Yakup Kadri’nin 1934’te yazdığı Ankara adlı bir eseri var. Oradaki işçi ve köylü betimlemelerini okuyunca ve bugünün Türkiye’si ile kıyaslayınca insanın içi acıyor. O günün köylüsü üretken, işçisi onurlu. Bugün işçilerimiz açlık sınırının altında yaşıyor. Köylünün traktörü ipotekli, icradan kurtulamıyor.

Mustafa Kemal’in halkçı anlayışı, bugünün sözde halkçılarının çok ötesindeydi. O, halkı birleştiren liderdi. Oysa bugünküler varlıklarını halkı birbirinden ayrıştırma üzerine kurmuşlar. O, halkın tamamını aynı sofra etrafında toplarken; şimdikiler, halkın sofrasını beşli şirketlere ve yandaşlara servis ediyorlar.

O, Samsun’a çıkarken halktan başka dayanacak gücü olmadığını biliyordu. Kafasındaki hesap ulusun kurtuluşuydu. Varsayalım bunlar bugün Samsun’a çıkacak olsalar, hangi ihaleyi kime vereceklerinin, hangi rantı kimin alacağının hesaplarını yaparlar.

Fidel Castro bile 1996’da İstanbul’da Habitat Zirvesi’nde: “Atatürk’ün yaptıklarını yapamazdım, ona ve devrimlerine hayranım, kendinize başka önder aramayın” diyerek hayranlığını dile getiriyor. Bizim yetmez ama evetçiler ise Cumhuriyet’in altını oyuyorlar.

Bugünkü tablo ortada:

· Yolsuzluk endeksinde 107. sıradayız.

· Hukukun üstünlüğünde 117. sıradayız.

· Enflasyonda Venezuela ile yarışıyoruz.

Fakat hâlâ televizyonlarda ekonominin uçtuğunu söylüyorlar. Halkın üzerine bir karabasan gibi çöken fiyatların uçtuğunu mu demek istiyorlar acaba?

Atatürk, Söylev’de uyarıyor: “Cumhuriyet’e saldıranların başında, Cumhuriyetçiyim diyenler olacaktır.” Sanırım İkinci Cumhuriyetçileri, yani yetmez ama evetçileri kastetmiş. Tanım tam da buna uyuyor. Daha düne kadar Cumhuriyet nutukları atanlar, bugün Saray’ın kapısında nöbet tutuyor.

2001’den 2025’e ekmeğin fiyatı 300 kat artmış. Et 50 kat, borç 50 kat artmış. Saray’ın lüks harcaması da yerinde durmamış, katbekat artmış. “İtibardan taviz olmaz” diyen iktidar, savurganlıkta doruğa çıkmış. Ağaç yerine beton, fabrika yerine AVM, liyakat yerine torpil… “Yeni Türkiye’nin” temel göstergeleri olmuş. Ülke adeta bir beton ve borç cumhuriyetine dönüşmüş.

“İkinci Cumhuriyet” tutkunlarının geleceğe bırakacağı tek miras, olsa olsa bu beton ve borç cumhuriyetidir.

Umut hâlâ gerçek cumhuriyetçilerdedir; zira Mustafa Kemal’in utkusu, umudun kendisidir. Umudun varsa, geleceğin de var demektir.