SINAV NAMUSUNU YENİDEN İNŞA EDELİM

Abone Ol

Sınav namusunun, nasıl dejenere edildiğini; Genel Kurmay Başkanımız Hulusi Akar’ın itirafçı eski yaveri Levent Türkkan’ın ifadesinden okuyalım:
”Ben paralel yapı üyesiyim. Bu cemaate yıllarca gönüllü olarak hizmet ettim. Bu güne kadar cemaatte olduğum abilerime itaat ettim, onlar tarafından verilen emirlere bu güne kadar harfiyen uydum. 1989’da Işıklar Askeri Lisesi’nin sınavlarına girdim. Bana sınav olmadan önceki gece yarısı soruları getirip verdiler. Şıkların üzerinde cevaplar işaretlenmişti.
Günümüzün yarbayı 27 yıl önce kendisine gireceği okulun sınav soruları verilerek sisteme gönül bağı kurulmuş oluyor. Bu şekilde önemli yerlere, emsalleri ile birlikte otomatik olarak gelmeleri sağlanıyor.
Biz de “Bunlar buralara nasıl sızmışlar?” diye hayret ediyoruz.
İşin aslı irdelenince; sızmaya falan gerek kalmıyor. Başlangıçta hileli sınavlar otomatik olarak oralara gelmeyi sağlıyor.
*
Levent Türkkan; öğrenciliği boyunca namaz kılmanın kontrol edildiğini, dini vecibelerin öğretildiğini anlatıyor.
SINAV NAMUSUNU YENİDEN İNŞA EDELİM
Sorular çalındığı için sonuçları iptal edilen, ayıplı sınav olaylarını az yaşamadık.
Sınav namusunun, nasıl dejenere edildiğini; Genel Kurmay Başkanımız Hulisi Akar’ın itirafçı eski yaveri Levent Türkkan’ın ifadesinden okuyalım: ”Ben paralel yapı üyesiyim. Bu cemaatle yıllarca gönüllü olarak hizmet ettim. Bu güne kadar cemaatte olduğum abilerime itaat ettim, onlar tarafından verilen emirlere bu güne kadar harfiyen uydum. 1989’da Işıklar Askeri Lisesi’nin sınavlarına girdim. Bana sınav olmadan önceki gece yarısı soruları getirip verdiler. Şıkların üzerinde cevaplar işaretlenmişti.
Günümüzün yarbayı 27 yıl önce kendisine gireceği okulun sınav soruları verilerek sisteme gönül bağı kurulmuş oluyor. Bu şekilde önemli yerlere, emsalleri ile birlikte otomatik olarak gelmeleri sağlanıyor.
Biz de bunlar “Buralara nasıl sızmışlar?” diye hayret ediyoruz.
İşin aslı irdelenince; sızmaya falan gerek kalmıyor. Başlangıçta hileli sınavlar otomatik olarak oralara gelmeyi sağlıyor.
* * *
Levent Türkkan; öğrenciliği boyunca namaz kılmanın kontrol edildiğinin dini vecibelerin öğretildiğini anlatıyor.
Sınav sorularını çalarak, kendi seçtiği öğrencilere veren haksız, hırsız, sistem nasıl dindar oluyor? Onu kabul eden öğrenci nasıl dindar oluyor? Nasıl namuslu oluyor?
Ahlaksız, başkasının hakkını başkasına vererek dindarlık da olmaz, insanlık da olmaz. Öyle ama toplumumuzun bu konudaki zafiyetine bakalım. Yani tanıdıklarını sırada bekletmemek gibi olayları tanıdıklar da isterler. Yapılmayınca dedikodusunu bile yaparlar.
“Onun insanlığı zayıf, şöyle işim düştü de beni başkaları ile bir tuttu.” Derler.
* * *
Yeri gelmişken yaşantımdan iki örnek vereyim: Kargı’da kereste ihalesindeyiz. İhaleye katılanların en genci benim. Akşam geç oldu. Kereste alamayanlar teminatlarını geri almak için kuyrukta bekliyor. Ben kuyruğun ön tarafına yakınım. Orta yaşlı bir amca bana evraklarını verip teminatını almamı istedi. Ben de arkamda bekleyenlerin hakkını ona vermenin doğru olmadığını, sıraya geçmesi gerektiğini söyledim.
Bana çok kızdı. Başına topladığı birkaç kişiye; benim “çok muhannet, çok terbiyesiz bir çocuk” olduğumu anlatıyordu.
* * *
Kalamış koyunun doldurulduğu sıralardaydı. Dolgunun üstüne çöp dökmeye gelen kamyonlar oluyordu.
Balkondan çöp dökmek için gelen kamyonu görünce; engellemek için koştum.
Komşulardan biri; benden önce yetişti. Kamyonu geri çevirdi.
Şoförle yanındakinin konuşmasını duydum. “Ben sana söyledim. Burada namussuz adam çok. Çöpü döktürmezler dedim. Bak döktürmediler…” diyordu.
Çöpü; Kalamış gibi İstanbul’un gözbebeğine döktürmedik diye “namussuz” bile olmuştuk.
Son derece masun gibi görünen, görgüsüzlük gibi algılanan benzer nice yanlışlarımız var. Bu birliktelik oluşmuşken; inşa edeceğimiz eylemlerin sadece “sınav namusundan” ibaret olmadığı açıkça görülüyor…
15 Temmuzu milat alıp,
Her bakımdan düzelmeye ihtiyacımız olduğunu kabullenip, gerekeni yapmalıyız.
NOT:
•7 Ağustos günü, 5 milyonu bulan, birlikteliği amaçlamış vatandaşlarımız; gurur duyulacak görüntüyü başarıyla sergilediler.
•9 Ağustos günü, Rusya’da Erdoğan-Putin eskisinden daha iyi olacak dayanışmanın başlangıcını yaptılar. Hayırlı olsun.
•15 Temmuz gecesi patlama sesi veren jetlerin çıkardığı sesten; işitme sistemleri hasara uğrayan binlerce güvercinin ölümünü yeni öğrendim.
Saddam Hüseyin petrol kuyularını ateşe verince; petrole batmış deniz kuşunu aylarca izledik. İnsan ölümüne üzülmeyi bilmeyen batılılar, o kuşa çok üzülmüşlerdi.
Bizim güvercinlerin durumunu anlasalar da ne yaptıklarını görsek…
En güzel günler sizlerin olsun.