İnfluenza dediğimiz gerçek grip; özellikle ileri yaşta, kalp–akciğer hastalığı olanlarda, hamilelerde ve kronik hastalığı olanlarda zatürre, yoğun bakım ve hatta ölüm riski taşıyan ciddi bir enfeksiyondur.

İyi haber şu:

Gribi tamamen sıfırlamamız mümkün değil ama bulaşma riskini ve ağır seyretme ihtimalini ciddi şekilde azaltmak mümkün. Hem bilimsel veriye dayanan hem de günlük hayatta uygulanabilir önerileri bir araya getirelim.

Grip nasıl bulaşıyor? (Neden bu kadar hızlı yayılıyor?)

Influenza virüsü:

•Öksürük, hapşırık, konuşma sırasında saçılan damlacıklarla (yani grip olan bir kişiyle aynı ortamda olmanız bile virüsü almanıza sebep olabilir),

•Virüs bulaşmış yüzeylere (kapı kolu, telefon, toplu taşıma tutacağı, para vb.) dokunup sonra ağza, buruna, göze temas ederek bulaşır.

Hasta kişi daha boğazı hafif yanarken bile bulaştırıcı olmaya başlar; ateş çıkmadan önce bile virüs yayılabilir. Özellikle:

•Okullar,

•Kreşler,

•Toplu taşıma,

•Kapalı, kalabalık ofisler

grip için tam bir “bulaşma otobanı”dır. Bu yüzden korunma sadece “vitamin almak” değildir; bulaşma zincirini kırmak gerekir.

1. Grip aşısı: En güçlü koruma halkası

Her yıl “Bu sene gribim çok ağır geçti” cümlesini duyarız. Bunun nedeni; influenza virüsünün her sezon biraz değişmesi. Bu yüzden grip aşısı da her yıl o sezon için yeniden güncellenir.

Kimler mutlaka yaptırmalı?

Dünya Sağlık Örgütü ve pek çok ülkenin sağlık otoritesi şu gruplara öncelikle aşı öneriyor:

65 yaş üstü, Kronik kalp, akciğer, böbrek, karaciğer hastalığı olanlar, Diyabet hastaları, Bağışıklık sistemi zayıf olanlar (kortizon, kemoterapi vb. kullananlar), Hamileler ve lohusalar, Sağlık çalışanları, Bakımevinde yaşayanlar veya orada çalışanlar.

Bu gruplarda aşı: Grip olma riskini azaltıyor, Olsa bile hastaneye yatış ve ağır seyir riskini belirgin düşürüyor, Zatürre ve ölüm riskini azaltıyor. “Ben gencim, sağlıklıyım, bana gerek var mı?” diyorsanız

Aşı “genç ve sağlıklı” kişilerde de: Grip geçirme ihtimalini azaltıyor,

Özellikle evinde yaşlı / kronik hasta olanlar için bir koruyucu bariyer oluşturuyor.

Evet, %100 koruma yok; ama hiçbir aşı “ya hastalanmazsın ya da hiç işe yaramaz” mantığıyla çalışmaz. Aşılı kişide: Hastalık daha hafif seyreder, Süre kısalır, Komplikasyon riski düşer. Özellikle sağlık çalışanları, öğretmenler, toplu ortamlarda çalışanlar için hem kendini hem çevresini koruma sorumluluğu gibi düşünebiliriz.

2. El yıkama ve hijyen: Basit ama etkili çözüm

“En basit önlem en çok işe yarar” klişesi burada gerçek.

Neden bu kadar önemli?

Virüsler: Ellerimize, Telefon ekranına, Bilgisayar klavyesine, Asansör tuşuna kolayca bulaşır ve saatlerce canlı kalabilir. Bazı insanlar yüzüne sık dokunur, sürekli burnunu kaşır, gözünü ovuşturur. Bu insanlarda virüs bulaşması daha kolaydır.

Ne yapmalı? Ellerini sık yıka: Suyla ve sabunla en az 20 saniye, Özellikle eve gelince, yemek hazırlamadan önce, toplu taşımadan sonra. Sabun yoksa: En az %60 alkol içeren el antiseptiği kullan.

Dışarıda: Asansör tuşu, POS cihazı, kapı kolu gibi yüzeylere dokunduktan sonra elini yüzüne götürmemeye çalış. Hatta parmak uçlarınla değil elinizin ya da parmağınızın yüzünüze daha az değen kısımları ile dokunun. Basit gibi görünse de yapılan çalışmalar, el hijyeninin solunum yolu enfeksiyonlarını anlamlı şekilde azalttığını gösteriyor.

3. Maske ve mesafe: Özellikle salgın döneminde hayat kurtarır

COVID döneminde maske kullanımını öğrendik ama grip için de geçerli.

Hasta olduğunu biliyorsan (öksürük, ateş, boğaz ağrısı): Toplu alanlara girmek zorundaysan maske takmak hem nezaket hem de bilimsel olarak çok doğru. Toplu taşıma, hastane, kalabalık kapalı ortamlar dönem dönem maske kullanımını gerektirebilir. Birçok çalışma, maske + el hijyeni kombinasyonunun, sadece maskeye göre çok daha etkili olduğunu gösteriyor.

4. Hastayken “oturduğunuz yerde oturmak’’ önemli

Türkiye’de çok yaygın bir refleks: “Bir serum taktırayım, işe gideyim, yatamam.”

Oysa: Gripken işe gitmek, çocuğu hasta halde okula göndermek, hem kendi iyileşmenizi geciktirir, hem de bulaştırıcılığı katlar. Mümkün olduğunca: 24 saat ateş düşüp genel durum düzelene kadar istirahat, Kapalı alanlarda mümkünse evde kalmak, evde diğer aile bireyleriyle yakın teması (aynı bardak, havlu, yakın mesafeden öksürme) azaltmak önemli.

5. Uyku, beslenme, stres: Bağışıklık zemini

Bağışıklık sistemi, tek bir vitamin hapından ibaret değil; bir “yaşam tarzı paketi”.

Yetersiz uyku (özellikle <6 saat): Üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanma riskini anlamlı artırıyor.

Aşırı stres: Kortizol düzeyini yükselterek bağışıklık hücrelerinin işlevini bozuyor.

Dengesiz beslenme: Çok şeker, çok işlenmiş gıda da enflamasyonu artırıp savunma sistemini zayıflatıyor. Mucize gıda yok; ama: Renkli sebze–meyve ağırlıklı beslenme (C vitamini, antioksidanlar),

Yeterli protein (bağışıklık hücreleri için yapı taşı), Omega-3 kaynakları (balık, ceviz vb.), Düzenli, tempolu yürüyüş gibi orta düzey egzersiz grip dahil pek çok enfeksiyona karşı “zemini sağlamlaştıran” faktörler.

Bir sonraki yazımda grip ve diğer üst solunum yolu hastalıkları ile ilgili daha fazla bilgi verip neden bazı insanların kolaylıkla hastalığa yakalanırken, diğerlerinin daha dayanıklı olduğunu açıklamaya çalışacağım.

(SÜRECEK)