Demek ki, cennet de, cehennem de burada, bu fani alemde kazanılmaktadır. Yaşamın, ömrün amacı işte budur.

Şu dünya hayatımızı doğumumuzdan ölümümüze kadar bir gözden geçirirsek, olumlu-olumsuz, zahmetli, külfetli, neşeli, kederli, kolay, zor, itaatkar, isyankar, maddi ve manevi, karlı veya zararlı olduğunu bir film şeridi gibi geçmişimizi izlersek, hayatın ve mematın ölümün manasını çok daha iyi anlarız. Boşa geçen günlerimizin hasretini, değerlendirdiğimiz günlerimizin mutluluğunu daha iyi anlarız. Yaşlılar için geçen geçmiştir. Ama gençler ve orta yaşlılar ne olur ömürlerinin kıymetini bilsinler ve sonunda hüsrana düşmesinler.

Sevgili peygamberimizin bu anlatılanları bir ömür içinde bakınız nasıl bildiriyor. “Madem ki yüce Allah’ın takdiri ile bu dünyadayız, o halde insanoğlu şu nu iyi bilmeli. Dünya ve ahiret mutluluğunu yakalamalıdır. Onun için beş şey gelmeden beş nimetin kıymetini biliniz:

1-İhtiyarlık gelip (belin bükülüp, dişlerin dökülüp, gözlerin süzülüp, dizlerin çöküp, güçsüz ve halsiz duruma düşmeden gençliğin kıymetini bilin. Onu boşa harcamayınız. Çünkü giden zaman asla geri gelmez. Zamanı öldürmek, ömrünü öldürmektir.

2-Sıhhatinin değerini bil ki, hastalık gelmeden onu değerlendir. Hiçbir azanın yerine aynısı konamaz. Onu yıpratma. İyi değerlendir. Sonra gençliğin ve sıhhatinin hasretini çeker, aah, o günler dersin. Ama nafile. Gelen geçer, ölen göçer.

3-Elinde imkan, yetki, paran varken onu değerlendir. Sonr ayoksulluk, fakirlik gelir de perişan olur, muhtaç olursun.

4-Dar zamanın; hastalık, bela, kaza gibi gelmeden boş zamanını değerlendir. Dünyanın altınını versen dünü bugün yapamazsın. Yok olan zamanın telafisi yoktur.

5-Neticede; tüm olarak ölüm gelmeden ömrünün, hayatının değerini bil. Onu zayi etme. İçkidir, kumardır, sigaradır vs. asla bulaşma. Şayen yanılmışsan hemen onu terket. Çünkü ölen asla dönmez, geçmiştir.” (Hz. Muhammed, Buhari Şerif)

Hz. Muhammed SAV. hayatın özetini böyle bildiriyor. Bilginlerin bildirisi ise şöyledir:

-El mevtü şerabün, küllü nasin şahibun.

-El kefenü libasün küllü nasilübisun.

-Ellinazetü merkebün küllü nasin rakibün.

-Elkabrü babün küllü nasin dahilün.

Yani:

-Her canlı ölüm şerbetini içecektir. İstisnası yoktur.

-Yaşamında paha biçilemez elbiseler de giysen sonunda kefeni giymeyecek yoktur. Ölürken kirli çorabı bile ayağından çıkarırlar.

-Dünyada ata da, yata da, füzeye de, uçan otomobillere de binsen sal tahtasına yatacak, tabut denen cansız ata bineceksin.

-Dünyanın tüm sarayları, köşkleri, villaları senin olsa bile sonuda 2 metrelik kabire gireceksin. Aslın olan toprak olacaksın. Dünyaya sağlığında hükümdar bile olsan, dirilerin bir fatihasına muhtaç olacaksın. Azık hazırla.

4-KABİR HAYATI:

İnsan ömrünün dördüncü durağı yine geçici olan kabir hayatıdır.

İslam itikatına, inanışına, diğer tüm semavi, ilahi (Yahudilik, Hıristiyanlık, Musevilik gibi) dinlere hatta bazı batıl inanışları din edinenlerin inançlarına göre, ve gerçek olan ölümden sonra bir ahiret hayatı mutlaktır. Yani ölüm, yok olmak demek değildir. Sadece dünya aleminden ahiret alemine geçiştir. Kabirlerde cenazelerin defnedildikleri birer çukur değil, insan ömrünün ölümden sonra kıyamete kadar geçireceği mekanlardır. Onun için kabirler gerçek hak dinlerin hepsinde dokunulmazlığı olan kutsal mekanlardır. Çünkü insanın dirisi nasıl şerefli ise, ölüsü de insan ölüsü olduğu için itibarlıdır. Onun için “ölüsüne saygısı olmayanın dirisine de saygısı yoktur” derler. Onun için R.SAV. ölmeden önce mezarını hazırlayan ve bunu R.SAV.e soran kişiye “Kabirler sizi mahşere taşıyan mekanlarınızdır. Oraya hazırlıklı olun. İman ve amel salih güzel işlerle kabirlerinizi nurlandırın. O zata; keşke kendine ölmeden mezar yapacağına, kendini mezara hazırlasaydın, daha iyi yapardın” buyurmuştur.

SÜRECEK