Çorum, 5-6-7 Haziran tarihlerinde yalnızca bir kongreye değil; aynı zamanda tarih, hafıza, inanç ve toplumsal mücadelelerin iç içe geçtiği büyük bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Uluslararası Alevilik Çalışmaları Kongresi ile eş zamanlı düzenlenen “Rıza Şehri Canlar Buluşması”, Alevi-Bektaşi inancını hem akademik hem de toplumsal düzlemde tartışmaya açtı. Organizasyonun mimarlarından Çorum Emek ve Demokrasi Platformunun sözcüsü Av. Ahmet Özdel ve Hitit Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nail Elhan, süreci ve hedefleri ÇORUM HABER’e anlattı.
“BU BİR FESTİVAL DEĞİL,
TOPLUMSAL BULUŞMA”
ÇORUM HABER: Uluslararası Alevilik Çalışmaları Kongresi" ve "Rıza Şehri Canlar Buluşması" fikri nasıl doğdu kısaca anlatır mısınız?
Ahmet Özdel: “Tüm Çorum halkının ve Alevi- Bektaşi inancına sahip insanların bildiği gibi Çorum'da uzun yıllardan bu yana içerisinde misafirhane, çocuk kreşi, kongre ve kültür merkezi olan bir kompleks inşa etmek için Çorum Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi ile Çorum Alevi Kültür Merkezi Derneği başkanlığı tarafından bir faaliyet yürütülmektedir.
Bu kompleksin bir parçası olan misafirhane kısmı inşaatı tamamlandı. Bu nedenle 17.12.2025 tarihinde yapılan açılış törenine Çorum Valisi Ali Çalgan, Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, İl Jandarma Komutan Yardımcısı Jandarma Albay Talip Kurt, Emniyet Müdür Yardımcısı Mete Bayrak, Oğuzlar Belediye Başkanı Mustafa Cebeci, CHP İl Başkanı Dinçer Solmaz, AK Parti İl Başkan Vekili Nurettin Karaca, Ticaret Borsası Başkanı Naki Özkubat, ÇESOB Başkanı Recep Gür, Ahlatcı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ahlatcı, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Vakfın Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy, il genel ve belediye meclisi üyeleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Vakfın Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy Dede'nin bu tesisisin yapılan resmi açılışının dışında Çorum'da ve yurt dışında yaşayan ve yıllardan bu yana bu tesisin yapılmasına katkı sunan Alevi- Bektaşi canların katılımı ile bir açılış yapmanın gerekli olduğunu belirtmesi nedeni ile bu etkinliklerin gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Nurettin Aksoy Dede'nin bu talebinden sonra, Eğitim-Sen yönetimindeki arkadaşlar ve akademisyenlerle yaptığımız toplantıda "Uluslararası Alevilik Çalışmaları Kongresi" fikri ortaya çıktı. Biz de kongre fikri ile kültürel ve inançsal etkinlikleri birbirine paralel olarak düzenleme kararı aldık.
Bir başka husus ise neden bu etkinliğin “Çorum Rıza Şehri Canlar Buluşması” olarak isimlendirildiğidir. Bunun açıklanmasının da bir zorunluluk olduğunu düşünüyoruz. Şöyle ki, 27 Mayıs- 4 Temmuz 1980 tarihinde "Çorum Katliamı" olarak tanımladığımız ve onlarca yurttaşımızın öldürüldüğü eylemler meydana geldiği için bir kısım yurttaşımız, “Çorum’da katliamın yıl dönümünde festival mi yapılır?" gibi eleştiriler yaptılar. Oysa bu etkinlikleri sadece eğlence olarak görmenin sığ bir bakış açısının sonucu olduğu açıktır. Yaptığımız etkinliklerin niteliği ve dizilimi bakımından bunun bir festival veya konser olarak isimlendirilemeyeceğini düşünüyorum. Bu etkinlikler içerisinde inancın bir kısım ritüelinin yanında, kültürel ve sosyal etkinlikler de olduğu için bunu buluşma olarak nitelendirdik.”
HEYKELLER, SERGİLER,
SEMAH VE BİNLERCE KATILIM
ÇORUM HABER: “Rıza Şehri Canlar Buluşması" kapsamında neler yapıldı?
Ahmet Özdel: “Bu buluşmanın temel etkinliklerinden birisi olarak Pir Sultan Abdal ve Kadıncık Ana heykeli açılışı yapıldı. Bu iki heykel yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın katkıları ile yaptırıldı. Ve bu iki heykelin açılışı da bu nedenle Almanya, Danimarka, Avusturya gibi ülkelerden gelen ve katkı sunanlar adına davet edilen Turgut Öker ile siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin katılımı ile yapıldı.
Buluşmamızda Yönetmen Rıza Oylum tarafından fotoğraf sergisi ve belgesel gösterimi yapıldı, Alacahöyük'ten Ünal Yalçın tarafından resim sergisi açıldı. Çorum Katliamı'nda kaybettiklerimize dair sergi açarak, katliamın belgelerini gösterdik.
Ayrıca Alevi-Bektaşi inancının ayrılmaz bir parçası olan bağlama/saz atölyesi açıldı ve alanda bağlamanın nasıl yapıldığı ve çeşitleri gösterildi. Kitap satışları yapıldı. Yerel yazarlar kitaplarını imzaladı.
Vakfın Çorum Şubesinde eğitim gören kadınlar korosu konser verdi, Alevi-Bektaşi inancının bir parçası olan semah ibadeti gençler tarafından yapıldı. Yine onlarca "Cem Aşığı" bağlama eşliğinde deyişler söylediler.”
“ALEVİLİK SAHNEDE DEĞİL,
YAŞAMIN İÇİNDE ANLATILDI”
ÇORUM HABER: "Rıza Şehri Canlar Buluşması" kapsamında yapılan konserlerin anlamı nedir?
