Bundan tam 103 yıl önce yeri göğü inleten top sesleri, sadece düşmanı değil, bir ulusun kara yazgısını da yerle yeksan eylemişti. O gün Kocatepe’de yokluk ve çaresizlik içindeki halk, emperyalizme ve uşaklarına karşı onurlu bir direniş sergiledi. Aç, susuz cepheye koşan köylü, son mermisi bitince süngüye sarılan Mehmetçik, Ya istiklal, ya ölüm diyordu.

Aynı ulusun halkı bugün saraylarda kaybediyor. Mustafa Kemal, Köylü, milletin efendisidir diyordu. Şimdi ise sarayın gözdesi beşli şirketler milletin efendisi. Devletin kasası halka değil, yandaş müteahhitlere çalışıyor. Halk pazarda soğan etiketlerine bakıp şaşırırken, saraydakiler lüks makam araçlarını değiştirmeye doymuyor.

Cumhuriyet, büyük zaferin ardından halkın ekmeği, özgürlüğü, eşitliği olarak kuruldu. Cumhuriyet; Köy Enstitüleri, laiklik demekti; kız çocuklarının okula gidebilmesi demekti. Oysa bugün Cumhuriyet, arada bir “hamaset” için kullanılan dekor haline getirildi.

Kocatepe’de ayağa kalkan halk, bugün ekranlarda kadın ve evlilik programlarıyla uyutuluyor. TÜİK’in makyajlı enflasyon rakamlarıyla ne tencere doluyor, ne karın doyuyor. Gençlerin geleceği üniversite sınavında değil, torpil listelerinde, cemaat yurtlarında şekilleniyor. Yargı, adaletin terazisi olmaktan çıkmış, Saray’ın sopasına dönüşmüş.

Kocatepe’nin destanı bağımsızlığın göstergesiydi. Yurtta sulh, cihanda sulh diyen bir Cumhuriyet vardı. Şimdi ise yurtta kutuplaşma, cihanda boyun eğme anlayışı egemen. Dün emperyalizme kafa tutan bir millet, bugün IMF kapılarında kredi dilenen, dış politikada ABD, AB ve Rusya arasında mekik dokuyan bir iktidar var.

Kocatepe’nin ruhu eşitlik, özgürlük, çağdaşlıktı. Sarayın ruhu ise kibir, israf ve biattır. Kocatepe’de zafer milletin iradesiyle kazanıldı. Bugün o milletin sırtına vergi üstüne vergi, zam üstüne zam, borç üstüne borç yükleniyor.

Kocatepe söz konusu olunca şunu anımsıyoruz: Bu topraklar irade ve inançla kazanıldı. Direnç ve direnişle ayakta duruyor. Başarı ve zafer sarayların loş koridorlarında kazanılmadı. Köylüsü kara sabana sarıldı, işçisi nasırlı ellerini, öğretmeni tebeşirini, gençleri umut ve yüreğini ortaya koyarak kazandı. Kuruluşundan bugüne Cumhuriyet çok şey kaybetti. Bunu geri kazanmanın yolu, dün olduğu gibi bugün de toplumun ulusal iradesidir.

Kocatepe’de varlığımızla birlik olduk; omuz omuza, sırt sırta verdik, kazandık. Saraylarda olanlar ise bölüyorlar, parçalıyorlar, kaybediyoruz.

Tarihsel soru şudur: Kocatepe’nin çocukları mı olacağız, yoksa Saray’a biat eden kul-köleler mi?