20 gün kadar önce Sayın Dr. Rifat Patır ağabeyimin anılarını anlatan “Bir Güzel İnsan YAŞAYAN EFSANE) ismiyle Eğitimci Yazar Sayın Bahri Güven’in hazırladığı çok güzel bir kitap çıktı.

Efsane, Sabah gazetesinin yayınladığı Lügatte, olağan üstü varlıkları, olayları konu edinen ve eski çağlardan beri söylene gelen hayali anlatı diye geçiyor.

Kitabın ismi de çok güzel olmuş. Yalnız ben, Dr. Rıfat Bey’e efsaneden ziyade ayaklı kütüphane, bilge adam demek daha doğru olur diye düşünüyorum.

Kitabı çok dikkatli olarak okudum. Aklımda bazı bölümleri burada yazıyorum:

Sayfa 20-  Durumu çok iyi olan Rifat Bey’in babası merkezde çok iyi işleyen kahvehanesini zamanın belediye başkanı Dr. Pertev Kaleli’nin ısrarlarıyla kapatıp büyük parka taşıyor ve sonrasında iflas ediyor. Pertev Bey’de gerekeni yapmıyor, yardımcı olmuyor ve bu park kahvesi, Çorumluya güzel bir park sunma sevdası da kendisine çok pahalıya mal oluyor.

Dr. Rifat Bey maddi zorluklar içinde liseyi bitirmiş ve derece ile de Cerrahpaşa Tıp fakültesini kazanmıştır. Maddi zorluklar Rifat beyin peşini orada da bırakmamıştır. Ta ki Rifat ağabey 1949 da doktor oluncaya kadar. 1950 de kendisi de, ailesi efradı da rahatlamıştır.

Rgfat Bey anne babasını refah içinde yaşatmış iki kız kardeşine de ağabeyliğin yanında babalık etmiştir.

(1949 da doktor maaşı 40 lira idi. İyi para.  O tarihte cumhuriyet lira 2 lira civarı olsa gerek. 2. dünya harbinin sıkıntıları hala sürüyor. Ekmeğin aslanın karnında olduğu yıllar. )

Sayfa 68 – Sanatını severek yapma: Rifat Bey işini çok seven, çok ciddi ve emeğini esirgemeden yapıyordu. Bu yaşına rağmen hala da aynı titizlikle devam ediyor.  Ben aklım erdi ereli Rifat ağabeyi tanırım. Kendisi benim hayran olduğum bir ağabeyimdir. Dayımın hanımı Lütfiye Mat’la annesi Suade teyze yakın akraba idiler. Gerek Çorum’da gerekse de Samsun’da oturduklarında annemin misafiri olurlardı. 

Sayfa 102- 2 yıl önce Rifat Patır’a Çorum Ticaret ve Sanayi Odası tarafından “Çorum Halkı Hizmet Ödülü” verildi. Ben o zaman Çorum Haber’de yayınlanan yazımda bunu yazmış ve “Halka hizmet, hakka hizmet yolunda yürüyen Rifat ağabeye sıhhat ve afiyetle nice yıllarca Çorum’a Çorumluya hizmet” demiştim.

Aslıda Rifat ağabey Çorum’a sığmıyor ama Büyükşehir’in cazibesi de onu kendine çekmeye yetmiyor.  O Çorum’da mutlu. O Çorum’un ve Çorumlunun medarı iftiharı, göz bebeği. O fakir babası.

Dr. Rifat Patır aynı zamanda Evliya Çelebi misali bir seyyahtır da. Gezmediği, görmediği yer kalmamıştır.

Sayfa 188 – Rifat ağabeyle 1990 da umreye gittik. Ben Rifat ağabey, hanımı Türkan abla, kardeşi Nahide abla, dişçi Ahmet karakaşlı ve onun hanımı. Umremizin son günleri ramazana denk gelmişti. İlk 3 günün orucunu Mekke’de tutmuştuk.

Lokman Hekim’e bir hasta geldiği zaman, hastayı muayene ederken hangi ilaç iyi gelecekse o kutu sallanır ve kendini gösterirmiş. Rifat ağabeyde hastayı görünce hemen teşhisini koyar ama muayene ile de doğruluğunu perçinler.  Rifat Patır’ın Çorum’da iyileştiremediği hastası yok gibidir. (Rabbimizin hikmetinden sual olunmaz bunlar akıl ötesi işlerdir.)

Dr. Rifat Bey için ne yazarsak yazalım anlatmaya gücümüz yetmez. Yapraklar kağıt, ağaçlar kalem, denizler mürekkep olsa yine de tam anlatılamaz.

Sıhhat ve afiyet içerisinde hep mutlu ol, hep mutlu kal. 

Bu güzel kitabı için eğitimci yazar Sayın Bahri Güven’e de sonsuz teşekkürler.  Söz unutulur yazı kalır.

Saygı ve sevgilerimle.