Ahmet Özdel: “Bu buluşmadaki sanatçılarımızda temel aldığımız ölçü, yaşayan Alevi-Bektaşiliği hem "Uluslararası Alevilik Çalışmaları Kongresi" katılımcılarına hem de buluşmaya katılan yurttaşlarımıza anlamlı bir dizin içerisinde göstermekti.
Alevi-Bektaşi geleneğinden gelen bir halk ozanı, zakir ve dedebaba olan Dertli Divani ile konserlerimiz başlamıştır. Çünkü 2010 yılında UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" seçilen Dertli Divani bizler için de yaşayan bir hazinedir.
Akabinde kökeni ve kültürel değerleriyle Alevi toplumunun önemli isimlerinden olan Erdal Erzincan ve Mercan Erzincan halkımız ile birlikte oldu. Etkinliğin ikinci günü yerel "Cem Aşıkları" bağlama eşliğinde deyiş söylediler.
Üçüncü gün ise birçok sanatçımız konser verdi, fakat bunların sonunu İlkay Akkaya ile tamamladık. Böyle bir etkinliğe İlkay Akkaya’yı davet etmemizin temel nedeni şudur. Ülkemizde dönem dönem Türk Bayrağı hassasiyeti gerekçesi ile muhalif kesimler baskılanmakta ve azınlıklar baskı altına alınmaktadır. İlkay Akkaya, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 54. yılında düzenlenen geleneksel “Devrim Yürüyüşü” anmasında ve yürüyüşün ardından Devrim Stadyumu’nda devam eden Bahar Şenliği etkinlikleri kapsamında provokasyona maruz kalmıştır. Bizler bu nedenle Sayın Akkaya'yı davet etmemiz gerektiğini düşündük. Çünkü bir kısım odaklar ya bayrak ya da başka kutsal değerlerimizi gerekçe yaparak katliam ve baskı yapmaktadır. 1980 yılında Çorum'da Alevilerin yaşadığı da tam olarak budur. O nedenle Alevilik buluşması için İlkay Akkaya'nın gelmesi böyle bir anlam ifade ediyordu.”
“SİYASET VE İNANÇ
AYNI ZEMİNDE BULUŞTU”
ÇORUM HABER: Alevilerin buluşmasına neden sol siyasi partileri davet ettiniz?
Ahmet Özdel: “Bu etkinliği planladığımızda siyasi gündemimizde bu kadar Alevilik tartışması yoktu, bu nedenle siyasi parti başkanlarının buluşmasının bu kadar öne çıkacağını önce planlamadık, sonra ise bunun böyle olmasının doğru olduğunu düşündük.
Bu etkinlikler için aylar öncesinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncay Bakırhan'ı, EMEP Genel Başkanı Seyit Arslan'ı, SOL Parti MYK üyesi Alper Taş ve TİP Genel Başkanı Erkan Baş'ı etkinliğimize davet ettik.
Etkinlik yaklaştığında ise CHP'ye kayyum atandı, bu kayyum atanması ile birlikte kayyum K. Kılıçdaroğlu’nun Alevi kökeni gündeme geldi. Kendisi bile Alevi olduğunu pek az ağzına almasına rağmen bu husus tartışmalara neden oldu ve bizim de etkinliğimiz politik arenaya sıçradı. Etkinliğe CHP adına Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, DEM Parti adına ise yine Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit'in katılması söz konusu oldu. Bu süreçte Gökhan Günaydın ile birkaç kez görüşerek Genel Başkan Özgür Özel'in katılmasının önemini anlattık ve Gökhan Günaydın, CHP Milletvekili Ulaş Karasu ve CHP Çorum İl Başkanı Dinçer Solmaz'ın da istek ve çabası ile 7 Haziran'a bir gün kala Özgür Özel'in de katılma olasılığı ortaya çıktı. Bu durum tüm basının ilgisinin etkinliğe yönelmesine neden oldu ve halkın büyük bir katılımı ile bir toplantı yapıldı.
CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, Çorum'da Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy ile birlikte Hacıbektaş Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, ABF Başkanı Mustafa Arslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği adına Muharrem Erkan ve birçok Alevi Bektaşi Dernek Başkanı ve binlerce Alevi kökenli yurttaş tarafından karşılandı. Sayın Özgür Özel yaptığı konuşmada adeta CHP'nin Alevi-Bektaşilere yönelik manifestosu niteliğinde bir konuşma yapmıştır. Bu, bizleri ve tüm toplumu memnun etmiştir.
Aynı gün öğleden sonra ise EMEP Genel Başkanı Seyit Arslan, SOL Parti MYK üyesi Alper Taş ve TİP Genel Başkanı Erkan Baş, CHP adına Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, DEM Parti adına ise yine Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit birer konuşma yaptılar.
Tüm konuşmalarda siyasi partilerin Alevi-Bektaşi toplumuna bakışı ve güncel politik konular konuşuldu ve hep birlikte Pir Sultan Abdal ve Kadıncık Ana heykellerinin açılışı yapıldı. Neden sol partileri davet ettik sorusunun ise yanıtı çok açık. Ülkemiz koşullarında Pir Sultan Abdal heykelini ancak insandan, emekten, haktan, adaletten ve eşitlikten yana olanlar birlikte açabilir. Alevi-Bektaşi inancında kadının yeri de dikkate alındığında bu etkinliğe katılması gerekenler sol ve sosyalistler ile hak mücadelesi verenler olmalıdır diye düşündüğümüz için emekten, barıştan ve eşitlikten yana partileri çağırdık.”
“BİLİMSEL BAĞIMSIZLIĞA
MÜDAHALE EDİLMEDİ”
ÇORUM HABER: Bir yandan bağımsız bilimsel kongre yapılırken diğer yandan emekten, barıştan ve soldan yana partilerin davet edilmesi bir çelişki değil mi?
