VEFALI DOST AHMET ÖZER-1

Abone Ol

Ahmet Özer, Trabzon toprağının yetiştirdiği oldukça önemli, çalışkan, üretken bir şair ve yazardır. 14’ü şiir, 36’sı inceleme, araştırma, söyleşi, biyografi, deneme, tanıtı, gezi ve öykü türünde olmak üzere toplam 50 yapıtı yayımlanmıştır. 11 ödülü vardır. Birbirinden nitelikli etkin ve yetkin yapıtlarıyla ülkemiz kültürüne büyük katkılar sunmaktadır.

Bugün elimin altında sanatçı dostlarımdan gelen yüzlerce mektup var. En çok yazıştığım sanatçı dostlarımın başında Ahmet Özer gelmektedir. Beni yazmaya özendiren, yazdığı onlarca mektubuyla beni onurlandırıp motive eden, birçok sanatçı dostla tanışmamı sağlayan Sevgili Özer’e çok şey borçluyum. İyi ki onu tanıdım, iyi ki onun dostu oldum.

Onunla tanışmamız bundan 39 yıl (1986) öncesine dayanmaktadır. Onun, 36 yaşında yitirdiğimiz Çorumlu yazar Şükrü Gümüş (1948-28.08.1984) için gösterdiği olağanüstü çaba, özveri ve vefa duygusu her türlü takdirin ve övgünün üstündedir.

Şükrü Gümüş; vatansever bir eğitimci yazardı. İlk görev yeri Hakkari’den oluşturduğu 22 yaşının ürünü Zap Boyları adlı romanıyla Milliyet Roman Yarışması’nda 312 yapıt arasında mansiyon almıştı. Ne var ki onu, çok genç ve en verimli döneminde yitirdik. Kendisinden geriye henüz yayınlanmamış “Topal Karınca” adlı bir roman dosyasıyla, bir kitap oluşturacak toplamda öyküleri, tamamlanmamış taslak roman çalışmaları kaldı.

Şükrü’nün ölümü üzerine onu hem yaşamöyküsü, hem de sanatçı kişiliğiyle anlattığım iki yazı; 1985 yılında Çorum’da edebiyat öğretmenliği yapan şair Ali Mustafa tarafından; Trabzon’da şair Ahmet Özer’e, Devrek’te eleştirmen Mehmet Yaşar Bilen’e, Ankara’da yazar Burhan Günel’e ulaştırılmıştı. İşte bu şair, eleştirmen ve yazar dostları da bu vesileyle tanıdım.

Yazılar, bu sanatçı dostları çok etkilemişti. İşte ondan sonra mektuplaşmalar başlamıştı. Bu mektupların odak noktası rahmetli Şükrü Gümüş’tü. Kendisiyle yüz yüze görüşüp tanışmasalar da ilgiler Şükrü Gümüş üzerinde yoğunlaşmıştı. Şükrü’nün genç yaşta yitimiyle geride gözü yaşlı bir eş, en büyüğü henüz 12 yaşında olan üç kız çocuğu kalmıştı.

Şükrü için bir şeyler yapılmalıydı. Bu görüşülüp tartışıldı mektuplarda. Sonunda, birinci baskısı tükenen Zap Boyları romanının yeniden basılarak, elden dağıtımlarla Şükrü’nün geride bıraktığı eşi ve çocuklarına ekonomik destek sağlanmalıydı.

1986 yılının Mart’ında adı geçen bu sanatçıların ortak dayanışması sonucunda, Ankara’da Kerem yayınlarınca Zap Boyları romanının ikinci baskısı yapıldı.

Aynı yıl yazılarımdan biri; Burhan Günel, Mehmet Yaşar Bilen, İbrahim Oluklu ve Ahmet Özer’in kurucusu olduğu Karşı Edebiyat dergisinde, diğeri de Trabzon’da Ahmet Özer ve arkadaşlarının çıkardığı ve sevgili Özer’in sanat danışmanlığını yaptığı Kıyı dergisinde yayımlandı.

