08.02.2021, 22:24 54

DEPREM

Gazanfer ERYÜKSEL

Gazanfer ERYÜKSEL

Bir tını eksikti o sözcükte... Ömrünce duymadığı bir kokuydu belki de... Bir ışık huzmesi... Bir gölgenin pastel tonları belki... Su, sular; salt kayıkları, tekneleri, koca koca şilepleri, gemileri mi kaldırıp taşır kıvrımlı dalgalarının üstünde? Ya o gök? O mavi, apak benekli bulutlar... Rüzgârın fırçasında dağınık saçlı kızların yüzü... Gri pus, yağmur kokusu ve sis... Günde iki kez bileklerini kesen ufkun kanamalı gel-gitleri... Mor görkemi dağların... Kentlerin renk cümbüşlü ışık sağanağı... Hepsini, hepsini deniz mi taşır sırtında? Neydi eksik olan o sözcükte, neydi Tanrım? Her söyleyişimde, her yazışımda aklımı kördüğüm eden bilmece... O ses, o uğultu hiç duyulmamış, o harfler öbeği hiç yazılmamıştı da ben mi bir duyum alegorisi olarak alımlıyordum onu? Çölde günlerce giden yolcuların serap görmesi gibi, karlı steplerde o bitimsiz kar beyazının göz yanıltması gibi bir şey miydi o sözcük?

O sözcük öncesi / o sözcük sonrası diye ikiye bölünmüştü dil... Akıl yarıklığı, düş yarıklığı... Daha önce berrak bir suda dipteki kumların sedef kırıntılarını gören biri için şeyler bulanmış, bir türlü görüp tanımlamakta zorlandığı nice sözcük, kristal ışıltılı bir avize gibiydi... Alt bilinçte kim bilir kaç dünya yılıdır biriken resimler, sesler, kokular, açlıklar, öfkeler, özlemler o sözcüğün fırça darbesiyle zamana yeniden uzanıyorlardı... Alt bilinç tüm yalınlığı, karmaşası ve çıplaklığıyla deviniyordu... Bu resmani dehşet, bu ürkünç lâvlar yakıcı, kavurucu olduğu denli buzul çağları misal soğuk, sanki çığ gibi bildik, alışıldık şeyleri örttükçe zaman yeniden kurgulanıyor, bazen hoş, ama çokluk da iç burkultan, bulantı veren resimler beliriyordu... Picasso sanki yeniden inmiş de yerküreye Guernica’yı çiziyordu yeniden... Loş odadan merdiven boşluğuna düşmüş olmanın içinizde büyüttüğü boşluk hissi... Düşüyor musunuz, uçuyor musunuz belli olmayan bir anın ürpertisi...

Neydi bu sözcük Tanrım? Ve eksik olan tını neydi o sözcükten sızan hayatımıza?

Birden sevgili Atay’la yeniden felsefe okuduğumuz gecelerin resimleri belirdi loş odanın perdelerinde... 1980’li yılların başları... O uzun boylu, uzun saçlı ve uzun sorular buketi iri gözleriyle zamana ve bize bakan kız, hüzün peçeli bir yüzle, “Bugün sınav sonuçlarını öğrendim... Kalmışım...” dedi... Atay ve ben tek sözcük söylemeden soru işaretleri ve ünlemlerle baktık yüzüne...

“Sınavda deprem yerine ‘hareket-i arz’ yazmıştım, hoca da o sorunun yanıtını yok saymış!” dedi. Kök sözcükleri ve dilin eskil günlerini yâd eden sohbetleri, sınav kâğıdına taşımanın bedeliydi bu... Zamanı ve zemini ayrıştıramamanın bedeli...

