31.03.2021, 22:38 49

BİR BODRUM MASALI / HALİKARNAS BALIKÇISI

Mehmet ÖZATA

Mehmet ÖZATA

Balıkçısı” olarak anılan Cevat Şakir Kabaağaçlı 1886 yılında Girit’te doğmuş. Meşhur Şakir Paşa’nın oğludur. Şakir Paşa Valilik ve Atina’da sefirlik yapmıştır.

Cevat Şakir’in çocukluğu Yunanistan’da geçmiş. Oxford’da okumuş. Orada İtalyan Agnezi ile tanışmış ve beraberce Afyon’da yaşayan babasının çiftliğine gelmişler.

Afyon’da Agnezi’yle Şakir Paşa’nın memnu aşkı dillere düşmüş. Çiftlik evinde bir gece vakti Cevat Şakir, babasına çıkışmış, ‘O senin gelinin’ demiş, ‘utanmıyor musun?’

Babası ilişkiyi inkâr etmiş. Tartışma büyüyünce her birisi bir silaha davranmış, iki silah aynı anda patlamış, oğlun silahından çıkan mermi babayı vurmuş.

Sonradan yaptığım araştırmalarda, düello sonrası ölen Şakir Paşa’nın tabancasında mermi olmadığı anlaşılmıştır.

BABA KATİLİNE 15 YIL KÜREK CEZASI
Baba katili Cevat Şakir, çıkarıldığı mahkemede 15 yıl kürek cezasına çarptırılmış. Cezasının yedinci yılında ince hastalığa yakalanmış, serbest kalmış.

Cumhuriyet yeni kurulmuş, Üsküdar’da bir evde yaşıyor, tam bir tutunamayandır Cevat Şakir. Zekeriya Sertel’in Resimli Hafta Dergisi’ne yazılar yazıyor, kitap kapakları yapıyor, bir yandan da tercümeler kazandırıyor Türk edebiyatına. Ne de olsa yedi dil biliyor.

İstiklal Mahkemeleri kurulmuş, zira askere giden her nefer, üstüne urbayı geçirdikten sonra firar ediyor. Öyle ki Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Mustafa Kemal’e gidip dert yanmış, “Paşam, askeri değil de milleti giydiriyoruz, bu işe bir çare” demiş.

Kimsenin sırtında elbise yok, askeri kıyafetleri giyen evin yolunu tutuyor. O yüzden kurulan İstiklal Mahkemeleri, firariler için kolayca idam cezası veriyor. Cevat Şakir de, o günlerde “Hapishanede idama mahkûm olanlar bile bile asılmağa nasıl gider?” diye bir hikâye yazıp göndermiş dergiye. Tam o sırada Şeyh Sait isyanı patlak vermiş.

Ardından Şark İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve Ankara’da “Üç Aliler Divanı” çalışmaya başlamış. Mahkemede Kel Ali, Zekeriya beyle Cevat Şakir’in idamını istemiş, Kılıç Ali karşı çıkmış, üçer yıllık kalebentlik cezasını uygun görmüşler iki yazara, Zekeriya Bey’in payına Sinop, Cevat Şakir’in de Bodrum düşmüş.

Ankara’dan İzmir’e trenle iki er nezaretinde kolayca ulaşmış Cevat Şakir . O zamanlar Bodrum’a sadece denizden gidiliyor, karayolu henüz yok. Ama onu deniz yoluyla götürmüyorlar, ne de olsa o siyasi bir suçlu, “Denize atlar, Yunanistan’a kaçar, nemize gerek” diye karayoluyla gönderiyorlar.

Aylar sonra Milas’a ulaşmış. Milas’tan da Bodrum’a kadar yürümüş Cevat Şakir.

Bodrum’da şansına iyi kalpli bir kaymakam çıkmış. Kaleye kapatmamış onu, çarşının içinde aylık kirası 25 kuruşa şirin bir Bodrum evinde cezasını çekmesine izin vermiş.

Ve o saat cennete düştüğünü anlamış. Baştan ayağa Bodrum mavisine bulanmış!

Yazı yazmış, koyları keşfetmiş, bitkilerle ilgilenmiş, balıkçılık yapmış, bir kayık almış bazen günlerce maviliklerde kaybolmuş. Bir süre sonra “denizde balık adam, karada ağaç adam” olmuş çıkmış. Bitkilerle ilgili kitaplar bulmuş, okumuş, araştırmış, Avrupa’da bu işle ilgilenenlerle yazışmış, tohumlar istemiş, fidan bulmuş hepsini Bodrum’un her yerine ekmiş, dikmiş, sonra da ora ahalisiyle birlikte onlara gözü gibi bakmış. Bu sırada devlet, cezasının kalan kısmını İstanbul’da tamamlamasına karar vermiş. Gözü arkada kala kala İstanbul’a gitmiş, cezası bitince koşa koşa tekrar Bodrum’a gelmiş. Burada yeniden evlenmiş, belediyeye bahçıvan olarak girmiş, çocukları olmuş, onların eğitimi derken Bodrum’u bırakıp İzmir’e yerleşmiş mecburiyetten.

İzmir’de de turist rehberliği işini ilk olarak o keşfetmiş. O yüzden bir diğer adı “pir-i rehberan”dır. 1945 yılında hemen hemen bütün ünlü yazar ve şair arkadaşlarına bir mektup yazmış ve belirlediği tarihte hepsinin İzmir’de olmalarını istemiş.

Gelirlerse eğer onları deniz yoluyla cennete götürecek!

Meşhur “Mavi Yolculuk” böyle başlamış. (Kaynak: Cevat Şakir’in Mavi Sürgün kitabı)

1970’lerde Antalya Serik lisesinde öğretmenlik yaparken yazları Side’de tatil yapardık. Side’de bir motel işleten Cevat Şakir’in kardeşi Suat Şakir Kabaağaçlı ile tanıştım.

Uzun saçları ve bağrında taşıdığı koca bir madalyonu olan Suat Şakir üstadla sık sık görüşür Cevat Şakir’in “Mavi Sürgün” adlı kitabında anlattığı olaylardan bahsederdik.

Cevat Şakir Kabaağaçlı ve Suat Şakir Kabaağaçlı kardeşleri sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum.

21 Mart 2021 “Dünya Şiir Gününde” yazdığım bir dörtlüğüm.

Şiirle başladı hayat, sevdalarla söylendi,
Sözler mayalandıkça şarkılar bestelendi,
Âsumana salındı nağmelerle avazeler,
Ney'lerle Hakk'a yürüdü, dönerken semazenler...(Mehmet Özata)

31 Mart 2021

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
32°
açık
banner303

Gelişmelerden Haberdar Olun

@