Zekat tahsildarları R.SAV.in mektubunu Salebe’ye verdiler. “R.SAV.in emri ve ulu Allah’ın da ayeti kerimesidir” dediler. Salebe mektubu aldı ve okudu. Salebe onbinlerce davar, sığır, at, deve vs.yi bir hesapladı, bir baktı ki sürüler tutuyor. Şeytan bütün gücü ile Salebe’nin beynine girdi. Bu malı sen biriktirdin, mal senin, zekatını verme, diyordu Salebe’ye. Salebe sınırı aştı, bu sizin istediğinize zekat değil, haraç derler, dedi. Dalalete düştü ve zekat memurlarını reddetti ve Allah’ın gazabına müstehak oldu. Korkunç azabı hak etti. Çünkü Allah cc. ve resulüne isyan etti. Bir entariyi eşi ile müşterek giydiklerini ve mal vermesi için R.Sav.in ayaklarına kapanıp dua etmesini istemelerini, mescit güvercini olduğunu çoktan unuttu. Çünkü kalbi karardı, servete taptı. Kendi eli ile kendi felaketini hazırladı.
Zekat memurlarını reddetti amma, içine de kurt düştü. Allah resulünün duasının tesirini çok iyi biliyor ve kendisine büyük bir belanın geleceğinin korkusu yüreğine düştü. Affedilmez bir hata ve isyan etti. Dünyasını ve ukbasını mahvetti. Bunun üzerine Tevbe Suresinin 74-75. ayetleri indi. Ne buyuruluyordu bu ayetlerde; “O, münafıklardan birisidir, onlardan kimileri de daha önce şöyle demişlerdi, ‘Eğer Allah bize –bana- lütuf ve kereminden mal mülk, servet verirse, bize ihsanda bulunursa, biz de onun kulları ile paylaşırız, zekatımızı, hayrımızı yaparız, yemin olsun ki yaparız. Şüphesiz paylaşırız ve salihlerden oluruz’ demişlerdi. Heyhat yalancı çıktılar, yazık.”
Tevbe 74-75. ayet korkunç bir ihtar, Allah onlara bol bol verdi ama onlar halka karşı cimri kesildiler ve münafık oldular. Çünkü münafığın alameti üçtür; 1-Söylerse yalan söyler, 2.Söz verir sözünde durmaz, sözünün eri olmaz, vefasızdır. 3-Emanete hıyanet eder.
Salebe’nin haberi R.SAV.e ulaşınca “Eyvaah, yazık, yazık Salebe yazık sana” buyurdular. Bunu da işiten Salebe, korkusundan içi içini yiyordu. Zekatını ayırdı, bir çok çoban eşliğinde sürüleri Medine’ye getirdi ve R.SAV.e getirdi. R.SAV. “Ya Salebe, Allah senin zekatını kabul etmememi istedi. Senin zekatını alamam. Fırsatı kaçırdın. Sınavı kaybettin –belanı bekle-“ buyudu. Salebe saçlarını yoluyor, yerden aldığı toprakları başına saçıyordu. R.Sav. “Ya Salebe, ben seni uyardım. Ama sen beni dinlemedin. Sen fukara iken daha mutlu idin. Salebe zenginlik sana hayır getirmedi” buyurdu.
Salebe, R.SAV. vefat edince zekatını Halife Hz. Ebubekir R.A. hazretlerine getirdi. Hz. Ebubekir, “Allah resulünün almadığını ben alamam ya Salebe” buyurdu.
Sonra hilafete, yönetime hz. Ömer R.A. geçti. Salebe’nin zekatını o da kabul etmedi ve edemez. Sonra Hz. Osman R.A. halife oldu. Ona da getirdi, o da almadı. Hz. Osman’ın hilafetinde iken Allah bir afet verdi. Salebe’nin bütün onbinlerce malı, davarı, sığırı, atı, devesi bulaşıcı bir afetle mahvoldu. Ölen malların leşinin kokusu kilometrelerce uzaktan Medine’yi tehdit ediyordu. Ulu Allah müthiş bir yağmur verdi, onbinlerce leşi ve Salebe’yi sildi süpürdü, mahfolup gitti.
“İnsanoğlu böyle zalim ve nankördür” ayeti bu belge ile tescil edildi. İnsanoğlu servete kavuşunca zalim ve nankör, asi ve münkir olabiliyor.
Ulu Allah ne verirse, mal, mülk, evlat, devlet, makam, mevki, sıhhat, hayırlısını versin. Bir sivilce bir güzeli, bir deri bir kemik yapabilir. Bir kıvılcım bir şehri yok edebilir. Bir illet pandemi gibi, tüm insanlara diz çöktürebilir. “Fağtebiruu ya ulül elbab” uyanın, ibret alın ey akıl sahipleri.
Allah korusun, amin.
Kaynak; Konyalı Mehmet Vehbi Efendi’nin 15 ciltlik Hülasetül Beyan 71, Tefsirül Kur’an 5. 6. citler, Tevbe Suresi, Celal Yıldırım’ın Asrın Tefsiri, Bursalı İsmail Hakkı hazretlerinin Ruhul Beyanı sh.166-170.
NETCE:
İbret almak istersen Kur’an yeter, ölüm yeter. Zengin olmak istersen kanaat yeter. Yazımıza Enfal Suresinin 28. ayeti ile son verelim;
“Şükrü eda edilmeyen servet fitnedir, başa beladır. Ama şükürlü mal, sanki oğul bal, dünyada da huzur, ahirette de ebedi cennettir. Müminler için devlettir. Zalimler için zulmettir. Cömertlik insanı cennete götüren bir ipe yapışmaktır. Cimrilik ise insanı cehenneme götüren bir ipe tutunmaktır.
İsteyen inanır ibret alır, istemeyen kimse olacağını sanmıyorum. Hoşça kalınız.