Mutluluk, hem getirdiği mükemmel ruh hali, hem de bedenimize salgılattığı faydalı hormonlar sayesinde sağlıklı bir hayat sürdürmenin olmazsa olmazıdır. Bazı insanlar her şartta hayatta mutlu kalmayı başarabilirken, bazıları bunu beceremezler ve mutluluğu hiç olmadık yerlerde ararlar. Mal, mülk, para ve iktidarla kendi iç huzursuzluklarını ve çatışmalarını çözmek isterler. Ne var ki tatminsizlik ve mutsuzluktan kurtulamazlar. Geçici değişikliklerle, eğlencelerle, bazı bedensel isteklerle geçici hazlar yaşasalar da, mutsuzluk ve huzursuzluğun ağır yükü yine üstlerine çöker. Mutluluğa ve huzura giden yolun bir sonu ya da bitiş çizgisi yoktur. Yalnızca başlama noktası vardır. Şu anda bulunduğunuz nokta ise, başlamak için en iyi yerdir. Tüm insanların aramakta olduğu ‘şey’, geçici mutluluktan ziyade uzun süreli-kalıcı ve keyifli bir mutluluk ve huzur halidir. Bunu sağlayan şey ise koşulsuz sevgidir.
Yaradanı, insan-hayvan-bitki ayırt etmeden yaratılanları sevmek, aidiyeti, hareket etmeyi, öğrenmeyi, faydalı olmayı ve çalışmayı sevmek (kendini işine kaptırarak çalışmak etkili bir antidepresandır)… Mutluluk bir kilitse onun anahtarı sevgidir,
SEVMEK DEĞER VERMEKTİR
Her yıl yapılan "en iyi buğday" yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:
- Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.
- Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,
- Neden olmasın, dedi çiftçi.
- Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.
*
Yaşlı ve hasta Nasrettin Hoca bir portakal ağacı dikmeye çalışıyormuş. Yoldan geçerken durup onu seyreden biri, acıyarak şöyle demiş:"İlahi Hoca, meyvelerinden yemeye ömrünün yetmeyeceği bir ağacı dikmeye ne demeye uğraşırsın?" Hoca cevap vermiş : "Doğru. Ama daha doğrusu, ben de başkalarının diktikleri ağaçlardan bol bol meyve yedim."
Siz de çevrenize baktığınızda başkalarının eksikliği ve acıları ile mutlu olan insanların mutlu olmayı beceremediklerini, tam tersi başkalarının mutlulukları ve sevinçleriyle mutlu olanların, çevresine ve yardıma ihtiyacı olanlara koşulsuz destek ve sevgi gösterenlerin ise kalıcı huzura kavuştuklarını göreceksiniz.
BENCİLLİK DEĞİL
PAYLAŞMAK
MUTLULUKTUR
Başkalarının mutluluğu sizi ilgilendirmiyorsa ya da başkalarının başına gelen üzüntüler sizi etkilemiyorsa az önce anlattığım kilidin anahtarı bozulmuş demektir. Bir başka hikaye şöyle anlatır: Adam karısı tarafından terk edilmiştir, işinden kovulmuştur, çocuklarının başları beladadır, sağlığı bozulmaktadır. Bunu anlattığında arkadaşı “daha kötüsü olabilirdi…” der. Kafası karışan adam, “Ne diyorsun sen? Bunca şeyden sonra… Daha kötü ne olabilirdi ?“ diye sorar. Arkadaşı kayıtsızca yanıtlar ; “ Benim başıma gelmiş olabilirdi!”
*
Bir hikaye de oğlu ölen bir anneyi anlatır. Kederli anne bir ermişe gitmiş ve ondan oğlunu diriltecek sihirli bir formül ya da iksir istemiş. Ermiş, ona gezip dolaşmasını ve hiç keder yaşamamış bir hane aramasını öğütlemiş. Ama kadın her gittiği yerde, mezbelelerde de, saraylarda da, kederli bir talihsizlik öyküsüyle karşılaşmış. Nihayet, başkalarının acılarını dinleyip onlara yardım etmeye kendini öyle kaptırmış ki, kendi acısı hayatından uçup gitmiş.
*
Yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır ki:
•Koşulsuz sevgi gören bir çocuk, yetişkinlikte daha az kaygı, daha az depresyon yaşıyor.
•Yalnız olmayan, mutluluğunu paylaşan insanlar, kalp-damar hastalıklarına karşı daha korunaklı oluyor.
•Mutluluk seviyesi yüksek kişilerin bağışıklık sistemleri daha dengeli çalışıyor; vücut iltihabı (inflamasyon) daha düşük seyrediyor.
•Başkalarına yardım eden, başkalarının duygusuna samimi olarak dokunan kişilerin, psikolojik durumları ve ruh sağlığı çok daha güçlü oluyor.
Mutluluk ve koşulsuz sevgi, sadece iyi hissetmeyi ve huzurlu yaşamayı sağlamaz, aynı zamanda beden ve ruh sağlığını koruyan uzun süreli bir terapi gibi işlev görür.