ULUSUN KURTULUŞU BAZILARINI ÜZMÜŞ MÜ?

Abone Ol

Bazılarının nedense, Kurtuluş Savaşı deyince yüzleri asılıyor. Sakarya diyorsun rahatsız oluyorlar. Dumlupınar’ı duyunca iç geçiriyorlar. Lozan’ı anınca dişlerini sıkıyorlar. Zira onların tarih anlayışında işgal felaket değil, bağımsızlık bir kazadır.

Aradan bir asır geçti. Yunan ordusu İzmir’den denize döküldü. İngiliz zırhlıları İstanbul’dan çekildi. İşgal kuvvetleri bavullarını topladı. Tuhaf olan, bazıları hâlâ bu kurtuluşun yasını tutuyor.

Şimdi ise: “Neden Kurtuluş Savaşı diyoruz? Nereden kurtulduk?”

Sahi, gerçekten bilmiyorlar mı, yoksa bildiklerini unutturmaya mı çalışıyorlar?

Kurtuluş Savaşı’ndan önce ne vardı?

İngilizlerin gölgesinde yaşayan bir saray ve halkı “kul” sayan bir düzen vardı. Kapitülasyonlarla boğazına kadar borca batmış bir imparatorluk vardı. Anadolu işgal edilirken sesini çıkaramayan bir yönetim, en önemlisi, vatanı savunan Kuvâ-yi Milliyecilere “asi” diyen bir anlayış vardı.

Bugün Kurtuluş Savaşı’ndan rahatsız olanların ataları tam da o anlayışın yanında durmuştu. Tarih değişmedi elbise değişti.

Bir kısmı “keşke Yunan galip gelseydi” diyecek kadar ileri gitti. Düşünün, kendi milletinin bağımsızlık savaşına üzülmek nasıl bir ruh halidir? İnsan yenilen ordunun ardından ağıt yakar mı? Demek ki mesele Yunan’ın yenilmesi değil, milletin kazanmasıdır.

Onları asıl rahatsız eden, Anadolu’nun ayağa kalkıp “Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur” demesidir. Zira o tümce kurulduğu anda saltanatın da, kulluğun da, manda heveslerinin de çanına ot tıkandı.

Şimdi ders kitaplarından “Kurtuluş Savaşı” ifadesini silmeye çalışıyorlar. Sözcüklerle oynayarak tarihi değiştirme olasılığı var mı? Sanki “yangın” demeyince ev yanmamış mı oluyor? Sanki “işgal” demeyince düşman gelmemiş mi oluyor?

Sözcükleri değiştirerek gerçeği değiştiremezsiniz.

Anadolu’nun her karışında şehit kanı vardır. O kanın adı Kurtuluş Savaşı’dır. İnönü’de, Sakarya’da, Afyon’da verilen mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı’dır. İzmir’e giren süvarilerin taşıdığı bayrağın adı Kurtuluş Savaşı’dır.

Bazıları Cumhuriyet’i eleştirirken cep telefonundan paylaşım yapıyor, sosyal medyada özgürce konuşuyor, seçme-seçilme hakkından yararlanıyor, laik eğitim sayesinde meslek sahibi oluyor. Sonra dönüp “Cumhuriyet bize ne verdi?” diye soruyor.

“Önce kullandığın hakların listesini çıkar sonra da konuş” demek geliyor içimden.

Kurtuluş Savaşı kaybedilseydi bugün neler olurdu? Belki Anadolu birkaç parçaya bölünmüş olacaktı. Belki başka devletlerin mandası altında kalacaktık. Belki bayrağımızı bile özgürce taşıyamayacaktık. Belki bu yazıyı değil yazmam, düşünmem bile suç olacaktı.

Fakat bazıları hâlâ “Neden kurtulduk?” diye soruyor.

Asıl trajedi şudur. Bir millet işgalden kurtuldu, fakat bazı zihinler teslimiyetten kurtulamadı. Vahdettin’in İngiliz zırhlısına binip işgal altındaki İstanbul’dan ayrılışını bile ‘devlet aklı’ diye pazarlamaya çalışanlar var. Oysa milletin aklı, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışında ortaya çıktı. Biri kaçtı, diğeri direndi. Tarih ikisini de yazdı. Fakat aynı yere yazmadı.

Cumhuriyet’e saldıranların en büyük talihsizliği: Karşılarında yalnızca bir rejim yok, bir kurtuluş destanı var. O destanı silmek için önce Çanakkale’yi, Sakarya’yı, Dumlupınar’ı, İzmir’i silmeleri gerekir. Bunu başaramadıkları için kurtuluşun adını bile tarihten söküp atmaya çalışıyorlar.

Oysa nafile. Zira bu milletin hafızasında bir gerçek hâlâ capcanlı duruyor: İşgalciler yenildi. Onları haklı gören zihniyet ise hâlâ teslim olmadı. Bu nedenle, ulusun kurtuluşundan hâlâ üzüntü duyanlar var.

Cumhuriyet, asıl bu yüzden yüz üç yıldır dimdik ayakta. Sonsuza kadar da olacak.