Ahmet Özdel: “Bu etkinlikleri düzenleyen iki farklı kurul var. Bir yanında Kongre Düzenleme Kurulu, diğer yanda ise Canlar Buluşması Düzenleme Kurulu. İki kurulun ortak noktası olarak ise ben ve Nurettin Dede bulunmaktadır. Kongre Düzenleme Kurulu tamamen bilimsel bağımsızlığa sahip olarak çalıştı. Mekânı sağlayan HBV Çorum Şubesi ve bizler asla Kongre Düzenleme Kurulu’na ya da bilim kuruluna müdahale etmedik. Kullandığımız mekânlar da büyük oranda ayrı oldu.
Aslında bilim insanları ile kültürel, inançsal ve politik kişi ve kurumların paralel mekânları kullanması bir çelişki değildir. Aslında bu bir mekânsal zorunluluktu. Bilim insanlarının Alevilik çalışmaları, onların Alevilerin politik dünyalarından uzak olmamalarını zorunlu kılmaktadır. Bu bilim insanları politik faaliyetlerin bir parçası haline getirmez. Bilim insanları sadece onu görür ve gözlemler, bizler bu imkânı sağlamış olduk. Sadece Sayın Özgür Özel'in zamanı farklı kullanması bizim programımızda aksama yarattı.
Bu konuyu biraz açacak olursak, Alevilik çalışan bir sosyoloğun, ekonomistin ya da siyaset bilimcinin, Kılıçdaroğlu’nun Alevi kökenli olması nedeni ile Alevilik üzerinden yürüyen bir tartışmada Alevilerin kitlesel ve örgütsel olarak tutunduğu tutumu görmesi açısından canlı deneysel bir alanla karşı karşıya kaldığımız açıktı. Bu nedenle özellikle Sayın Özel'in konuşması da dikkate alındığında bu buluşmanın tarihsel bir anlam taşıdığı da açıktır. Aleviler tarihte doğru yerde durduklarını ve duracaklarını göstermiş oldular.”
“ÇORUM’DA CANLI BİR ALEVİ
TOPLUMSAL YAPISI VAR”
ÇORUM HABER: Kongrede ve Canlar Buluşması’nda Çorum'un ev sahibi olmasının anlamı nedir?
Ahmet Özdel: “Benim yaptığım kongre açılış konuşmasında, Alevi-Bektaşi inancına sahip topluluklar olarak kadimden bu yana bu topraklarda yaşadığımızı, bu coğrafyada yüzyıllardan bu yana bulunduğumuzu, bizlerin bilmesine rağmen, egemenlerin ve resmi otoritelerin bilmezden geldiğini belirtim.
Çorum birçok dergâhın, tekkenin ve ocağın bulunduğu bölgedir. 12 Eylül 1980 sonrasında ise Aleviler şehir merkezinin birkaç mahallesinde tabiri caiz ise gettolaşarak yaşamaktadır. Türkiye’de çok az kentte böyle bir yaşam süren Aleviler bulunmaktadır. Bu nedenle burada canlı bir Alevilik bulunmaktadır.
Akademi dünyasında Alevilik çalışan bilim insanlarını, yaşayan Alevilikle buluşturmak açısından Kongre’nin Çorum'da yapılması önem taşımaktadır. Bizler Aleviliği sadece bir inanç meselesi olarak görmüyoruz. Bizler Aleviliği eşit yurttaşlık ve laiklik mücadelesinin bir parçası, toplumsal barışın, kardeşliğin teminatı olarak görüyoruz.
Bu nedenle Çorum'daki Alevilik sadece mezhepsel bir kimlik değildir. Aynı zamanda tarih boyunca ezilmişliğin, direnişin, vicdanın ve adalet arayışının taşıyıcısıdır. Bu inanç ve yaşam formu derin ve çok katmanlı bir toplumsal hafıza içermektedir. Bu kongre ile bu toplumsal hafızanın ve birikimin bilim dünyasına, entelektüel dünyaya çıkması ve görünür olması sağlanmıştır. Üç gün boyunca gece gündüz, binlerce insanın katıldığı birçok etkinlik yapılmış, fakat bir tek adli vaka yaşanmamıştır. Binlerce insan birbirini ezmeden, kırmadan, itmeden etkinlikleri izlemiş, binlerce insan lokma paylaşmış, binlerce insan çeşitli yerlerden gelmiş ve huzur içinde kentten ayrılmıştır. Birçok farklı yerden gelenler olmasına rağmen bir kargaşa ve kaos yaşanmadan etkinlikler tamamlanmıştır.
Çorum, 1980 yılında bir katliama karşı direniş gerçekleştirmiş bir kenttir. Toplumsal hafıza bu açıdan da önemlidir. Bu nedenle kongrenin ve buluşmanın Çorum'da yapılmasını çok anlamlı buluyoruz. Bir başka husus ise Çorum’daki Aleviler, Alevilik inancını, “Alevi-Sünni” ekseninde görmemekte, kendi inancını hiçbir inançla karşılaştıramamakta, hiçbir inancı diğer inançla yarıştırmamaktadır. Özünü insanda gören, özünü hakta gören bir inanç başka inançlarla karşılaştırma yapmaz. Aleviler bu topraklarda bir ayrıştırma, kutuplaştırma aracı olarak kullanılamaz, kullanılmamalıdır. Bu nedenle gerek 5-6-7 Haziran öncesinde gerekse devamında tam da bu anlayışa uygun bir çalışma olmuştur.”
ÇORUM HABER: “Kongreye ve Canlar Buluşması’na gerek yurt içindeki gerek yurt dışındaki Alevi kurumlarından tepkiler geldi mi?”
