İmamı Azam’a ithafen bir hikâye anlatılır. Hazretin yaşadığı yere yakın bir zengin çocuğu şeker yeme hastası olmuş. Durmadan bal, şeker, helva yiyormuş. Yedikçe hasta oluyormuş. Ailesi ve kendisi de bunu biliyor fakat bir türlü çocuğu tatlı yemekten alıkoyamıyorlarmış. Öyle ki, çocuk artık yataklara düşmüş. Nice hekimlere ve hocalara götürmüşler çare olmamış. Sonra akıllarına İmam-ı Azam Ebu Hanife Hz.leri gelmiş.

İmam-ı Azam bu işler hekim işi dedi ise de ailesi ısrar etmiş, “Gitmediğimiz hekim kalmadı. Çocuğu getirelim bir dua buyursanız “ diye rica etmişler. “Peki öyleyse. Kırk gün sonra getirin çocuğu” demiş İmam-ı Azam.

Aradan kırk gün geçince çocuğu getirmişler. Hazret çocuğa sormuş.

-Evladım sen neden hastasın.

-Şeker yediğim için efendim.

-Neden çok şeker yiyorsun.

-Şekeri çok seviyorum hocam. Dayanamıyorum.

-Ama bu şeker sana zararlı oğlum. Bunun farkında mısın?

-Evet, hocam farkındayım.

-Bak evladım sende görüyorsun ki, bu şeker sana zarar veriyor. Seni hasta ediyor. Bunu böyle yemeye devam edersen ölürsün. Sen daha gençsin ve daha çok yaşaman lazım. İnsanlara hayırlı işler yapman lazım. Şeker yemek seni hasta ediyor. Sana bunun hiçbir faydası yok. Şeker yeme çocuğum.

-Dayanamıyorum diyeceğine, yemeyeceğim diyeceksin. Oldubitti. Bu şeker sana zararlı evladım. Bir daha şeker yeme. Söyle bakayım. Bir daha şeker yemeyeceğim de.

-Bir daha şeker yemeyeceğim efendim.

-Haydi gülü güle.

Çocuk bir daha şeker yememiş ve iyileşmiş. İyileşmiş fakat halk nasıl oldu bu iş diye merak etmiş. Ebu Hanife dua etmedi. Kur’an’dan iki ayet okumadı. Gidip soralım. Kerameti nedir bu işin? İmam-ı Azam;

-Keramet falan yok. Mesele ilminin amili olmakta. Yani bir âlim, bir vaiz, nasihatte bulunan herhangi bir kişi dediğini kendi de yapıyorsa onun sözü tesir eder. Dediğini yapmıyorsa kendine bile tesir etmeyenin sözü başkasına hiç etmez. Ben o çocuğa şeker yeme demek için kırk gün ağzıma tatlı almadım.

&

Rusya, Ukrayna’ya saldırdı. Dünya ayağa kalktı. Putin aylardır asker ve silâh yığıyordu. Bütün büyük (!) devletler görüyordu. İşte netice ortada. Bütün dünyanın gözü önünde bir ayı, bir kediye sadırdı. Daha beş gün oldu. İnsanlık için utanılacak her şey yaşandı. Yaşanıyor

&

Kınayan kınayana. Her devlet bir şeyler diyor. Her kes bir şeyler yazıyor. Ukrayna halkı diken üstünde, kıyameti yaşıyor. Koltukta keyif yapanlar, ellerinde telefon ile barış ve ateşkes sağlamanın yollarını arıyorlar.

Kim bu barış arayalar? Bakalım.

AMERİKA MI? ….,!

Bin tane sabıkası olan Amerika? Rusya’nın yaptığının daha kalleşcesini, daha haincesini, daha sinsicesini yapan katil Amerika mı barış getirecek?

Elli beş senedir Filistin’de İsrail ile birlikte soykırım yapan Amerika mı barış getirecek?

FRANSA MI …!