Roman, duyarlı sanatçı dostlar aracılığıyla yurt genelinde elden dağıtımlarla tüketilip paraya dönüştürülürken; bizler de Çorum’da, özellikle okullarda dağıttığımız kitapların parasını eşinin banka hesabına yatırdık.

Bu konuda en büyük duyarlığı ve çabayı da sevgili dostumuz Ahmet Özer gösterdi. Zap Boyları romanı sadece yurt genelinde değil, Avrupa ülkelerinden Almanya, Hollanda ve İsviçre’deki sanatçı dostlarına da postalandı Ahmet Özer tarafından. Gelen paralar da Çorum Ziraat Bankası şubesinde Şükrü’nün eşinin adına açtırdığımız banka hesabında birikti. Şükrü’nün ailesine azımsanmayacak ölçüde ekonomik katkı sağlandı. Bu, müthiş sanatçı dayanışmasının öncüsü Ahmet Özer’di. Yitirilmiş bir sanatçı dosta gösterilen vefanın en güzel örneği gösterilmişti. Bu imeceye katkı sunan Mehmet Yaşar Bilen, Burhan Günel, Ali Mustafa ve burada adlarını yazamadığım diğer sanatçı dostlara da Şükrü Gümüş adına sonsuz teşekkür ediyoruz.

Kıyı’da, Karşı Edebiyat’ta, Varlık’ta, Anadolu basınında Şükrü Gümüş üzerine yazılar yayımlandı; adı yaşatıldı. Her ölüm yıldönümünde Kıyı dergisinde Şükrü anıldı; adına yazılar yayımlandı Şükrü için yapılanlar salt bu kadarla da sınırlı kalmamalıydı. O sanat ve yazın dünyasında ölümsüzler arasına layık olduğu yeri almalıydı. Bunu gerçekleştirmek de yine şair Ahmet Özer sayesinde olacaktı.

***

Ahmet Özer, 6 Nisan 1993 tarihli mektubunda şöyle yazmıştı:

“… Gelecek yıl, 28 Ağustos 1994’te verilmek koşuluyla (ölümünün 10. Yılı) bir “Şükrü Gümüş Ödülü” gerçekleştirilebilir mi?..”

Sevindirici bir düşünceydi.

13 Mayıs 1993 tarihinde verdiğim yanıtta:

“… Şükrü Gümüş Roman Ödülü düşüncenizi, bir vefa borcunun ötesinde, soylu bir düşünce olarak nitelendiriyorum. Çok güzel olur!..” demiştim.

Bu tasarı gündeme getirilişinden bir buçuk yıl sonra yaşama geçirilecekti. Sevgili Özer Trabzon’da, ben de Çorum’da hazırlıklara başladık.

Bu süreçte, kimi zaman mektupla, kimi zaman da telefonla görüşerek, yarışma koşullarını ve yapılacakları şu biçimde belirledik.

-Şükrü Gümüş Roman Ödülü’nün seçici kurulu 5 kişiden oluşacaktı.

-Ödül sadece bir defaya mahsus olmak üzere birincilik ödülü olarak verilecekti

-Ödül; 1994 yılının Ağustosunda, (Şükrü’nün ölümünün 10. Yılında) ya da o tarih sonrasında belirlenen bir günde verilecekti..

-Ödül seçici kurulu Talip Apaydın, Burhan Günel, Muzaffer Gündoğar, İrfan Yalçın ve Öner Yağcı’dan oluşacaktı.

-Ödülü, Trabzon’daki Kıyı dergisi verecekti.

-Yarışmaya yayımlanmış ya da yayımlanmamış romanlar katılacak ve son katılım tarihi 1 Haziran 1994 tarihi olacaktı.

-Sonuçlar, Şükrü Gümüş’ün ölüm yıldönümü olan 28 Ağustos 1994 tarihinde açıklanacaktı. Salt birincilik ödülü konan yarışmada kazanan yazara 4 milyonla, Kıyı dergisi tarafından bir plaket verilecek; Kıyı dergisinin bir yıllık abonesi yapılacaktı.

(SÜRECEK)