Evet, 6 Şubat 2023 Pazartesi günü Türkiye, Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerle ve ardından 38 bin artçı depremle büyük bir felaket yaşamıştır.

Ve Türkiye'nin 11 ilinde (Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa), yani 120 bin kilometrekarelik alanda yaşayan 14 milyon vatandaşımız, bu felaketi en ağır şekilde yaşamıştır.

Resmi rakamlara göre, can kaybı 53.614, yaralı sayısı 107.213 olmuştur.

Yine resmi verilere göre, 11 ilde 36 bin 932 bina deprem anında yıkılmış, 311 bin bina ağır hasar nedeniyle kullanılamaz hale gelmiş, milyonlarca insan evsiz kalmıştır.

Can kaybının yarısından fazlasının olduğu Hatay’da yıkım daha da büyük olmuştur.

Ve de Hatay Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan oğlum Olgun Akpınar, tüm Hataylıların yaşadığı bu acıyı, en ağır şekilde yaşamıştır.

***

Evet, Anadolu'ya gelip yerleşik hayata geçer oluşumuz 1000 yılı geçti.

Ama hala yerleşik hayatı idrak edemedik. Hala kentleşmenin, kentlerde yaşamanın gerekleri nedir öğrenemedik. Ve de öğrenemedik ev yapmayı, öğretemedik ev yapmayı.

Bu nedenle, “Deprem Dede” olarak bilinen Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, “Unutmayın deprem öldürmez, binalar öldürür” demişti.

İşte o gün Maraş yıkıldı, Antep yıkıldı, Hatay yıkıldı.

İşte o gün Adana, Urfa, Diyarbakır, Kilis yıkıldı.

Ve o gün Osmaniye, Adıyaman, Malatya, Elazığ yıkıldı.

Elbette yıkanlar, düşman değildi. Yıkanlar, yalnız deprem değildi.

Yıkanlar, o binaları içindekilere mezarlık olarak yapanlardı.

Yıkanlar, mimari projeyi tam olarak uygulamayıp hırsızlık yapanlardı.

Ve de yıkanlar, imar aflarıyla bu tip binaların yapılmasının önünü açanlardı.

***

Çünkü İktidarlar, 1948 senesinden bu yana sayısız imar affı çıkarır oldular.

Üstelik imar affı için imar barışı ifadesini kullandılar. Ne yazık ki, her siyasi hareket tarafından benimsenir, her siyaset tarafından da yaşama geçirilir oldu bu af.

İşte yapılan imar afları, namı diğer imar barışı:

Tek parti (CHP) döneminde 3 imar affı çıkarılmıştır.

Demokrat Parti döneminde 2 kez...

Adalet Partisi döneminde 1 kez...

Kenan Evren döneminde de 1 kez...

Özal döneminde 4 kez...

Ecevit’in (CHP-ANAP-MHP Koalisyonu) Başbakanlığı döneminde 1 kez çıkarılmıştır.

AKP döneminde ise 6 kez çıkarılmıştır.

Yani bugüne kadar tam 18 kez imar affı çıkarılmıştır.

***

Ama bilelim ki, deprem bir doğa olayıdır.

Ve de bilelim ki doğa, kaçınılmaz olarak kendi kuralları içinde hareket etmekte, jeolojik altüst oluşumlar milyonlarca yıl devam etmektedir.

Türkiye ise bir deprem ülkesidir ve de her türlü afeti yaşayan bir coğrafyadır.

Ve bu coğrafyada yıllarca sel felaketi yaşandı, toprak kayması yaşandı, yangın felaketi yaşandı, deprem felaketi yaşandı ve yaşanmaktadır.

Ve de bu coğrafyada, neredeyse bu felaketlerin olmadığı yıl, ay, gün yok gibidir.

***

Peki, ders alınmıştır diyebilir miyiz? Hayır, alınmıştır diyemeyiz. Çünkü:

Can kaybının 33 bin, yaralının 100 bin olduğu, 116 binden fazla binanın hasar gördüğü 7,9 şiddetindeki 1939 Erzincan Depremi’nden ders alındı mı? Alınmadı.

Can kaybının 3.840 olduğu, 10 bine yakın binanın hasar gördüğü 7,5 şiddetindeki 1976 Van-Çaldıran Depremi’nden ders alındı mı? Alınmadı.

Can kaybının 18.373, yaralının 25 bin olduğu, yüzbinlerce ev ve iş yerinin hasar gördüğü 7,4 şiddetindeki 1999 Gölcük Depremi’nden ders alındı mı? Alınmadı.

Hemen ardından gelen ve 894 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 4948 vatandaşımızın yaralandığı 7,2 şiddetindeki 1999 Düzce Depremi’nden ders alındı mı? Alınmadı.

176 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 625 binanın çöktüğü 6,4 şiddetindeki 2003 Bingöl Depremi’nden ders alındı mı? Alınmadı.

601 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 2 bine yakın vatandaşımızın yaralandığı 7,2 şiddetindeki 2011 Van Depremi’nden ders alındı mı? Alınmadı.

Ve de 2020 Elazığ Depremi’nden, 2020 İzmir Depremi’nden ve diğer depremlerden ders alındı mı? Alınmadı.

Umarız ki, bu felaketi ve felaketleri yaşayan ülkemizde, Cumhuriyet tarihinin ve yüzyılın gördüğü bu en büyük felaketten gerekli ders alınır ve de alınmalıdır.

***

Evet, o günlerin en olumsuz ve en rahatsız edici görüntüsü:

Bu toplum, Bulgaristan kadar bir alanda büyük yıkım yaratmış bir felaketin acısını yaşarken, siyasi söylemlerde giderek toplumun sinir uçlarını kaşıyan bir dilin kullanılışı ve depremin acısının iktidar-muhalefet kavgasına alet edilir oluşudur.

İşte bu görüntü bu toplumun dokusuna uygun düşmemişti.

En olumlu görüntü ise:

Yüzyılın felaketine karşı, bu ülkenin insanlarının madden ve manen olağanüstü bir dayanışma görüntüsü ve yaşanan bu büyük acıya ortak oluşudur.

Ve de bugün yaraların sarılır olan görüntüsüdür.