ISVEA Seramik Yönetim Kurulu Başkanı, hemşehrimiz Erdem Çenesiz, Bloomberg HT’de yayınlanan ve Ece Mağat’ın sunduğu “60 Dakika” programının canlı yayın konuğu oldu.
Vitrifiye seramik sektörünü değerlendiren Erdem Çenesiz, yerli kaynaklarla üretim yapan sektörün net ihracatçı bir yapıya sahip olduğunu belirtti. Pazar dinamikleri açısından önemli avantajlar taşıyan sektörün, yeni konut inşaatlarının arttığı dönemlerde proje satışlarıyla büyüdüğünü; yeni konut üretiminin yavaşladığı dönemlerde ise yenileme pazarının güç kazandığını ifade etti.
Vitrifiye seramik sektörünün yüzde 82 yerli katma değer oranıyla ihracat gerçekleştirdiğini vurgulayan Çenesiz, “Sektörümüz; yerli hammadde kaynaklarıyla üretim yapan, yüksek miktarda döviz kazandıran bir alan. Seramik sektörünün diğer alanlarından farkı ise daha artizan bir iş kolu olması, ürünlerin üç boyutlu yapısı ve özellikle su tasarrufu konusunda fonksiyonel özellikler gerektirmesidir. Bu nedenle sürekli gelişen, değişime hızla uyum sağlayan bir sektörüz” dedi.
Rekabet koşulları ve ihracat maliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çenesiz, döviz kurunun ÜFE kadar artmaması nedeniyle üreticilerin marj kaybı yaşadığını belirterek, maliyet artışlarının ürün fiyatlarına daha hızlı yansıtılmak zorunda kaldığını ifade etti.
Tüm maliyet kalemlerinin döviz kurundan daha hızlı arttığını belirten Çenesiz, “İhracatçı bir sektörüz. Son dört yılı analiz ettiğimizde başta iş gücü olmak üzere tüm maliyetlerin dövizden çok daha fazla arttığını görüyoruz. Sektör bir dönüşüm süreci yaşıyor. Türkiye vitrifiye seramik sektörü, orta vadede ihracatta kalıcı ve güçlü bir oyuncu olmaya devam edecektir. Şirketlerimiz hızla değişiyor; hem ürünlerde hem de üretim teknolojilerinde ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye artık alt ve orta-alt segmentlerin üreticisi değil; orta-üst ve üst segment ürün gruplarında güçlü bir üretici konumuna geliyor. Bu dönüşüm aynı zamanda güçlü bir marka yapılanmasını da beraberinde getiriyor. Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin vitrifiye alanında daha önemli bir üretici ülke olacağına inanıyoruz. Bu dönüşüm sürecinde devletimizin desteğinin artmasını bekliyoruz” diye konuştu.
Markalaşma süreciyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Çenesiz, “Ürün dönüşümü, üretim teknolojilerindeki gelişim ve müşteri yönetimindeki dönüşümle birlikte; tasarım ve kaliteye önem veren, bu özellikler için daha yüksek bedel ödemeye hazır müşteri kitlesiyle pazarlarımızı güçlendirmeye devam edeceğiz. Avrupa’da Almanya’dan sonra en fazla vitrifiye seramik ihraç eden ülke konumumuzu koruyacağımıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Reeskont kredileri hakkında da açıklamalarda bulunan Çenesiz, “Merkez Bankası yöneticileri çok faktörlü, zor bir süreç ve sıkı bir program yürütüyor. Bunun farkındayız ve empatiyle yaklaşıyoruz. Mevcut program gerçekleri çerçevesinde Merkez Bankası’nın sanayiciyi ve özellikle ihracatçıyı biraz daha gözetmesini bekliyoruz. İhracat rakamlarının korunabilmesi ve sürdürülebilmesi için finansman şartlarının iyileştirilmesi gerekiyor. Merkez Bankası ve Ticaret Bakanlığımızla yaptığımız görüşmelerde reeskont kredileri her zaman öncelikli başlıklardan biri oluyor. TCMB faiz Oranlarında düşüş olmasa bile, reeskont kredilerinde yapılacak bir faiz indirimiyle ihracatçı desteklenebilir” dedi.
2026 yılının son çeyreğinden itibaren Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat koridoru bulunduğunu ifade eden Çenesiz, vitrifiye seramik sektörünün de bu süreçten olumlu etkileneceğini belirtti. Çenesiz, zorlu ekonomik programın öneminin farkında olduklarını ancak sektörün üretim gücünde zafiyet oluşmaması adına ihracat destek mekanizmalarının geçici süreyle güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Türk vitrifiye seramik şirketleri son beş yılda hem teknolojik hem de kapasite yatırımlarını büyük ölçüde tamamladı. Sektörün yeni bir yatırım ihtiyacından çok, işletme sermayesi finansmanına ihtiyacı bulunuyor. Piyasalar normalleştiğinde ve jeopolitik riskler azaldığında; kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna savaşı, güneyimizdeki gelişmeler ve güncel Amerika-İran geriliminin sona ermesiyle birlikte Körfez bölgesinden gelecek taleplere kapasite olarak hazırız. Bu nedenle kısa vadede reeskont ve Eximbank kredileri daha da önem kazanıyor” diye konuştu.