Ahmet Özdel: “Kongre konusunda Alevi kurumlarından ve Alevi aktivistlerden iki yönlü tepki geldi. Birinci grup tepki, kongrenin bilimsel bağımsızlığına müdahale olabilecek eleştirileriydi. Bu kurumlar kendi statülerinin etkinliğini arttırmak ve Aleviliği alışılmış şekilde tartışmak istedikleri için amacımızı anlamadılar. Bu gruptaki tepkiye karşı, HBV Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy ve yönetimi boyun eğmedi. Bilimsel kurulun bağımsızlığına saygı gösterdi. Kongre Düzenleme Kurulu’nun tavrı da bu konuda zaten çok netti.
Kongre konusunda diğer grup tepki ise kongreye katılan akademisyenlerin siyasi ya da toplumsal duruşlarına veya daha önce farklı Alevi kurumları ile ilişkilerine yönelik oldu. Bizim bakış açımız ise katılımcıların ve sunulacak bildirilerin bilimsel değeri ile ilgili olduğundan bunlara karşı da bilimsel kurulun bağımsızlığına müdahale ettirmedik.
Canlar Buluşması aslında Alevi kurumlarının yoğun katılımı ile gerçekleşti. Gerek sosyal medyadaki gerekse Alevi dünyasındaki bir kısım kurumlar ve kişilerin eleştirileri dikkate alındığında, gençlerin yaptığı afişlerin niteliğinden tutun da "Rıza Şehri" kavramına kadar yorum ve tepkilerle karşılaştık. Örneğin etkinlik alanında bulunan binanın yapımına katkıda bulunan iş insanları ve kurumlar eleştiri konusu olurken, bir yandan da neden festival diyorsunuz gibi eleştiriler geldi.
Öncelikle Çorum'da yapılan kongre ve buluşmanın tamamen Çorum'daki komitenin, kurumların ve Alevi toplumunun çabası ile yapıldığını belirtmek isteriz. Bu etkinliklerin yapılmasında Çorum halkının dışında kimsenin ekonomik bir katkısı olmamıştır.
Yıllardan bu yana gerek Avrupa'daki Alevi kurumları içerisindeki bir kısım çekişme ve yarışmanın, gerekse Türkiye'deki yansımalarının bizleri zor duruma soktuğu bir gerçektir. Sosyal medyadaki yorumlara, tartışmalara ve tepkilere baktığımızda ise her kesimin kendi bahçesinden bizlere seslendiğini görüyoruz ve değerlendiriyoruz. Bizler ise binlerce yurttaşın, onlarca bilim insanının baktığı açıdan Alevi-Bektaşi inancına ve toplumuna bakıyoruz. Bu nedenle bu kısır tartışmalarının kimseye bir yararının olmadığını düşünüyoruz.
Bu etkinlikler Türkiye siyasetine, Türkiye bilim dünyasına ve kültür dünyasına katkı sunmuştur. Türkiye'nin birinci partisi olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Alevi -Bektaşi inancı ve tüm inançlar karşısındaki tutumunu açıklamış; DEM Parti Grup Başkanı Vekili, TBMM’ye buradaki etkinliği taşımıştır. Milyonlarca insan Çorum'daki toplantıyı ve kongreyi konuşmuş, ulusal-yerel gazete ve TV’ler canlı yayın yapmıştır. Bu nedenle gelen eleştiri ve tepkileri anlamlı buluyoruz, fakat yaptığımız işi ise çok değerli ve başarılı bulduğumuz belirtmek istiyorum.”
“RIZA ŞEHRİ BİR ÜTOPYADIR”
ÇORUM HABER: “Rıza Şehri Nedir? Bu konudaki tartışmaları siz nasıl değerlendiriyorsunuz?”
Ahmet Özdel: “Bu kavram bir ütopyadır. Alevi-Bektaşi inancında Rıza Şehri, kimsenin kimseden üstün olmadığı, sömürünün, haksızlığın ve paranın bulunmadığı ideal, ütopik bir toplum düzenidir. Bu şehirde herkes yeteneğine göre çalışır, ihtiyacı olanı alır ve toplumsal barış tam anlamıyla sağlanır. Bu ütopya, Thomas More'un veya Platon'un eserlerindeki ideal toplum arayışının tasavvufi ve inançsal bir karşılığı olarak görülür. Tanıl Bora, Cereyanlar adlı eserinde Alevilik üzerine yazılan düşünsel metinlerin azlığına ve sığlığına dikkat çeker. Bu eksikliği, Alevi toplumunun tarihsel olarak maruz kaldığı güçlü tehdit algılarına bağlar. Bu bağlamda, akademi ve entelektüel dünyada Alevilik konusunda düşünsel üstünlük yoktur. Bu nedenle her türlü entelektüel tartışmanın kıymetli olduğuna inanıyor ve saygı duyuyorum. Fakat yazılanlara bakıldığında tartışmanın seviyesinin düşük olduğu görülmektedir.
Alevi dünyası sürekli devletin ve egemen dünyanın dışına itilmiş, adeta kırsala hapsedilmiştir. Aleviler bir yandan Sünni egemen baskı ile karşı karşıya kalmış, bir yandan da İran Şiiliğinin baskısı altında kalmıştır. Bu nedenle bağımsız-bilimsel kongrelerin yapılması ve Alevi toplumu tarafından sahiplenilmesi önemlidir. Zamanın Diyanet İşleri Başkanlığına İranlı bir molla, “Bu Alevileri ya siz Sünnileştirin ya da bize bırakın biz Şiileştirelim” demiştir. Son yıllarda Alevi-Bektaşiler, Diyanet İşlerinin Başkanlığı’nın Sünnileştirmesi ile İran Devletinin Şiileştirmesi baskıları karşısında kalmaktadır. Bu ortamda bu bilimsel kongrenin ve canlar buluşmasının yapılmasını çok anlamlı bulmaktayız.
