9 Aralık 2025 günlü yazımın sonunu, “Ama yine de diyebiliriz ki, Ekim 2024’te başlatılan ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin önüne bir taş konulmaz, ya da bir yol kazası olmaz ise Kürt sorunu, bir ölçüde de olsa çözülecek ve de birlikte yaşanacak siyasal ve sosyal bir iklim oluşacak gibidir…” diye bağlamıştım.
Çünkü bu süreç:
1 Ekim 2024 günü TBMM’nin açılışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti milletvekillerine el uzatarak tokalaşmasıyla başlamıştı.
27 Şubat 2025 günü Öcalan’ın “örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesi” çağrısı yapmasıyla bir canlılık kazanmıştı.
Ve 12 Mayıs 2025 günü, PKK’nin kendini feshettiğini açıklamasıyla…
11 Temmuz 2025 günü de 30 PKK’lının Süleymaniye’de silahlarını yakarak, silah bırakmanın ilk işaretinin verilmesiyle…
Ve de 5 Ağustos 2025 günü sürecin siyasal çözümü için, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adıyla bir komisyonun kurulmasıyla…
Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne kan dökülerek yaşanan bu sorunun, artık çözüleceği ve birlikte yaşanan toplumsal bir iklimin oluşacağı sürece girilir olmuştu.
***
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Komisyonu’nda 134 kişi ve kuruluşun dinlendiğini söyledi.
Komisyonun toplantı tutanaklarına göre:
-Cumartesi Anneleri, Diyarbakır Anneleri, Barış Anneleri dinlendi.
-İnsan Hakları Derneği (İHD), Şehit yakınları, Gaziler dinlendi.
-Gençlik dernekleri, Kadın dernekleri dinlendi.
-Emekli subaylar, emekli astsubaylar dinlendi.
-Türkiye Barolar Birliği (TBB), ayrıca bazı barolar, hukukçular dinlendi.
-Araştırma kuruluşları, vakıflar dinlendi.
-Akademisyenler dinlendi.
-Eski meclis başkanları dinlendi.
-Odalar ve İş dünyası (TÜSİAD, MÜSİAD, ASKON) dinlendi.
-Sendikalar (TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, MEMUR-SEN, KAMU-SEN, KESK) dinlendi.
Ve son olarak 24 Kasım'da AKP, MHP ve DEM Parti milletvekillerinden oluşan 3 kişilik bir heyet İmralı’da Öcalan’la görüştü.
***
Ve hazırlanan rapor komisyonda okundu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Bu ziyaretin gerçekleştirilmesi ile birlikte komisyonumuzun dinleme faslı nihayete ermiştir” dedi.
Ve komisyonun 4 Aralık 2025 günü yaptığı 19’uncu toplantısında, İmralı Heyeti'nin ziyareti sonrası hazırlanan tutanağın 4 sayfalık özeti okundu.
Ama bu özet okuma pek de hoş karşılanmadı. Tamamı okunsa idi, sanırım akıllarda kuşku duyulan bir soru kalmayabilirdi.
Ve yine TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Şimdiye kadar hassasiyet ve fedakârlıkla yürütülen çalışmaların sonuna gelindiğini, nihai rapor hazırlanarak Meclis Genel Kuruluna sunulacaktır” dedi.
Yani konu, meclisin gündemine taşınacak bir aşamaya getirilmiş oldu.
***
Tüm bu oluşumlara bakarak, şimdi “barışı inşa zamanı” geldi diyebilir miyiz? Bilemiyoruz…
Eğer bir yol kazası olmaz ise ve de eğer önüne takoz olunmaz ya da bir taş konulmaz ise zamanı geldi diyebiliriz.
Ama biraz zor ve sorunlu olacak gibidir.
Çünkü:
Öncelikle ifade edelim ki, barışa onay vermek çok önemlidir ve de Türkiye için daha da önemlidir.
Ama barışı kurmak söz konusu olunca, siyasi kimliklerin tereddütlerini gidermek de o ölçüde zor gibidir.
Ayrıca bu konunun, faydacı politik hesaplarla iç politikaya alet edilme olasılığı da var gibidir.
Oysaki bu sorun, bir ya da birkaç siyasi partinin sorunu, bir ya da birkaç siyasi partinin çözeceği sorun değildir.
Çünkü Türkiye’nin 100 yıldır yaşadığı ve de çok ağır bir maliyeti olan bir sorundur.
Özellikle de başta ABD olmak üzere Batılı Küresel Güçlerin Ortadoğu politikalarına baktığımızda ve İsrail’in taşeronluğunu yaptığı bölgemizdeki oluşumlara baktığımızda mutlaka ve de mutlaka çözülmesi gereken bir sorundur.
Tüm bu olgulara bakarak yine de iyimser bir bakışla diyebiliriz ki, komisyonun oluşumunda ve de sorunun çözümünde, siyasette genel bir mutabakat olduğuna göre bir yol kazası olmayacak gibidir.