmet Özata)

Her şey kanar tek balık kanmaz sudan,

Gün uzar eğer rızkın bulmazsa can,

Olgun adamın halinden anlar mı ki ham?

Söz uzar kesmek gerekir vesselam…(Mevlana)

Aşıkınam nasıl ayık kalayım?

Doldur aşk şarabını gönül testime,

Sen İran ol, ben de Şah’ın olayım,

Varsın Sultan Selim gelsin üstüme…(Cemal Safi)

Ömer Hayyam rubaiye can vermiş yaşıyor,

Hikmetli sözleriyle çağları aşmış taşıyor,

Bir ömürde bin yıl yaşamış gibi Hayyam,

Hayata hikmet katıp felsefeyle anlatıyor…(Mehmet Özata)

İlahimle Mevlana’yı döndürdüm,

Yunus’umla öfkeleri dindirdim,

Günahımla çok ocaklar söndürdüm,

Mevladan’ım hayır benim, şer benim..( Cemal Safi)

Beni özene bezene yaratan kim? Sen!

Ne yapacağımı da yazmışsın önceden,

Demek ki günahı da işleten sensin bana

O halde nedir o cennet cehennem? (Ömer Hayyam)

Sagarda değil saki zibada gözüm yok,

Gülşen ne demek kubbei minada gözüm yok,

Bir haleti diğerle gönül hastadır amma,

Mecnun olsam Leyla’da gözüm yok…(Fehmi Tokay)

Hayyam dedi “Mehmet rubaiye devam et,

Çocuğum onlar benim, hepsinde var bir hikmet,

Roman uçuk hayaldir, yaşanmamış hayattır,

Fazla söze ne hacet, dörtlüktedir muhabbet”…