Halkın Karun’a öğüdü, “Allah’ın sana (ve dilediğine) verdiğinden Allah’ın yolunda onun kullarına ver, ahiret yurdunu unutma, bunun bir sınav olduğunu daima hatırında tut. Malı, menhiyat, fuşiyat, haram yollarda harcama, dünyadaki nasibin ne ise onunla Allah yolunda yaşa. Ulu Allah sana nasıl ihsan etti ise sen de onun kullarına harca. Çünkü Allah ihtiyaç sahiplerinin rızkını senin malında yarattı. Senin malında onların hakkı, senin halka borcun var. Mallarından onları yararlandır, insanlara iyilik et” derler ve ilave ederler; “Üstelik kimseye iyilik etmediğin gibi yaptığın haksızlık ve zulümle yeryüzünde fesat çıkarma, bunu cezasını er geç çekersin. Çünkü ulu Allah fasıkları asla ve kata sevmez.” Kasas, sh.393

Büyük tefsir alimi Fahreddini Razi meşhur eseri tefsir kebirinde Karun’la ilgili şu bilgiyi veriyor;

Karun, Hz. Musa’nın amcazadesi veya amacası herkesçe bilinen namlı, mevki sahibi birisi idi. Tevrat’ı en çok okuyan oydu. Sureti güzel, yakışıklı olduğundan adını münevver koymuşlardı. Çünkü ulu Allah’ın Karun’a isteyemeyeceği kadar varlık vermiş ve onu korkunç sona götürecek amelleri ile büyük bir imtihana tabi tutmuştu. Halkın nezdinde alim, fadıl ve şerefli olduğu halde Hz. Musa’yı kıskanıyor, onun peygamberliği bana gelmeliydi, haşa kendini daha layık görme hastalığına tutulmuştu. Allah’a gücü ile isyan yolunu tutmuştu. Devamlı Hz. Musa’ya kumpas kuruyor, münafıklık yapıyor, halka fesat çıkarıyor, gücünü Hz. Musa’nın düşmanlığına ve fuhsiyata harcayordu. Öylesine asileşmişti ki, açıktan açığa fesadına ve fuhsiyatla devam ediyordu.

Derken o zaman Hz. Musa’ya zekat ayeti nazil oldu. Karun’dan malının zekatını vermesi istendi. Karun inkar etti. “Bu malı ben aklımla çalışmamla kazandım, Allah vermedi. Niye herkese vermiyor” gibi hezeyanlarla Allah’a isyan etti. Kafir Firavunla bir olup Hz. Musa’yı yok etmeye karar aldılar. Ama unuttukları bir husus vardı. Bir kişiye dünya düşman olsa, o kişi Allah’ın dostu ise gerisi boştu. Hiç kimse ulu Allah‘la savaşamaz. Bir gök gürültüsü kainatı bir anda helak eder. Neticede; Firavun bir ordu ile Hz. Musa’yı Mısır’dan inananlarla birlikte Mısır’dan çıkışta Firavun ordusu ile Hz. Musa’yı takip etti. Tevrat’ta buna huruç denir. Yani beni İsrail’in Mısır’dan Firavun’un zulmünden kurtuluşunu anlatır. Hz. Musa Kızıldeniz’in kıyısına gelince yüce emir verir ve Kızıldeniz yarılır. Hz. Musa A.S. ve inanan müminler karşıya geçerler. Bu arada Firavun da ordusu ile Kızıldeniz’den açılan yola girmiştir. Yüce Allah emretti ve Kızıldeniz bitişti. Firavun’un ordusu Kızıldeniz’de boğuldu. Firavun’a o anda cehennem gösterildi. Hz? Musa’ya arkadan yetişti ve Ya Musa “Amenet Beni İsrail” Yani, Ya Musa, ben İsrail’in rabbine iman ettim” dedi ama cehennemi görmeseydi iman etmeyeceğini yüce Allah bildiği için küfür ehli olarak Kızıldeniz’de boğuldu. Bunlar hep Kur’an ayetidir.

Yüzüstü yere secde halinde Kızıldeniz’de çürümeden 6 bin yıl denizde kaldı. Sonra araştırma sonunda ölüsü bulundu. Bu gün İngiltere’de British Müzesinde cam fanus içinde kıyamete kadar aleme hikmetli ibret olarak sergilenmektedir.

Açık ve net, Allah’ın kudretinin ayan beyan belgesidir. Yüce Allah kafir Firavun’u Kızıldeniz’de boğunca Mısır halkı Hz. Musa A.S.e çoğu iman etti ama bir kısmı da Karun’un peşine takıldılar. Hz. Musa’nın kardeşi Harun A.S. halkın kurban işleri ile uğraşıyordu. Kurban ibadeti Hz. Adem’den beri kıyamete dek devam edecek bir ibadettir.

(SÜRECEK)