Afrika’da soykırım yapmadığı köy kalmadı. Fransız canileri Afrika’da sömürgeciliğin en vahşisini yaptılar. 350- 400 sene masum insanların kanını içtiler. Yapmadıkları zulüm, işkence, vahşet kalmadı. Şeytan zekâlı Avrupa nereye adımını attı ise ilk iş orada halkın dinini ve dilini değiştirdiler. Halkı köle olarak kullandılar. Sömürü bitti. Bir kuyu açmadan, bir ağaç dikmeden defolup gittiler. Adamların topraklarında ve hayatlarında sınır yoktu. Cetvelle böldüler parçaladılar. Sınır kavgası başlattılar. O masum saf insanlarda ırk ve din kavgası yoktu. Irk ve din ayrılığı aşıladılar. Irk ve din kavgası başladı.

Aynı ırkçılığı 800 sene kardeş gibi yaşayan Anadolu insanına da aşıladılar. Aşılamak yetmedi, Ermeni ve Rumları silahlandırdılar. Yüzlerce Lawrance’ler gönderip batıda Rumlarla, doğuda Ermenilerle iş birliği yaparak, isyanlar ve ihanetler başlattılar.

Sadece Ermeniler(1877- 1921 yılları) 45 yılda sınırsız derecede silahları olduğu için BEŞ MİLYON sivil ve silahsız masum Türk halkına soykırım yaptırdılar. Utanmadan Türkler soykırım yaptı yalanı ile bölgemizde savaş çıksın diye hâlâ uğraşıyorlar. Bu iftira ve nifak yetmezmiş gibi PKK terörüne çanak tutuyorlar. Bunlar mı barış getirecek?

Osmanlının tarihine bakın gittikleri yeri mamur etmişlerdir. Kimsenin dilini ve dinini değiştirmemişlerdir. Gelenek ve göreneklerine (örf ve âdetlerine) karışmamışlardır. Hâlâ Türkler Afrika’da insanlık yapmaya devam ediyor. .

de, SU SAVAŞÇILARI diye bir program var. Hakan ve Çağlar ikilisi, şu anda şu dünyanın gerçek kahramanlarıdır. Fransızların bir kuyu kazmadan, bir ağaç dikmeden defolup gittikleri Afrika köylerinde iki binden fazla köyde kuyu açtılar. Hâlâ köy köy gezerek çölde kuyu açıyorlar. İşte fark burada.

İNGİLTERE Mİ? ….,!

Hani şu senede iki ay güneş gören, on ay bulutların altında yaşayan ama kendini üzerinde güneşin batmayan ülke zanneden; …, sinsi ve şeytanların hocası İNGİLTERE’ den barış güvercini olur mu? Kanada’dan başlayın, dünyanın öbür ucuna Avustralya’ya kadar on binlerce adalarda ve kıtalarda halkın ana dilini ve baba dinini yok eden soykırım uzmanı İngiltere mi barış sağlayacak? Fransa gibi oda PKK terörünü destekliyor. PKK nın cinayet ortağıdır. İngiliz’in, Fransız’dan farkı, İngiliz kendini saklar. Genelde perde arkasından idare eder.

ALMANYA MI, İTALYA MI, ÇİN Mİ?

Hiç biri değil. Bu işgal, savaş veya saldırı ancak ve ancak Rusya’nın hedeflerinin yüzde seksenini gerçekleştiği zaman son bulur. O saate kadar tüm dünyanın büyük, çok , çoook büyük, devletleri, hani düvel-i- muazzama olan o sömürgeci devletler, …., oyalama lafları yapacaktır. Alıştık artık. Seksen yıldır dinlediğimiz laflarla Amerika –Rusya atışması aynı minval üzere devam edecektir. Ne zaman ki zaten Rusya geri çekilecektir. O zaman seslerini yükseltirler. Netice bugünden bellidir. Ayılar antrenman güreşi yaparken kediler ezildiği ve öldüğü ile kalacaktır

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER Mİ VAR DİYORSUNUZ?

Ben de size soruyorum. Birleşmiş Milletler var mı? Beşi daimi üye 195’i fasulyeden üye.

Amerika’nın soykırımcı katil israil’in kınanmasını 210 kere veto ettiği BM. ler mi? Gerçekte onlar birleşmiş milletler mi?

(SÜRECEK)