Ülkemizin ekonomik tablosu ne zaman değişir, ne zaman batılı ülkeler düzeyine geliriz bilemem.
Çoğumuz bilemeyiz.
Çoğumuz bilemeyiz çünkü bu yaşa geldim hâlâ ülkeyi yönetenlerin hiç birinin “Batılı Ülkeler” hedefine kilitlendiklerini göremedim.
Kilitlenmeyi bırakın o yöne doğru “samimi” duygularla politika ürettiklerine de tanık olmadım.
Tanık olacağımı da sanmıyorum.
Ama “Ortalama bir refah seviyesi”ni yakalamak belki gelecek yüzyılda gerçekleşir.
O da ülke yönetiminin başına geçecek kişi veya kişilerin, çapına, ileri görüşüne, samimiyetine bağlı.
Farkındasınız CHP ve yönetimi her zaman “çalkantı”ya açıktır.
Gerek liderleri ve gerekse kadroları açısından istikrarlı bir çizgide siyaset yapmazlar…
Bir asrı aşan CHP’nin yöneticileri, kendilerine payanda yaptıklarıyla siyasi hayatı şekillendirmeye çalışırlar.
Seçtikleri ve seçilenleri CHP’nin geçmişi ile övünürler.
Ama devamlı başarılarıyla değil.
Çünkü genel seçimlerde aldıkları sonuçlarda yüzleri fazla gülmemiştir.
Rahmetli Ecevit döneminde “Otel-motel” mekânlarındaki karşı parti milletvekillerini transferler hariç.
Bir de son yerel seçimlerdeki başarıları…
Tabii bu arada yerel seçim başarısı ile genel seçimlerdeki başarı ile iktidara gelmenin aynı şey olmadığının hâlâ idrakinde değiller.
Bu nedenle AKP iktidarının bir gün yerel yönetimlerdeki icraatı denetleyeceğini akıllarının ucundan dahi geçirmemişlerdir.
Varsa yoksa İstanbul yerel seçimi.
Varsa yoksa hedefleri İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu’nun seçime 4 yıl kala Cumhurbaşkanı adayı olması…
Olmadı…
Olması da zaten zordu…
Sanırım ulaşması zor bir hayaldi…
“Süpürge sapının çiçek açması” gibi bir hayal…