Hepimizin aramızdan erken ayrılan çok sevdiği insanlar vardır. Çoğu ömrünün baharında denecek yaşlarda göçüp gitmişlerdir. Peki insan yaşamını uzatabilir mi? Bunun bir sırrı var mı diye sordunuz mu?
Aslında uzun ve de anlamlı yaşamanın sırrı, yaşamında neleri yaptıklarınla değil neleri yapmadıklarınla yakından ilgilidir. Yani neleri yapmayı bırakmanızla ilgili. Bizi bu dünyadan erken ayıran şey bu bırakamadığımız alışkanlıklarımızdır. Peki nedir bu bırakmamız gereken alışkanlıklarımız?
Bırakmamız gereken bu alışkanlıkların başında yanlış beslenme alışkanlığımız geliyor. Akşam gün batımından sonra mutfağınızın kapısını kapatın. Su dışında hiçbir şey yiyip içmeyin. Akşam yemeğini yediğinizde onu sindiren midenizin dinlenmeye geçmesi gereklidir.
Televizyon karşısında çaydı, kahveydi ya da yanında kuruyemişti, kurabiyeydi, yok kavun karpuz, meyve tabağıydı….Habire doldurup durmayın midenizi. Bu sağlıklı bir beslenme alışkanlığı değildir. Mideyi dinlenmeye almayıp sürekli çalışır durumda tutmak ömrünüzü kısaltmanın birinci yoludur. İnsan vücudu gece bir tamirhane gibidir. Vücut bozulan yerleri tamir eder ya da bozulan ayarları yeniden düzenler. Bunu uygulamaya başlayın, ilk bir ayda nelerin değiştiğini farkedeceksiniz.
İkinci sırada cahil insanlarla asla tartışmaya girmeyin. Çünkü cahil insanlar her şeyi “bildikleri” için aslında hiçbirşeyi bilmezler. Oysa Sokrates der ki: “Tek bildiğim şey hiçbir şey bilmediğimdir.”
Cahil insanla tartışmaya girmek sizi tansiyon hastası yapar. Sinir stres sahibi olursunuz. İlla ki benim söylediğim doğrudur diyen biriyle tartışma. “Senin bildiği doğru” de, geç. Hiçbirşey kaybetmezsin. Bıraktığınız her gereksiz tartışma ömrünüze eklenen bir gündür. Şunu unutmayın, her şeyi bilen aslında hiçbir şeyi bilmiyordur.
Üçüncü olarak sabah gün doğmadan kalk ve yatıncaya kadar hareketi bırakma. Bazı insanlar vardır; sofraya oturmak ve tuvalete gitmek dışında kuluçkaya yatmış tavuk gibi koltuktan kalkmazlar. Yaşın başın kaç olursa olsun, bedenin her uzvu hareket etsin. Bedenindeki tüm kasların çalışsın. Unutma ki akan su berrak olur. Durgun yosun tutar ve her mikrobu barındırır. Hastalıklara davetiye çıkarma. Eğer oturup kaldığın süre hareket ettiğin süreden kısaysa bil ki ömrünü kısaltıyorsundur.
Dördüncü olarak kimseye kin besleme. Kin tutmayı bırak. Bugün çok önemsediğin bir şeyin aslında hiç de öneminin olmadığını göreceksin. Elinize bir bardak su alın. Bunu kolunuzu yere paralel 1 saat kadar tutun. Aslında ikiyüz gram olan suyu bir saat sonra 2 kiloymuş gibi hissedersiniz. Suyun kütlesinde artma yoktur ama vücudunuz öyle hissedecektir. Dünya kalsaydı Sultan Süleyman’a kalırdı. Ya da ölümün önüne geçilseydi Nemrut ona bir çare bulur, onu çeker alırdı. Yarından tezi yok. Küsülü olduğun kim varsa affet gitsin. Affetmediğiniz sürece o kin vücudumuzda zehir misali dolaşacak, sağlığınızdan olacaksınız.
Beşinci olarak şu televizyon başında zaman öldürmeyi bırak. Zaman öldürülecek bir süre değil, onu anlamlı kullanmak ve değerlendirmek için sana verilen bir süredir.
Haberleri de mi seyretmeyeyim diyorsun. Seyretme. Hele de o birbirinin kopyası dizi diye sana sunulan filmleri…Asla seyretme. Bizim ülkemizde bu diziler sizi uyutmak için sunulur. Kimileri bakıyorsun diziyi seyretmekle kalmıyor iki saat de arkadaşıyla telefonda ya da çay sohbetinde onun kritiğini yapıyor.
Dizilerin hepsinde zengin olmazsan (parayı nerden kazandığın, nasıl kazandığın önemli değil) hiçbir değerin yok. Herkes lüks rezidanslarda yaşıyor. Herkes su gibi para harcıyor. Değirmenin suyu nerden geliyor belli değil. Bunlardan ne öğrenebilirsin ki?
Hele o gündüz kuşağı dedikleri “ablaların” sundukları programlardan bahsetmeye gerek bile yok.
Peki ne yapayım mı diyorsun. Oku… Kitap oku, yerli yabancı dünya klasiklerini oku. Beynini besle. Dünya sinemalarından örnek güzel filmler seç ve izle. Hint sineması Her Çocuk Özeldir, 3 İdiot, PK. vb. İran sineması Şorayayı Taşlamak, Bir Ayrılık, Cennetin Çocukları vb.. filmeleri izle.
Zihniniz çöplük değildir. Oraya çöp dökerseniz beyniniz çöplük olur. Uyumaya giderken beynine ne yüklediğin midene ne koyduğundan daha önemlidir.
Altıncı olarak şu “el alem ne der” hapishanesinden çıkın. Dünyanın en büyük hapishanesi el alem ne der hapishanesidir. Bu hapishaneye sizi kimse koymaz. Kendiniz girersiniz ve çıkamazsınız.
Bırak,el alem ne derse desin. Hele hele herşeye herkese “evet” deme. Kibarca, kırmadan, üzmeden hayır demesini de öğren artık. Seni önemseyenleri sen de önemse. Kendini birilerinin hayatına feda etme. O üzülecek diye sen kendini üzme.
Yedinci olarak ve en önemlisi, yaşamayı sakın erteleme. Bugün ne yapmak istiyorsan onu yap. Ömür dediğin üç gündür. Dün dünde kaldı, yarının olacağı meçhul, sana kaldı bugün. Yani yarının garantisi yok. Hele okulum bitsin, hele evlenip yuvam olsun, bir evim barkım olsun, şef ,müdür olayım… da o zaman mutlu olurum deme. Bu gün şu an neysen O’sun.
Onu sevdiğini şimdi söyle ve ona sarılacaksan şimdi sarıl. O güzel elbiseni şimdi giy. O yemeği şimdi ye. O geziye hemen çık.
Bak şairin dediği gibi çiçekler açıyor. Kuşlar uçuyor.Bahar geçiyor. Aranızdan erken ayrılan sevdikleriniz aslında bu yükleri taşıdıkları için erken ayrıldılar.Bunu unutmayın….
Kısaca gece tıkınmayı bırak, cahille dalaşmaktan vazgeç, koltuk eskitmeyi, kin gütmeyi bırak. Aptal kutusunu kapat, el alem ne derse desin umursama, hayatını başkaları için yaşamayı bırak. En önemlisi yaşamı ertelemeyi bırak!!! Erteleme.!!!Bugün varsın yarın var olacak mıyız? İşte orası meçhul..Sağlıklı mutlu günleriniz olsun.