Bu nedenle hem Özgür Özel'in konuşması hem de Rıza Şehri kavramının tartışılması çok önemlidir. Alevilerde cenaze erkânı meselesi de bilim insanları tarafından tartışma konusu yapılmıştır, aynı anda da yapılan cenaze erkânı kongreye katılanlara gösterilmiştir. Yine kongreye katılan akademisyenler ve canlarla geniş bir Cem İbadeti gerçekleştirilmiştir. Kısaca sözde değil fiiliyatta Alevilik yaşanmış ve konuşulmuştur.”
ÇORUM HABER: “Aleviliğin sorunları nelerdir? Kongrenin ve canlar buluşmasının bu sorunların çözümüne katkısı ne olmuştur?”
Ahmet Özdel: “Kongrenin kapanış panelini, kongreye katılan akademisyenlerin ve Alevi kurum temsilcilerin katılımı ile Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy ile Nurettin Aksoy Dede ve Doç. Dr. Nail Elhan ve benim moderatörlüğümde yaptık. Aleviliğin güncel sorunlarına inanç önderlerinin çözüm önerilerini tartıştık.
Bu tartışmanın çok verimli olduğunu düşünüyorum, örneğin Nurettin Dede, yaşanan sorunların çözümü olarak; Alevi, Sünni demeden toplumsal dayanışmanın ve üretmenin bu inanca mensup olanlar tarafından benimsenmesi gerektiğini belirtti. Bu konuda Postişin Veliyettin Hürrem Ulusoy ise mahalle cemevlerinin yaygınlaştırılmasını, 25-30 ailenin ve küçük çevrelerin dayanışma içinde olmasını, birbirini tanımasını ve sorunlar karşısında çözüm üretmesinin önemli olduğunu belirtmiştir. Kongre açılış konuşmalarında sekülerleşen toplum ve gençlik konusunu anlatan Volkan Ertit ile Dede ve Postişinin söylediklerin paralel olması da bir başka anlam ifade etmektedir.
Bir başka husus, Cem ibadetinin yapılma usulü, musahiplik gibi kavramların, cenaze erkânının yapılma yönteminin tartışılması olmuştur. Bu konularda çözüm önerilerinin sunulmasının da çok kıymetli olduğunu düşünmekteyim.”
ÇORUM HABER: “Kongreyi ve Canlar Buluşması’nı bir bütün halinde nasıl değerlendiriyorsunuz?”
Ahmet Özdel: “Öncelikle kongre süreci tamamlanmadı ama, kitaplar, yayınlar ve kayıtların sunulmasına devam edeceğiz. İlk olmasından kaynaklı eksikliklerin olmasına rağmen kongre ve canlar buluşması çok başarılı oldu. Halkımızın tüm kesimlerinden olumlu tepkiler alıyoruz. Kesinlikle kongrenin ve Canlar Buluşması’nın devamından yanalar. Bu etkinlikleri düzenleyen kurum ve kişiler olarak, onlarca etkinliğe binlerce kişinin katıldığı, onlarca akademisyenin 20’ye yakın oturum yaptığı bir etkinliğin önemli bir eksiklik olmadan tamamlanmasını büyük bir başarı olarak görüyorum. Üç gün süresince sabahtan gece saatlerine kadar devam eden etkinliklerde bir olumsuz olayın ve kimsenin şikayetinin olmamasının çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle gerek kongreye, gerek Canlar Buluşması’na katılan, katkı sunan tüm kişi kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz. Gelecek yıllarda buluşmak dileğiyle saygılar sunuyoruz.”
“AKADEMİ İLE SAHADAKİ
ALEVİLİK BULUŞTU”
ÇORUM HABER: “5-6-7 Haziran tarihlerinde I. Uluslararası Alevilik Çalışmaları Kongresi’ni düzenlediniz. Çorum’da bir Alevilik Kongresi yapma fikri nasıl doğdu?”
Nail Elhan: “Çorum’da Alevilik Kongresi yapma fikri, uzun süredir hissettiğimiz bir ihtiyaçtan doğdu. Türkiye’de Alevilik üzerine akademik çalışmalar son yıllarda artıyor; fakat bu çalışmaların Alevi kurumlarıyla, inanç önderleriyle, yerel hafızayla ve sahadaki canlı deneyimlerle daha fazla buluşması gerektiğini düşünüyorduk.
Çorum’un bu açıdan özel bir anlamı var. Hem güçlü bir Alevi toplumsal varlığına sahip, hem de Türkiye’nin yakın tarihinde Aleviler açısından derin izler bırakmış bir şehir. 1980’lerde yaşanan acı olaylar, Çorum’u Alevi hafızasında önemli bir yere yerleştiriyor. Bizim amacımız bu hafızanın üstünü örtmek ya da onu yalnızca acı üzerinden yeniden üretmek değildi. Tam tersine, bu hafızayla yüzleşen, onu bilgiye, diyaloğa ve ortak düşünmeye dönüştüren bir zemin kurmak istedik. Bu nedenle kongrenin Çorum’da yapılması bizim için yalnızca pratik bir tercih değildi; aynı zamanda sembolik ve tarihsel bir anlam taşıyordu. Çorum’daki Alevi kurumlarının desteği, yerel sahiplenme ve akademik çevrelerin ilgisi bu fikrin somut bir programa dönüşmesini sağladı.”
“100’Ü AŞKIN BİLDİRİ, 21 OTURUM”
ÇORUM HABER: “Kongrenin hazırlık dönemi neler yapıldı, hangi konularda zorlandınız?”
