Güçlü tasarruf, güçlü sermaye, güçlü istihdam, güçlü üretim, güçlü ihracaat, kalkınma, refah, güçlü toplum, sosyal mutluluk ve Çorum sevdalısı sayın Hacı Ahmet Ahlatcı ile ilgili gözlem ve mülahazalarım.
*
Öz Çorumluyuz ve birbirimizden sorumluyuz.
Neşede, elemde, kederde, kıvançta, birlik
ve beraberlik içinde olmaya zorunluyuz.


Acizane bendeniz güzel Çorum’umuzun birliği, dirliği, esenliği, güzelliği, beraberliği, ayırımsız, hoşgörülü olan, canı gönülden sadece dille değil, yürekten gönül vermiş bir insanım. 48 senelik dini hizmetim ve emekliliğim bu anlayışla geçmiş bir faniyim.
Bu yazıyı kaleme alışımın ana nedeni, bu gerçeğin bir belgesidir. Bunun için saygıdeğer kardeşlerimin de bu doğrultuda düşünmelerini ivazdan paazdan uzak samimi içten bir yazı olarak okumalarını da istirham ederim.
Bir ailenin, bir milletin, bir memleketin huzuru, güveni, emniyeti ve mutluluğu; güçlü millet, güçlü devlet esasına dayanır. Bu dünyada muasır medeniyet seviyesine ulaşmış milletlerin hepsi bu anlayışla planlı, projeli, programlı, güçlü çalışmaları ile bu başarıya ulaşmışlardır. Yüksek bilgi, beceri ve teknoloji ise bunun tek itici motoru olmuştur. Bu da sağlam işgücü ile sağlanmıştır. Bunun başkaca bir yolu ve yöntemi de yoktur. Hele hele, bizim gibi petrol, gaz ve çok ileri teknolojisi az olan memleketlerin yükselmesi daha da zordur. Akıllı ve milli ekonomistler, yatırımcılar hepsi bu amaçla çalışırlar. Devlet, millet bu gibi işadamlarını teşvik eder, destekler. Defaatle yurt dışına gittim. Özellikle Almanya’nın ikinci cihan savaşının korkunç yıkımından sonra bizzat yetkililerin de 95 yaşında o günleri yaşamış hatta sürgün edilmiş, Çorum’a bile gelmiş insanlarla görüştüm. Bunun ancak arzettiğim gibi olduğunu gördüm.
Elbette ki kalkınmada ekonomik kuralların neticesi “para”, hatta sıcak paradır. Ticaret kaygan zeminde yürümeye benzer. Her an yalpalamak ve düşmek mukadderdir. Para da insanın elindeki kuş gibidir. İyi korunmasa çabuk elden uçar ve yer değiştirir. Yani en güçlü ekonomik aktördür. En çabuk etkilenen bir nesnedir. Onun için parayı yönetmek çok büyük bir maharet ister. Ekonominin babası sayılan Yahudi asıllı Samuelson öyle der. Para kızgın saçta oturmaya benzer. Her yiğit ateşin üstünde oturamaz. Para öyledir.
Kısası ekonomik kalkınmanın dinamiklerinden söz ettikten sonra sözü memleketimizin yetiştirdiği, Çorum sevdalısı, istihdama yönelik yatırımları ile Çorum’umuzun yüz akı Sayın Hacı Ahmet Ahlatcı beyefendiye getirmek istiyorum. Çünkü ekonomik kuralları en üstün bir şekilde kullanmış, Türkiye’nin en büyük yatırımcıları arasına girmiş Çorum’umuzun yüzünü ağartmıştır. Çorum kırsalından fışkıran memba suyu gibi ortaya çıkmış bir Osmanlı delikanlısı ve Türk evladıdır. Bu gerçek 7000 kişiye iş, aş, eş temin eden ve daha nice 7000 kişilere iş vermek için çırpınan Sayın Ahmet Ahlatcı’yı sizlere kendi bilgi ve gözlemlerime, müşahit olduğum kadarı ile sunmak istiyorum. Kendimde bu cesareti neden gördüğümü de belirteyim. Bir bilgiyi, gerçeği ortaya koyarken onun belgesini de sunmak esastır. Şimdi ben bu cesareti nereden aldığımı arzedeyim;
Bendeniz, 2008 Ocağında 48 senelik din hizmetinden emekli olunca, Sayın Ahlatcı, Organize Sanayi’de dünyada sayılı büyük bir altın ve kıymetli taşları işleyen Rafineri yaptırmış ve içinde de mükemmel bir mescidi de unutmamış, inşa etmiştir. 300-350 kişilik bir cami…Böylece isteyen herkesin, çalışanların, istediği anda ibadetlerini yapmasını temin etmiş, beni de Cuma ve Ramazan ayında çalışanların ibadet ihtiyaçlarını ve onların manevi yönden aydınlatılmaları için Allah rızası için görevlendirmiştir. Cuma’ları namazdan önce vaaz ediyoruz, hutbe okuyoruz ve Cuma namazını ifa ediyoruz. Ayrıca Ramazan’a mahsus özel programlarla muhteşem bir Ramazan-ı Şerif’i ifa ediyor, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni görmeye değer bir coşku ile ihya ediyoruz.
