Almanya’da bizim Hatice Hans’la evlenmişler. Mutlu bir yuva kurmuşlar. Her ikisi de dini geleneklerine bağlı yaşar birbirlerine hiç karışmazlarmış.
Kurban bayramı gelince Hans Hatice’ye sürpriz yapmak istemiş. Yakın bir çiftlikten bir koç satın alıp Hatice’den habersiz banyoya sokup kesmiş. Kesmiş ama biraz da beceriksiz olduğundan üstü başı kan içinde kalmış. Bakmış beceremeyecek, elinde kocaman ekmek bıçağı Hatice’nin yanına gidince Hatice afallamış “Hayırdır Hans! Bu ne hal?” diye sorunca Hans da “Sorma, sana sürpriz yapmak için bir koç aldım. Bayramda szin buradaki akrabalara dağıtırız diye düşündüm ve senden habersiz hayvanı banyoda kestim ,ama ne yapacağımı bilemedim” demiş.
Hatice “Hay Allah iyiliğini versin Hans. İn aşağıda bizim Türklerin oturdukları bir kahve var. Ordan birisini çağır da o yüzme ve parçalama işini hallediversin” demiş.
Hans üstü başı kan içinde kahveye girince kahvedekilerin ödü kopmuş. Bakmışlar,üstü başı kan içinde dev gibi bir Alman, elinde kocaman bir ekmek bıçağı, kim olsa aklı çıkar elbette.
Hans “İçinizde Müslüman var mı?” diye sorunca herkes parmağıyla caminin imamını gösterince imam efendi “Ula şurda iki rekat namaz kıldırdık diye bana Müslüman diyenin anasını avradını ….” diye sinkaflı malum küfrü basmış.
Bunu neden anlattım. Sosyal medyada bir videoya rastladım. AKP’nin “özgül ağırlıklı abisi” sayın Bülent Arınç diyor ki: “Bu toplum artık aziz millet olmaktan çıktı. Yani dindarlık maalesef herkesin kaçtığı bir noktaya geldi kardeşim. Millet Müslümanlığı bıraktı kardeşim. Başörtüsünü terkediyor, namazı terkediyor. Deizm şu bu, bunlar bu günlerde çokça konuşulmaya başlandı.”
Videonun devamında sayın milletvekili Mustafa Yeneroğlu “Bu iktidar gittikten sonra yıkımın ne kadar büyük olduğu anlaşılacak. Bu iktidar düşünce öyle bir noktaya geleceğiz ki inançlı Müslümanlar olarak biz inançlı Müslümanlarız, bizim iddialarımız vardı diye acaba üç nesil sokağa çıkabilecek miyiz?” diye soruyor. Ve ekliyor: “Bakın yıllarca inançlı gençlik yetiştireceğiz dediler, yetişti mi? Onu zaman gösterecek. ‘Eğer bunlar müslümansa ben müslüman değilim’ diyen insan sayısının günden güne çoğaldığını ben de gözlemliyorum.”
Bu itiraflar elbette değerli ancak, Sayın Arınç’lar “Erdemliler Hareketi” olarak yola çıkmışlardı. Ortada ne erdem kaldı ne de adalet. Bunları söylerken de şunu itiraf etmiyorlar. “Bu ülkenin bu duruma gelmesi için biz de elimizden geleni arkanıza koymadık, yanlış yaptık,halkımızdan özür dileriz” deyip de kenara çekilmiyorlar.
Yukarıdaki fıkrada geçen imam efendi gibi bu iktidar değişsin sokakta bu iktidara oy verdim diyene rastlayamazsınız. Sanki bu ülkenin yarısı vermemiş gibi.
Günde üç vakit ekranlara çıkıp bu ülkede yargı bağımsız ve tarafsızdır. Türkiye bir hukuk devletidir” diyen gitti, yerine atanan bakana bakınca insanın “Amerika bizi kıskanıyor” diyesi geliyor.
Amerika’da bir demokrat, bir cumhuriyetçi senatör birlikte kürsüye çıkıp Adalet Bakanlığına ve FBI’a “Siz ne hakla Epstein dosyasıyla ilgili belgeleri saklıyor ya da sansürleyip halkın bilgi alma hakkını gaspediyorsunuz?” diyebildi. Yani ülke çıkarları söz konusu olunca partisi olmaz bunun diyebildiler. Bizde öyle mi? Bunu en güzel rahmetli Burhan Kuzu “oğlan bizim kız bizim” diyerek izah etmişti.
Bu itirafları yapanlara “İtiraflarınızda samimi iseniz samimiyetinizi görelim. Amerika’daki bu senatörlerden ders alın. Diyeceksiniz ki o senatörler kendi halk desteği ile senatoya geliyorlar. Kimsye bir minnetleri yok. Onların vicdanlarına hükmedecek bir otorite yok. Bizde öyle mi? Parti başkanı bulmaca doldurur gibi sizi de seçilebilecek bir yere yazıyor, siz de seçilmiş oluyorsunuz. Sizlerden bunu beklemek de saflık olur sanırım.