Nail Elhan: “Hazırlık dönemi oldukça yoğun ve emek isteyen bir süreçti. Öncelikle kongrenin ana çerçevesi oluşturuldu; çağrı metni hazırlandı, bilimsel takvim belirlendi, bildiri başvuruları alındı ve program yapısı kuruldu. Gelen başvurular değerlendirildi, oturum başlıkları oluşturuldu ve farklı disiplinlerden gelen çalışmaların dengeli biçimde yerleştirilmesine dikkat edildi.
Kongreye beklediğimizin üzerinde bir ilgi oldu. 100’ün üzerinde bildiri başvurusu geldi; bunların 85’i kabul edildi. Bildiriler Türkiye’den ve Türkiye dışından, toplam 56 farklı kurumdan geldi. Bu durum bizi sevindirdi ama aynı zamanda programı hazırlamayı da zorlaştırdı. Üç ayrı salonda eş zamanlı oturumlar yapmak zorunda kaldık. Kongre boyunca 21 oturum ve 2 belgesel film gösterimi gerçekleştirilecek şekilde yoğun bir program oluşturuldu.
Hazırlıkta en çok zorlandığımız konuların başında maddi ve fiziksel imkânların sınırlılığı geldi. Büyük bir fonumuz, kurumsal sponsorumuz ya da geniş bir organizasyon bütçemiz yoktu. Kongre, büyük ölçüde Çorum’daki Alevi kurumlarının, gönüllülerin ve bu işe inanan insanların ortak emeğiyle hazırlandı. Bu nedenle mekân, teknik altyapı, konaklama, ulaşım, yemek, salon düzeni ve program akışı gibi konularda ciddi emek harcandı. Buna rağmen bu sınırlılıkları yalnızca bir eksiklik olarak görmüyorum. Alevi kurumları bu ülkede uzun yıllardır çoğu zaman kendi imkânlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Bu kongrenin de mütevazı ama kararlı bir emekle yapılmış olması, aslında Alevilerin tarihsel varoluş biçimiyle de örtüşüyor.”
“BU SADECE AKADEMİK BİR TOPLANTI OLMADI”
ÇORUM HABER: “Kongrenin bağımsızlığı konusunda ne düşünüyorsunuz?”
Nail Elhan: “Kongrenin bağımsızlığı bizim için en önemli ilkelerden biriydi. Buradaki bağımsızlıktan kastım, kongrenin herhangi bir siyasi partinin, dar bir grubun ya da tek bir ideolojik merkezin etkinliği olmamasıdır. Kongre, Alevilik üzerine düşünen, araştıran, yazan, konuşan ve katkı sunmak isteyen farklı çevrelerin buluşabileceği çoğulcu bir zemin olarak tasarlandı.
Elbette kongre Alevi kurumlarının emeğiyle ve desteğiyle gerçekleşti. Bu son derece kıymetliydi. Ancak bilim kurulunun belirlenmesinde, akademik programın oluşturulmasında, bildirilerin değerlendirilmesinde ve oturumların planlanmasında bilimsel ölçütlere, çoğulculuğa ve farklı bakış açılarına yer açmaya dikkat ettik.
Alevilik çok katmanlı bir alan. Onu tek bir tanıma, tek bir yoruma ya da tek bir kurumsal bakışa indirgemek doğru olmaz. Bu kongrede de farklı disiplinlerden, farklı kuşaklardan ve farklı yaklaşımlardan gelen isimleri bir araya getirmeye çalıştık. Bizim için bağımsızlık, tam da bu çoğulcu zemini koruyabilmek demektir.”
ÇORUM HABER: “Beklentileriniz nelerdi ve gerçekleşti mi?”
Nail Elhan: “Başlangıçta temel beklentimiz, Alevilik üzerine çalışan akademisyenleri, araştırmacıları, inanç önderlerini, Alevi kurumlarını ve yurttaşları aynı ortamda buluşturabilmekti. Akademik bilgi ile sahadaki deneyim arasında güçlü bir temas kurulmasını istiyorduk. Bu beklentinin büyük ölçüde gerçekleştiğini söyleyebiliriz.
Kongreye Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve dünyanın farklı coğrafyalarından katılımcılar geldi. Akademisyenler, lisansüstü öğrenciler, bağımsız araştırmacılar, dedeler, kurum temsilcileri, sanatçılar ve yurttaşlar aynı program içinde yer aldı.
Benim için en sevindirici noktalardan biri, kongrenin yalnızca sunumların yapılıp bitirildiği bir akademik toplantı olmamasıydı. Farsçada bir deyim vardır, nişestend u goftend u ber-hâstend. Yani oturdular, konuştular ve sonra da kalkıp gittiler.
Burada öyle olmadığını gözledik. Oturum aralarında, panellerde, belgesel gösterimlerinde, kültürel etkinliklerde ve sohbetlerde çok canlı bir tartışma ortamı oluştu. İnsanlar birbirini dinledi, sorular sordu, eleştiriler getirdi ve yeni ilişkiler kurdu. Kongrenin sonunda birçok kişi bu buluşmanın devam etmesi gerektiğini söyledi. Bu da bizim için beklentimizin karşılandığını gösteren en önemli işaretlerden biri oldu.”
ÇORUM HABER: “Kimler katıldı ve hangi konularda sunumlar yapıldı?”
Nail Elhan: “Kongreye akademisyenler, lisansüstü öğrenciler, bağımsız araştırmacılar, Alevi kurumlarının temsilcileri, dedeler, zakirler, sanatçılar ve farklı şehirlerden gelen yurttaşlar katıldı. Katılım yalnızca Çorum’la sınırlı kalmadı; Türkiye’nin farklı illerinden ve Türkiye dışından da bildiriler geldi. Alevilik çalışmalarının hem yurtiçinde hem de dışında önemli temsilcileri bizimle beraberdi. Markus Dressler, Cemal Salman, Mehmet Ertan, Murat Alandağlı, Şükrü Aslan gibi isimler ilk aklıma gelenler. Aynı zamanda açılış ve kapanış panellerinde çok kıymetli isimler bizimleydi. Din-devlet ilişkileri konusundaki çalışmalarıyla bilinen Mustafa Şen, sekülerleşme konusunda Volkan Ertit ve Hacıbektaş Veli Dergahı postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy tartışmalara katkı sundular.
