UMUDU TESLİM ALAMAZSINIZ 5.BÖLÜM

ÇIKIŞ VARDIR, FAKAT KENDİĞİNDEN GELMEZ

Abone Ol

Günümüzün en büyük yalanı şudur:
“Çıkış yok.”

Oysa tarih bunun tersini defalarca kanıtladı.
Çıkış hep vardı; ancak bedeli de vardı.

Bugün yaşadığımız tablo kader değil.
Yoksulluk bir doğa olayı değil, yönetim tercihidir.
Adaletsizlik bir yazgı değil, bilinçli bir düzendir.
Hasılı her düzen gibi, değiştirilebilir.

Ancak burada kritik bir eşik var:
Çıkış, yukarıdan bir lütuf olarak gelmez.
Bir liderin vicdanına, bir seçimin mucizesine,
ya da “birileri bizi kurtarsın” beklentisine bağlanamaz.

Çıkış;

*Gerçeğin adını koymakla başlar,

*Korkunun normalleşmesine itirazla büyür,

*“Benden ne olur?” sorusunu bırakıp
“Biz ne yaparız?” demekle olasıdır.

Bu toplum uzun süredir seyirci yapılmak isteniyor.
Oysa seyirci kalan her halkın, bir süre sonra dekor olacağı unutulmamalı..

Konuşulan ama dikkate alınmayan,
oy veren ama yönetilmeyen,
çalışan ama pay alamayan bir kalabalık…

İşte tam bu noktada şunu söylemek istiyorum:
Sessizlik artık bir korunma biçimi değil,
katkı hâline gelmiştir.

Çıkışın ilk adımı yüksek sesle bağırmak değildir.
İlk adım, alışmamaktır.
Normalleşmemektir.
“Böyle gelmiş, böyle gider” tümcesini
ağzından çıkarmamaktır.

Bilinsin isterim elbette bir reçete sunmuyoruz;
fakat şunu net söylüyoruz:
Yol var.

O yol, ne haritalarda ne söylevlerdedir…
Toplumun kendi iradesini yeniden anımsamasında saklıdır.

Asıl yön işaretlerini ise, bir sonraki bölümde açıklayacağız.

Yarın: 6. BÖLÜM – Çıkış Yolları: Nereden Başlamalı?