Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Samsun–Mersin hattında; Aksaray, Amasya, Ankara, Eskişehir, Hatay, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat illerinde belirlenen 16 ayrı bölgede toplam 26 arazi, 17 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de “Yatırım Alanı” ilan edildi.
Bu karar yalnızca yeni yatırım sahalarının belirlenmesi anlamına gelmiyor. İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşan üretim gücünü Anadolu’ya yaymayı hedefleyen model, Samsun’dan Mersin’e uzanan kuzey–güney sanayi hattını Türkiye’nin yeni üretim omurgası olarak kurguluyor. Ancak burada dikkat çekici bir gerçek var:
Bu hattın tam ortasında yer alan, kendi emeğiyle sanayileşmiş Çorum, proje kapsamındaki iller arasında bulunmuyor.
MEGA ENDÜSTRİ BÖLGELERİ: YENİ SANAYİ COĞRAFYASI
Sanayi koridorları masa başında değil, coğrafyanın gerçekleri üzerine kurulur. Kayseri merkezli hatta bakıldığında birbirine çok yakın şehirlerin zincir şeklinde yer aldığı görülüyor. Buna karşılık Ankara’dan Karadeniz’e uzanan doğal geçiş aksı incelendiğinde mantıksal güzergâhın:
Ankara → Çorum → Amasya → Samsun olması beklenirken Çorum’un bu hattın dışında bırakılması, yalnızca bir şehir tercihi değil; koridor bütünlüğü açısından da tartışılması gereken bir durum olduğu gerçeğini ortaya çıkarıyor.
Çünkü sanayi koridorları yalnızca büyük üretim merkezlerinden oluşmaz. Ara üretim şehirleri, tedarik merkezleri ve yan sanayi kümeleri olmadan hiçbir koridor sürdürülebilir olmaz.
Tam da bu noktada Çorum’un rolü kritik hâle geliyor.
Hem üretici hem tedarikçi hem de tamamlayıcı sanayi merkezi olabilecek kapasiteye sahip şehirlerden biri Çorum’dur. Bu nedenle Çorum’un eksik olduğu bir hat, teknik olarak tamamlanmış sayılmaz.
LOJİSTİK AVANTAJ GÖZARDI MI EDİLDİ?
Türkiye’nin kuzey–güney ve doğu–batı akslarının kesişim noktasına yakın konumda bulunan Çorum, özellikle yapımı hızla devam eden Ankara–Delice–Çorum–Samsun Demiryolu Projesi sayesinde Karadeniz limanlarına doğrudan bağlanacak stratejik bir geçiş noktası konumunda.
Bu bağlantı, başta Samsun Limanı olmak üzere uluslararası ticaret ağlarına erişim anlamına geliyor. Üstelik Çorum, Ocak ayında 417 milyon dolarlık ihracat yapıp, 53 milyon dolarlık ihracat artışıyla Türkiye’de ihracatını en fazla artıran dördüncü il konumuna yükselmiş durumda. Yani şehir sanayi dinamizmini kaybetmiş değil; aksine büyüme ivmesini sürdürüyor. Bu tablo karşısında kaçınılmaz soru ortaya çıkıyor:
Mega Endüstri Bölgeleri seçiminde temel kriterlerden biri çoklu lojistik erişim ise, Çorum neden kapsam dışında kaldı? Bu durum planlamada farklı önceliklerin devreye girip girmediği sorusunu da beraberinde getiriyor.
DEVLET KURMADI, ŞEHİR KURDU
Türkiye’de bazı sanayi şehirleri devlet planlamasıyla büyüdü. Çorum ise planlanmadan büyüyen nadir şehirlerden biridir.
Büyük teşvik paketleri olmadan gelişti. Organize sanayi kültürü tabandan doğdu. Makine imalatı, döküm ve üretim altyapısı yerel girişimcilerin emeğiyle kuruldu. Bu yüzden yıllarca “Anadolu Kaplanı” olarak anıldı. Bugün sanayi politikalarının amacı tam da bu değil mi?
Kendi üretim refleksini oluşturmuş şehirleri büyütmek… O hâlde soru daha da büyüyor: Kendi kendine sanayileşmiş bir şehir neden stratejik sanayi hattının dışında kalır?
KAYBEDİLEN ŞEY YATIRIM DEĞİL, TEMSİL GÜCÜ
Gerçekçi olmak gerekirse sorun yalnızca teknik kriterlerle açıklanamaz. Türkiye’de büyük projelere dahil olmanın bir boyutu daha vardır: Temsil Gücü. Bazı şehirler kendilerini sürekli hatırlatır. Bazıları ise üretir ama konuşmaz. Çorum devamlı ikinci grupta yer aldı.
Mega Endüstri Bölgeleri dışında kalmak yalnızca yeni fabrikaların başka illere gitmesi anlamına gelmez. Asıl kayıp, sanayi politikalarının şekillendiği masanın dışında kalmaktır. Bugün şehirler yalnızca üretim kapasitesiyle değil, etki kapasitesiyle rekabet ediyor. Sanayi kurmak yetmiyor. Sanayi kararlarının alındığı süreçte de yer almak gerekiyor.
Bu nedenle Çorum’un ihtiyacı yalnızca yeni yatırım alanları değil, güçlü bir şehir refleksi ortaya koymaktır.
- Ortak kamuoyu oluşturabilmek
- Güçlü ve sürekli bir medya dili kurmak
- Ankara ile kesintisiz temas sağlamak
- Kurumlar arası rekabet yerine koordinasyon geliştirmek
- Yerel yönetimler, TSO, ÇESOB ve sivil toplumun ortak hedefte birleşmesi
ÇALIŞMAK ARTIK YETMİYOR
Bugün mesele “neden alınmadık?” sorusundan daha büyüktür. Asıl soru şudur: Çorum, geleceğin sanayi haritasında nasıl bir rol üstlenmek istiyor? Çünkü süreç henüz tamamlanmış değildir. Mega Endüstri Bölgeleri aşamalı ilerleyecek bir modeldir ve yeni bölgelerin eklenmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle yaşanan durum bir son değil, açık bir uyarıdır. Çorum hâlâ üretiyor.
Çorum hâlâ ihracat yapıyor. Çorum hâlâ çalışıyor. Ancak yeni dönemde yalnızca çalışmak yeterli değildir.
BUNDAN SONRA NE YAPILMALI?
Çorum’un bu kapsama girebilmesi için atılması gereken adımlar nettir:
- İl ölçeğinde sanayi ve lojistik gelişim strateji belgesi hazırlanması,
- Mega Endüstri Bölgesi aday alanlarının çevresel, topografik ve mülkiyet analizleriyle belirlenmesi,
- Savunma sanayii ve ileri teknoloji yatırımlarının desteklenmesi,
- Demiryolu ve lojistik altyapı projeleri için merkezi yönetim nezdinde güçlü girişimlerin sürdürülmesi.
Çorum başarısız olduğu için değil, yeterince güçlü bir şehir refleksi gösteremediği için büyük projelerin dışında kalmaktadır. Aksi halde Türkiye’nin sanayi haritası yeniden çizilirken, Çorum hiç hak etmediği hâlde bu haritanın kenarında kalan bir şehir konumuna itilebilir.