Cumhuriyet Halk Partisi Çorum İnsan Haklarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Duran Keçeci, cezaevi koşullarında kanser ve ağır hastalık tedavisinin insan hakları ihlali olduğunu belirterek, “İnsan hayatı, hiçbir siyasi hesaplaşmanın parçası olamaz” dedi.
Duran Keçeci, Türkiye’de bulunan hapishanelerinde tespit edilebilen 161’i kadın ve 1251’i erkek olmak üzere en az 1412 hasta mahpus bulunduğunu ifade ederek, “Ağır olarak tarif edebileceğimiz 335 mahpus bulunmaktadır. Bunlardan 230’u tek başına yaşamını devam ettiremiyor ve 105’inin de desteğe ihtiyacı bulunmakta, 188 mahpusun ise hastalıkları nedeniyle sürekli olarak kontrol edilmesi gerekmektedir” şeklinde açıklamada bulundu.
CHP İl Başkan Yardımcısı Keçeci, “Hukuk devleti, hasta insanları cezalandırmaz. Hukuk devleti, yaşam hakkını ve insan onurunu korur. Sağlık hakkı pazarlık konusu yapılamaz” ifadesini kullandı.
Keçeci’nin konuyla ilgili basın açıklaması şu şekilde:
“Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın kanser hastası olduğu ve ameliyat gerektiren ciddi bir sağlık süreciyle karşı karşıya bulunduğu bilinmektedir. Aynı şekilde Tayfun Kahraman başta olmak üzere cezaevlerinde bulunan çok sayıda ağır hasta mahpus, yaşamlarını doğrudan tehdit eden sağlık sorunlarına rağmen özgürlüklerinden yoksun bırakılmaya devam edilmektedir.
İnsan Hakları Derneği (İHD) 28 Nisan 2025 hak ihlalleri raporuna göre
Türkiye hapishanelerinde tespit edilebilen 161’i kadın ve 1251’i erkek olmak üzere en az 1412 hasta mahpus bulunmaktadır. Durumlarına dair yapılan tespitlere göre;
Ağır olarak tarif edebileceğimiz 335 mahpus bulunmaktadır. Bunlardan 230’u tek başına yaşamını devam ettiremiyor ve 105’inin de desteğe ihtiyacı bulunmakta, 188 mahpusun ise hastalıkları nedeniyle sürekli olarak kontrol edilmesi gerekmektedir.
Böylesine ağır hastalık durumlarında kişilerin cezaevi koşullarında tutulması; yaşam hakkı, sağlık hakkı ve insan onuruna aykırı muamele yasağı açısından açık bir insan hakları ihlali niteliği taşımaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesi, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu açıkça düzenlemektedir. Devletin bu hakkı yalnızca ihlal etmemekle değil, aktif biçimde korumakla da yükümlü olduğu tartışmasızdır.
Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında; ağır hasta tutuklu ve hükümlülerin cezaevi koşullarında tutulmasının, etkili ve zamanında tedaviye erişimi engellemesi halinde hak ihlali oluşturacağı defalarca vurgulanmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararlarında özellikle;
Ceza infazının kişinin yaşamını veya sağlığını ciddi biçimde tehlikeye sokması,
Tedavinin gecikmesi ya da yetersiz kalması,
Cezaevi koşullarının hastalığın seyrini ağırlaştırması durumlarında tutma tedbirinin ölçüsüz hale geleceği ve derhal alternatif tedbirlerin değerlendirilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi uyarınca insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasaktır. Kanser ve benzeri hayati risk taşıyan hastalıklarda, gerekli ameliyat ve tedavi süreçlerinin cezaevi koşullarında aksaması, bu yasağın ağır ve açık ihlali anlamına gelmektedir.
Buradan yetkililere açık çağrımızdır:
Mehmet Murat Çalık, Tayfun Kahraman ve cezaevlerinde bulunan tüm ağır hasta mahpusların sağlık durumları derhal bağımsız hekimlerce değerlendirilmelidir. Cezaevi koşullarında kalmalarının yaratacağı riskler dikkate alınmalı; insan haklarına, Anayasa’ya ve uluslararası sözleşmelere uygun tedbirler gecikmeksizin uygulanmalıdır.
Hukuk devleti, hasta insanları cezalandırmaz.
Hukuk devleti, yaşam hakkını ve insan onurunu korur.
Sağlık hakkı pazarlık konusu yapılamaz.
İnsan hayatı, hiçbir siyasi hesaplaşmanın parçası olamaz.”