Loş odanın bir köşesinde sigarasını tüttüren Ozulu Hoca aldı sözü... O sözcük nasıl da derin çizgiler yontmuştu yüzünde... “Ben karıncaları gördüm...” dedi, “Depremden önceki gün bir cenaze için mezarlıktaydım... Açılan mezarın hemen yakınında karıncaları gördüm... Bunca yıldır tanıdığım o çalışkan hayvanların garipliğine bir anlam veremedim... Amaçsız koşuşup duruyorlardı... Ne yuvalarına bir şey taşıdıkları vardı, ne de çizilmiş bir rotaları vardı... Delirmiş, hatta çıldırmış gibi birbirlerini çiğneyerek koşturuyorlardı... Sonra eve döndüm... Kafamda hep karıncalar... Çıldırmış karıncalar... O gece sabaha karşı o dev sarsıntı ile uyandık... Ve o gün yeniden mezarlığa gidip karıncalara baktım... Sanki hiçbir şey olmamış gibi sakin, gündelik işleri ile meşguldüler... İşte o an karıncaların depremi birçok canlıdan daha önce duyduklarına inanmaya başladım... Yerkürenin kilometrelerce altından gelen o dip uğultuyu biz Adem oğullarından, Havva kızlarından çok, çok önce duyabiliyorlardı... Hatta köpeklerden, kedilerden, kuşlardan da önce...”

Yerküre kıra kırıla, öle öldüre genişleyen bir evrende yolluna devam ediyordu... Ve biz o sözcüğü anlamaya çalışıyorduk hâlâ... Bir tını eksikti o sözcükte... Dilde yaşanan dehşetengiz titreşimler, harflerin çatlayan yüzleri ve çöken tümceler... Yıkıntıların altında kalmış bir düş yeniden görülmeyi bekliyordu...

Hareket-i arz, zelzele, deprem... Yerküre, düş kürenin fay hatlarını kıra çize bir sözcük daha yazılabilirdi... Yazılmalıydı da... Eksik bir tınısı olmayan bir sözcük olmalıydı bu... Umut işte... Acıları düşlere ilmekleyen o tansık uzam...

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
banner364
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 10 24
2. Hatayspor 10 20
3. Alanyaspor 10 20
4. Fenerbahçe 10 19
5. Karagümrük 10 18
6. Beşiktaş 9 17
7. Konyaspor 10 17
8. Galatasaray 9 17
9. Altay 10 15
10. Adana Demirspor 10 13
11. Başakşehir 10 12
12. Gaziantep FK 10 12
13. Öznur Kablo Yeni Malatya 10 12
14. Sivasspor 10 11
15. Kayserispor 10 11
16. Giresunspor 10 9
17. Antalyaspor 10 9
18. Göztepe 10 8
19. Kasımpaşa 10 6
20. Rizespor 10 4
Takımlar O P
1. Ümraniye 10 24
2. Ankaragücü 10 24
3. Eyüpspor 10 20
4. Erzurumspor 10 19
5. Bandırmaspor 10 18
6. Kocaelispor 9 16
7. Tuzlaspor 9 14
8. Gençlerbirliği 9 14
9. Samsunspor 9 12
10. Boluspor 9 11
11. Bursaspor 9 11
12. Menemenspor 10 11
13. İstanbulspor 9 10
14. Denizlispor 9 10
15. Altınordu 10 10
16. Adanaspor 10 9
17. Manisa FK 10 9
18. Ankara Keçiörengücü 9 7
19. Balıkesirspor 9 6
Takımlar O P
1. Chelsea 9 22
2. Liverpool 9 21
3. Man City 9 20
4. West Ham 9 17
5. Brighton 9 15
6. Tottenham 9 15
7. M. United 9 14
8. Everton 9 14
9. Leicester City 9 14
10. Arsenal 9 14
11. Wolverhampton 9 13
12. Brentford 9 12
13. Aston Villa 9 10
14. Watford 9 10
15. Crystal Palace 9 9
16. Southampton 9 8
17. Leeds United 9 7
18. Burnley 9 4
19. Newcastle 9 4
20. Norwich City 9 2
Takımlar O P
1. Real Sociedad 10 21
2. Real Madrid 9 20
3. Sevilla 9 20
4. Atletico Madrid 9 18
5. Real Betis 10 18
6. Osasuna 10 18
7. Rayo Vallecano 10 16
8. Athletic Bilbao 9 16
9. Barcelona 9 15
10. Valencia 10 13
11. Espanyol 10 13
12. Mallorca 10 12
13. Villarreal 9 11
14. Elche 10 10
15. Celta de Vigo 9 7
16. Granada 9 7
17. Cádiz 10 7
18. Deportivo Alaves 9 6
19. Levante 10 5
20. Getafe 9 2

Gelişmelerden Haberdar Olun

@