Siyaset çok ciddi gelişmelere gebe

Abone Ol

Siyasi tarihimizde eşi görülmemiş bir dava ve sonucu bugünümüzü ve geleceğimizi yakından ilgilendiriyor.

‘Butlan’ terimi Arapça kökenli olup ‘geçersizlik, hukuksal işlemlerin geçersiz olduğu durum, kesin hükümsüzlük’ anlamında kullanılır.

Yüksek Seçim Kurulu kararları kesindir ve tartışmaya açık değildir, bu anayasal bir karardır. Böyle olmasına karşın bir alt mahkeme, asliye ceza mahkemesi/istinaf mahkemesi anayasanın açık hükümlerine karşı çıkarak siyasi tarihimizde bir ilk karar olarak kayıtlara geçmiştir.

Parti içinden itirazların yapılması sonucunda açılan davada ‘mutlak butlan’ kararı vererek istinaf mahkemesi CHP’nin 38. Olağan Kurultayını yok saymıştır.

2020’de yapılan 37. Olağan Genel Kurulda seçilen Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin parti yönetimine geri dönmesinin yolu açılmıştır. Bu karar ve sonuçları son derece ciddi gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Örneğin, seçilmiş başkan Özgür Özel ve çalışma arkadaşlarının aldığı bütün kararlar, yerel seçimlerde gösterilen adaylar, parti içi uygulamalar, ülkeyi siyasal ve ekonomik baskıdan rahatlatacak önerilerin tamamı yok sayılacaktır.

Bu kararla hemen hemen bütün muhalefet partilerine gözdağı veriliyor, kurultayları yapılmamış saymama kılıcı başlarının üzerinden indirilmiyor.

Bunu biraz açmakta yarar var; mevcut siyasal iktidara ciddi ekonomik veya siyasal nedenlerle karşı tavır geliştiren muhalefet partileri içinden üye veya vekillerin sonuçtan memnun olmadıklarını, haklarının gasp edildiğini içeren şikâyetler üzerine ‘mutlak butlan’ kararıyla seçilmiş yöneticilerin konumları düşürülebilecek, eski yöneticilerin yönetime gelme olasılığı doğacaktır. Bu durum iktidarın siyasal yaşamı kendi anlayışı çerçevesinde yeniden ‘dizayn etme’ istemini yükseltecektir. Böylelikle muhalefet partilerinden iktidarı zorlayan ve seçilme olasılığı yüksek olan partileri seçim arenasından dışlamak, kendi iktidarını sürdürmek kolaylaşır.

Bu yaklaşımlar yeni faşizm koşullarının serpilip gelişmesinin de yolunu açmıştır. Otoriter rejimler kalıcılıklarını sağlamak için ‘meşruiyet’ ararlar. Bulurlar da! Nereden alırlar meşruiyetlerini? Öncelikle seçimlerden alırlar. Seçimler otoriter/faşist yönetimlerin en kullanışlı araçlarıdır. Görünüşte seçmenler yakınlık duydukları partilere oy veriyorlardır ancak bu partiler çeşitli yol ve yöntemlerle seçimde başarısız bırakılır. Halk arasında “Ne yapalım biz oyumuzu kullandık, ancak iktidar partisi kazandı. Elden gelecek bir şey yok!” anlayışı gelişir. İktidar partisi daima kazanan olur. Seçimler iktidarı değiştirecek bir araç olmaktan çıkar, demokrasiye inanan insanlar arasında umutsuzluk, var olan rejimle günün baskı altında geçmesi, iktidarın değişmezliği yaygınlaşır.

Bu yapılırken seçimde hile oyunları, yargı yoluyla müdahale, yandaş medyanın etkileme gücü, ekonomik açmazlar ve yaygın propaganda tam işlev görür, iktidarı kalıcılaştırmada mesafe kat eder. Görünürde açık baskı ve tutuklamalar yapılmaz alttan alta, duyumsanması güç yöntemlerle işler. Bazı öznel koşullarda baskı yargı kurullarını devreye sokarak uygulanır. En iyi örnek belediye başkanları ve yöneticilerinin siyasal saiklerle tutuklanıp, içeriği boş iddialarla yargıya götürülmesi olmuştur. Kolluk gücü marifetiyle yerel yönetimler iktidar partisine geçer. Çoğu kez parlamento işlevsiz bırakılıp milletvekillerinin iktidarı denetim mekanizması işletilmez, sokaklarda sıkıyönetim manzaraları yoktur ancak baskı sıkıyönetim uygulamalarından daha serttir.

Bu siyasal olarak geçersiz olan kararın ardından bir önceki genel başkan K. Kılıçdaroğlu yönetime gelir mi, getirilmezse partiye kayyum atanır mı, atanırsa hangi koşullarda atanır, bunlar henüz açıklığa kavuşmuş değil.

Genel başkan Ö. Özel butlan kararının siyasal darbe olduğunu açıkladı ve parti genel merkezini terk etmeyeceğini bildirdi. Çok ciddi gelişmelere gebe siyasal yaşam!

Toplumda değişim rüzgârları estiren Özgül Özel’e tüm muhalefet destek vermeli, parti yönetiminin kararları omuzlanmalı, parti yalnız bırakılmamalıdır.