Önceleri dünya siyaseti hakkında bilgi sahibi olmak için tarih okumak gerekirdi. Şimdi haber bültenlerini izlemek yetiyor. Zira diplomasi dediğimiz şey, ağırbaşlı devlet aklından çıkarılıp neredeyse günlük ruh hâline bağlandı. Sabah barış mesajı veren lider, akşam aynı tümceyi füze gölgesinde güncelleyebiliyor.
Dünya giderek tuhaf bir hal almaya başladı. Güç hiç olmadığı kadar büyüdü ama akıl aynı hızla küçüldü. Daha önce liderler konuşmadan önce tartar, düşünürlerdi; şimdi düşünmeden konuşmak cesaret sayılıyor. Mikrofon büyüdükçe, ses yükseldikçe sağduyu küçülüyor.
Zatı Şahaneleri haritaları coğrafya kitabı gibi değil, emlak kataloğu gibi inceliyor. Petrol varsa ilgi var, yoksa ilgi de demokrasi de yok. Diplomasi masalarına diplomat yerine yatırımcı mantığı oturmuş gibi. Ülkeler bazen komşu değil, satılık arsa gibi işlem görüyor.
En ilginci de şu: Dün göklere çıkarılan politikalar bugün hiç söylenmemiş gibi unutuluyor. Dün “en güçlü sistem” denilen şey bugün sessizliğe gömülüyor. Dün ekranlarda övgü dizen uzmanlar, bugün aynı tümceleri tersinden kuruyor. Değişen fikirler değil; sadece rüzgârın yönüdür.
Bizde de manzara farklı değil. Televizyon tartışmalarında kesin doğruların ömrü bir gün sürüyor. Akşam ki o görüş sabah terk ediliyor. Hafıza kısa olunca çelişki görünmez oluyor. Dün o ne söylediğini unutanların görüşü, bugün onları haklı kılabiliyor.
Savunma tartışmalarını izlerken insanın aklına mahalle maçları geliyor. Top kimdeyse kural onun. Oyuncular değişiyor ama oyun aynı: Gürültü çok, mantık az.
Oysa dünya ekonomisi bu gürültüyü ciddiye alıyor. Bir liderin öfkeyle kurduğu tümce, binlerce kilometre ötede insanların mutfağına zam olarak yansıyor. Petrol yükselince ekmek bile zamdan nasibini alıyor. Fakat açıklamalar değişince fiyatlar geri gelmiyor. Onca gürültünün faturası halka kesiliyor.
Garip olan şu: Güç büyüdükçe sorumluluğun da büyümesi gerekmez mi? Oysa bugün tam tersi yaşanıyor. Güç büyüyünce, sorumluluk küçülüyor. Kararlar hızlanıyor, sonuçları düşünen azalıyor. Dünya dev bir gemiye benziyor. Dümende olanların pek pusulaya baktığı yok.
Belki sorun sadece yönetenlerde değildir. Çünkü siyaset biraz da seyircisinin aynasıdır. Alkışlanan neyse, sahne ona göre şekil alıyor. Gösteri istersek gösteri izleriz, akıl istersek aklı seçeriz.
İnsanlık tarihi en büyük ilerlemeyi bağıranlar zamanında değil, düşünenlerin zamanında yaptı. Gürültü medeniyet kuramaz; sadece yankı üretir. Akıl ise sessizdir ama kalıcıdır.
Bugün dünyanın özeti belki de tek tümceye sığıyor: Güçlerin gerçekten büyüdüğü kadar akıllar… aynı oranda, ne yazık ki büyüyemedi.