Rafineri Camisi halka açık, isteyen her mümin gelip namazını kılabiliyor, hatta her arzu edenle Cuma namazından ve teravihlerden sonra 60-70 kişilik salonda yemek ikramları yapılıyor. Bu da herkese açıktır. Çok güzel bir ikramdır.
Bu sene sanayinin ihtiyacı olan ara elemanları yetiştirme projesi çerçevesinde, sırf altın ustası yetiştirmek üzere 14 yaşındaki 250 çocuk, Milli Eğitim ile işbirliği içinde, en yetkili ve etkin hocaların verdiği eğitimle mesleki lise öğrenimine alındı. Hem aylıkları işliyor, hem tahsillerini yapıyorlar. Burada en dikkatimi çeken husus, bu çocukların sadece maddi değil, manevi yönlerini, ahlaki, doğruluk, dürüstlük, erdemlilik, sosyal ilişkiler, manevi duygularını geliştirme projeleri uygulanıyor.
Yani Ahi Evran hazretlerinin bir esnaf, bir sanatkar nesil olmalı, esnaf müşteri ilişkileri en üstün nasıl olmalı gibi özel eğitimler veriliyor. Bu sistem her sene devam edecek. Bu sene 250 kişi, belki gelecek sene daha fazla olarak devam edecek. Altın ustaları olacaklar. Bu da Çorum’da bir ilktir. Yani istikbalin altın değerinde altın ustaları yetişecek. Ben bu yavrularımızı manevi, müsbet, modern anlayışla öğütlüyorum ve semeresini de görüyoruz. Bu ve benzeri konularda anlatacak çok konular var. Bunları ifade etmemin nedeni hem sizleri bilgilendirmek, hem de bu yazının temelini bildirmek. Sayın Ahmet Ahlatcı hakkındaki bilgilerimizin saf ve temiz bir gözle gözlemlendiği ve kendisinin şahsi ve işine ait şahsiyetinin önemini bildirmek içindir.
Bu yapılan işlerin hepsi Çorum ve milletimiz içindir ve bunlar Sayın Ahmet Ahlatcı’ya değer biçilecek önemdedir. Yatırımlarının hepsini birkaç sahifeye sığdırmak elbette mümkün değildir. Mesela; savunma sanayi bir Sungurlu yatırımı, Türkiye’de ilktir, devam ediyor. Sungurlu’nun hızlıca çehresini değiştirdi. Bir çok yatırımcıyı da oraya çekti. Sungurlu istihdam yeri oldu. Sonra enerji yatırımları, doğalgaz, kaç tane şirketle halka hizmet veriyor. Yeni Organize Sanayisinde güçlü yatırımlar yapılacak, bunlar sıradan işler değil. Çok büyük işler. Bunları başarmak öyle kolay değil. Bunları görmek lazım. Bunca yatırımların detayını benim bilmem mümkün değil. Ama hepsi gerçek, hepsi ortada.
Şimdi gelelim neticeye; son zamanlarda aslı astarı olmayan ve nereden, nasıl, niye, niçin kaynağını bilemediğim bir yalan haber, sansasyon olayı oldu. Balon gibi şişti ve patladı. Yalancı mumu söndü. Neden bunlar yapıldı, kim yaptı ise yanlış yaptı. Ahmet Bey bunlara eyvallah edecek bir insan değildir. Çünkü önce arkasında yüce Allah var, ki amacı şan, şöhret, şov değil, halka ve hakka hizmettir. Arkasında inanılmaz güçlü bir kamuoyu desteği var. Güçlü bir çalışma azmi ve iradesine sahip. Bunları bilmeyenlerin bir sorusu “bu kısa zamanda nasıl zengin oldu?” İyi de Sayın Ahlatcı’nın 46 senelik bir geçmişi ve tecrübesi var. Buna nasıl kısa zaman denir! Bir ömür verilmiş. Gidiniz, çarşıdaki altın mağazasına, yarım gram altın alınız. Kimin aldığına, kime verildiğine kadar faturaları kesiliyor, devletle idare ile nerede ise bu hususta hiçbir ilgisi olmayacak derecede düzgün iş yapılıyor.
Çalışan kazanır ana esastır. Çalışana Allah verir. Hayır ve hasenatını ve daha nicelerini biliyorum. ‘Allah ilmi isteyene, zenginliği dilediğine verir ve hesabını da ona sorar’ prensibi ile çalışıyor.
Marifet iltifata tabidir. Müşterisiz mal zayidir. Marifeti görmek isteyen göz, mazarrat (zarar) arar. 15 sene önce iş için müracaat eden iş istek sayısı 3000-4000 iken, bugün 25-30 bin olmuş. ‘Bu insanlara iş vermek için çırpınıyorum’ diyor.
Yediği sebze ve meyve. Bir gram ekmek bile yemiyor. Bu zatı muhterem kendisi için çalışmıyor, halk için, hak için çalışıyor. Geceyi gündüze katıyor.
Netice:
Allah yolunu açık etsin, halis niyyetini ödüllendirsin, Allah razı olsun. Amin.