Sunumlarda çok geniş bir konu çeşitliliği vardı. Alevilik tarihi, tarih yazımı, ocak sistemi, dedelik kurumu, cem erkânı, ritüeller, inanç pratikleri, Alevi-Bektaşi edebiyatı, şiir ve nefes geleneği, zakirlik, sözlü kültür, Alevi yayıncılığı, kimlik tartışmaları, hukuk mücadeleleri, cemevleri, laiklik, Diyanet, zorunlu din dersleri, diaspora Aleviliği, modernleşme, kadınlar, gençlik, sinema ve temsil gibi pek çok başlık tartışıldı.
Kongrede üç ayrı salon vardı ve bu salonlara özellikle Aşevi, Cemevi ve Halkevi adlarını verdik. Bu isimlendirme bizim için sembolikti. Aşevi paylaşımı, Cemevi inancı, Halkevi ise kamusal düşünceyi ve toplumsal buluşmayı temsil ediyordu. Böylece kongrenin Alevi geleneğinden kopuk, steril bir akademik ortam olmasını değil; konuştuğu dünyanın diliyle ve hafızasıyla temas eden bir buluşma olmasını istedik.
Ayrıca program yalnızca akademik oturumlardan oluşmadı. Belgesel film gösterimleri, müzik programları, cem töreni ve kapanış paneliyle Aleviliğin sadece metin ve veri üzerinden değil, ses, ritüel, hafıza ve yaşayan gelenek üzerinden de anlaşılması gerektiğini vurguladık. Bu kapsamda Altın Portakal jüri özel ödülü sahibi Rıza Oylum hem bir fotoğraf sergisi açtı hem de Yaşayan Alevilik-Bektaşilik başlıklı belgeselinin gösterimini yaptı, izleyicilerle bir söyleşi gerçekleştirdi. Yine Gökhan Evecen Hoca Arap Alevi ozanlarla ilgili belgeselini gösterdi ve izleyicilerle söyleşi yaptı.”
ÇORUM HABER: “3 günde olumlu veya olumsuz neler yaşadınız?”
Nail Elhan: “Üç gün boyunca en olumlu şey, güçlü bir ilgi ve sahiplenme duygusuydu. Oturumların büyük bir dikkatle takip edilmesi, tartışmaların canlı geçmesi ve farklı çevrelerden insanların bir araya gelmesi beni çok mutlu etti. Genç araştırmacılarla deneyimli hocaların, akademisyenlerle inanç önderlerinin, yerel kurumlarla şehir dışından gelen katılımcıların aynı zeminde buluşması çok değerliydi. Kongrenin kültürel tarafı da güçlü geçti. Müzik programları, kültür gezisi, cem töreni, belgesel gösterimleri ve paneller akademik programı tamamladı. Aleviliği yalnızca anlatılan bir konu olarak değil, yaşayan bir kültür ve inanç dünyası olarak görünür kıldı.
Zorlayıcı taraflara gelince; programın yoğunluğu zaman zaman yorucu oldu. Üç salonda eş zamanlı oturum yapmak, süreleri yönetmek ve teknik akışı sağlamak kolay değildi. Bazen bizden ayrı olarak yürütülen Canlar Buluşması’na gelen konuşmacıların programı ile çakışmalar yaşadık. Fiziksel imkânlarımız da sınırlıydı. Salon düzeni, oturma koşulları, teknik ekipman ve lojistik konularda zaman zaman küçük aksaklıklar yaşandı. Ama bunları kongrenin ruhunu zedeleyen şeyler olarak görmüyorum. Aksine, bu deneyim bize bundan sonraki organizasyonlarda nelere daha fazla dikkat etmemiz gerektiğini gösterdi. Önemli dersler çıkardık, gelecek yıl bu tecrübemizden faydalanacağız.”
ÇORUM HABER: “Kongrenin Çorum’da yaşayan Alevilere ve diğer inançlara katkısı ne oldu?”
Nail Elhan: “Ben bilimsel kongrelerin ilk önceliğinin entelektüel alan olduğunu düşünüyorum. İlk hedefin doğrudan halkta bir bilinç yaratma olduğunu, bunun da zaten o kadar kolay başarılabileceğini düşünmüyorum. Ancak yine de kongrenin Çorum’da yaşayan Aleviler açısından önemli bir görünürlük ve özgüven alanı oluşturduğunu düşünüyorum. Alevilik üzerine akademik, kültürel ve toplumsal düzeyde konuşulan bir etkinliğin Çorum’da yapılması yerel hafıza açısından çok kıymetliydi.
Çorum’da Aleviler uzun yıllardır kendi kurumlarıyla, inanç pratikleriyle ve kültürel varlıklarıyla önemli bir toplumsal gerçeklik oluşturuyor. Bu kongre, bu varlığın yalnızca yerel bir aidiyet değil, aynı zamanda akademik ve kültürel olarak da dikkate alınması gereken güçlü bir miras olduğunu gösterdi. Bir bilimsel merkez olma iddiası ve potansiyeli olduğunu gösterdi.
Diğer inanç ve toplumsal kesimler açısından da kongrenin önemli bir katkısı oldu. Çünkü Alevilik çoğu zaman eksik bilgilerle, önyargılarla ya da kalıplaşmış anlatılarla değerlendiriliyor. Bu tür etkinlikler farklı kesimlerin birbirini daha doğru tanımasına, birlikte yaşama kültürünün güçlenmesine ve ortak bir diyalog zemininin oluşmasına katkı sağlar.
