UMUDU TESLİM ALAMAZSINIZ 1.BÖLÜM

KURTULUŞ SAVAŞI BİTMEDİ, BİÇİM DEĞİŞTİRDİ

Abone Ol

Emperyalizm bu ülkeye yabancı değildir; Kurtuluş Savaşı’nda giydiremediği kefeni bugün yeniden denemektedir. Ancak o gün nasıl yenildiyse, bugün de Türk halkının aklı ve iradesiyle yenilecek; hiç kuşku yoktur ki açtığı sel yatağında boğulacaktır. Çünkü bu topraklarda teslimiyet hiçbir zaman kalıcı olmadı; dayatılan her yazgı er ya da geç reddedildi.

Bugün yaşadıklarımız yeni bir kuşatma değildir; yalnızca araçları değişmiş, dili yumuşatılmış, vitrine “demokrasi” etiketi yapıştırılmış eski bir hesaplaşmadır. Dün silahla yapılan dayatma bugün ekonomiyle; dün işgalle kurulan baskı bugün borçla, yoksullukla ve güvencesizlikle sürdürülmek istenmektedir. Hedef ise değişmemiştir: Bu toplumu iradesiz, yönsüz ve teslim hâle getirmek.

Burada ciddi bir yanılgı vardır. Bu ülkenin tarihi yalnızca iktidarların değil, halkın da hafızasıyla yazılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nı kazanan şey yalnızca cephedeki silah değil; köydeki yoksulun aklı, kentteki emekçinin sabrı ve memleketin dört bir yanında yeşeren ortak iradeydi. Bugün de değişen bir şey yoktur. Aynı akıl, aynı direnç, aynı önsezi hâlâ bu toplumun genlerinde vardır.

Bu nedenle meseleyi yalnızca “iktidar–muhalefet” denklemine indirgemek büyük bir yanılgıdır. Asıl mücadele, halkın aklı ile ona biçilen kader arasındadır. Yoksulluğun kader, adaletsizliğin kaçınılmaz, umutsuzluğun doğal olduğu fikri bilinçli olarak pompalanmaktadır. Zira umudunu yitiren toplum sorgulamaz; sorgulamayan toplum ise kolay yönetilir.

Oysa tarih bize şunu açıkça göstermiştir: Bu topraklarda hiçbir dayatma sonsuza dek sürmemiştir. Baskı arttıkça direnç birikmiş, karanlık koyulaştıkça aydınlık arayışı güçlenmiştir. Bugün de yaşanan tam olarak budur. Alanları dolduran kalabalıklar yalnızca öfkeyi değil, aynı zamanda bir yön arayışını dile getirmektedir. Bu arayış küçümsenemez; doğru okunursa bir çıkış yoluna dönüşebilir.

Kurtuluş Savaşı bu nedenle bitmedi; biçim değiştirdi. Artık cepheler şehir meydanlarıdır, silahlar akıldır, en güçlü mevzi ise dayanışmadır. Bu mücadelenin kazananını belirleyecek olan şey, korkunun ne kadar yayıldığı değil, ortak iradenin ne kadar büyütülebildiğidir.

YARIN: 2. BÖLÜM – Korku Nasıl Bir Yönetim Aracına Dönüştürüldü?