Bu kongreyi yalnızca Alevilerin kendi içine konuştuğu bir etkinlik olarak görmedim. Aynı zamanda Çorum’da ve Türkiye’de farklı inançların, farklı kimliklerin ve farklı hafızaların birbirini anlamasına katkı sunabilecek bir buluşma olarak düşündüm.”
ÇORUM HABER: “Kongrenin Türkiye’deki Alevilik çalışmaları literatüründeki yeri nedir?”
Nail Elhan: “Kongrenin Türkiye’deki Alevilik çalışmaları açısından önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. Çünkü Alevilik çalışmaları hâlâ yeterince kurumsallaşmış bir alan değil. Üniversitelerde bu alana adanmış bağımsız kürsüler, araştırma merkezleri ve düzenli akademik platformlar oldukça sınırlı. Alevilik çoğu zaman ilahiyat ve kültürel çalışmalar içinde dağınık biçimde ele alınıyor.
Bu kongre, dağınık halde bulunan bu çalışmaları bir araya getirme girişimi olarak önem taşıyor. Tarih, edebiyat, sosyoloji, siyaset bilimi, hukuk, antropoloji, müzik, sinema, hafıza çalışmaları ve kültürel çalışmalar gibi farklı disiplinlerden gelen sunumlar Alevilik çalışmalarının çok disiplinli niteliğini ortaya koydu.
Ayrıca kongre yalnızca akademik literatüre katkı sunmakla kalmadı; sahadaki bilgi, inanç önderlerinin deneyimi, kurumların birikimi ve yaşayan kültürle akademik bilgi arasında bir bağ kurdu. Bu yönüyle kongrenin Türkiye Alevilik çalışmaları literatüründe kalıcı bir iz bırakabileceğini düşünüyorum. Kongrede sunulan bildirilerin yayına dönüşmesiyle birlikte bu katkının daha görünür hale geleceğine inanıyorum.”
ÇORUM HABER: “Kongrenin ulusal ve uluslararası etkileri nelerdir?”
Nail Elhan: “Ulusal düzeyde kongre, Türkiye’nin farklı şehirlerinde Alevilik üzerine çalışan araştırmacıları, kurum temsilcilerini ve inanç önderlerini bir araya getirdi. Bu, Alevilik çalışmalarında yeni ilişkilerin kurulmasına ve mevcut çalışmaların görünür hale gelmesine katkı sağladı.
Kongre aynı zamanda Alevilik meselesinin yalnızca yerel ya da dar bir topluluk meselesi olmadığını gösterdi. Cemevlerinin yasal statüsü, zorunlu din dersleri, Diyanet, inanç özgürlüğü, yurttaşlık, eşitlik ve tanınma gibi başlıklar Türkiye’nin genel demokrasi ve hukuk tartışmalarıyla doğrudan ilgilidir. Bu nedenle kongrenin ulusal düzeydeki etkisi, Alevilik meselesini daha geniş bir toplumsal ve akademik zeminde tartışmaya açmasıdır.
Uluslararası açıdan ise Alevilik artık yalnızca Türkiye sınırları içinde ele alınabilecek bir konu değildir. Avrupa’da ve dünyanın farklı bölgelerinde güçlü bir Alevi diasporası var. Kongrede Türkiye dışından da bildirilerin gelmiş olması bu ilginin göstergesidir. Diaspora Aleviliği, kimlik aktarımı, hafıza, örgütlenme, kuşaklar arası değişim ve kültürel temsil gibi konular önümüzdeki yıllarda daha fazla tartışılacak.
Gelecekte kongrenin uluslararası katılımını daha da artırmak istiyoruz. Avrupa’dan, Balkanlardan, Orta Doğu’dan ve farklı ülkelerden araştırmacıların katılımıyla bu platformu daha geniş bir akademik ağa dönüştürmek temel hedeflerimizden biridir.”
ÇORUM HABER: “Kongreyle ilgili gelecek planları nelerdir? Yine yapacak mısınız?”
Nail Elhan: “Evet, bu kongreyi devam ettirmek istiyoruz. Zaten kongrenin adındaki “I.” ifadesi bizim için bir vaat taşıyor. Bu ilk buluşmayı bir başlangıç olarak görüyoruz. Amacımız, Alevilik çalışmaları alanında düzenli, nitelikli, çoğulcu ve kalıcı bir akademik-kültürel platform oluşturmak.
Kısa vadede kongrede sunulan bildirileri değerlendirmeyi ve yayına dönüştürmeyi planlıyoruz. Böylece kongrede yapılan tartışmalar yalnızca üç günle sınırlı kalmayacak; akademik literatüre ve daha geniş okuyucu kitlesine ulaşacak.
Orta vadede ise kongrenin daha kurumsal bir yapıya kavuşmasını, ulusal ve uluslararası katılımın artmasını, genç araştırmacıların desteklenmesini ve Alevi kurumlarıyla akademi arasındaki bağın güçlenmesini hedefliyoruz.
Ayrıca Alevilik çalışmalarını yalnızca akademik metinlerle sınırlamak istemiyoruz. Belgesel, arşiv, sözlü tarih, dijital platformlar, kültürel etkinlikler ve saha araştırmaları gibi farklı alanlarda da üretim yapılması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu kongre bize şunu gösterdi. Alevilik üzerine birlikte düşünmeye, konuşmaya, tartışmaya ve üretmeye büyük bir ihtiyaç var. Biz de bu ihtiyaca karşılık verebilmek için kongreyi gelecekte de sürdürmeyi ve daha güçlü bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyoruz.”