Şehir temposunu geride bırakmak isteyenler, Çorum'da kar yürüyüşü için işte o rota!

Kuzahlat’ta Doğaya Dönüş

Abone Ol

Bazı yollar vardır;
İnsanı bir yerden bir yere değil, bir halden başka bir hale taşır.
Bugün Kuzahlat Yaylası’nda yürüdüğümüz yol, benim için tam olarak buydu.
İş yoğunluğu, şehir temposu ve ardından gelen hafif bir sakatlık derken doğaya bir süredir uzaktan bakıyordum.

Gidiyor gibi yapıp gidemediğin, niyet edip ertelediğin zamanlar olur ya;
işte öyle bir dönemdi.
Haftasonu, İskilip’in Tosya sınırında yer alan Kuzahlat Yaylası’nda, o mesafe kapandı.
1561 metre rakımda, Kuzahlat Köy Konağı’nın önünde toplandık.
Saat erken, hava sertti. -5 derece görünüyor kar yağıyordu.
Ama kimsenin yüzünde bir tereddüt yoktu.
Çünkü bazen insan, zorluğu bilerek yola çıkar.

Yürüyüş başladığında kar zemini hemen kendini hissettirdi.
Her adım dikkat istiyordu.
Aceleyi sevmeyen bir yoldu bu.

7,5 kilometrelik rota, kağıt üzerinde kısa sayılabilir ama kar ve yükselti mesafeyi uzatıyordu.
Yaklaşık 280 metrelik irtifa kazancı, özellikle iniş–çıkışlarda bedeni yokladı.
Ama garip bir şekilde, zihnim hiç yorulmadı.

Karlı ormanın içinde ilerlerken zaman yavaşladı.
Çam ağaçlarının dallarında biriken kar, rüzgarla sessizce yere düşüyordu.
Ayak seslerimiz dışında bir ses yoktu.
O sessizlik, insanın içindeki fazlalıkları da beraberinde alıp götürüyor.

Bir noktadan sonra şunu fark ettim:
Doğa, seni nerede bıraktığını hatırlıyor.
Ne “neden gelmedin” diye soruyor,
Ne de hesap soruyor.
Kapıyı açıyor ve seni olduğun hâlinle içeri alıyor.

Yürüyüş yaklaşık 3,5 saat sürdü.
Soğuk, kar ve yol kendini fazlasıyla hissettirdi ama kimse şikâyet etmedi.
Çünkü bu tür yürüyüşlerde hedef, sadece varılacak yer değildir.
Asıl mesele, yolun sana ne söylediğidir.
Finalde tekrar Kuzahlat Köy Konağı’na vardık.

İçeride soba yanıyordu.
Muhtar, sobanın üzerinde çay demlemişti.
Soğuktan kızarmış ellerle tutulan bir bardak çayın kıymeti, şehirde pek anlaşılmaz.
Ama orada, o an, o çayın anlamı bambaşkaydı.
Soba çıtırdıyordu, camlarda buhar vardı.
Dışarıda kar, içeride ise yorgun ama huzurlu bir sessizlik hakimdi.
Yürüyüş, belki de en doğru yerde bitmişti.

Bugün benim için önemli olan bir şey daha vardı.
Uzun bir aradan sonra doğaya dönmüştüm.
Ve doğa, beni sanki hiç ara vermemişim gibi karşıladı.
Aynı samimiyetle, aynı sakinlikle…

Bazen geri dönmek, yeniden başlamak değildir.
Kaldığın yerden devam etmektir.
Kuzahlat’ta bugün hissettiğim tam olarak buydu.


Karda Yürüyüş Yapacaklara Küçük Bir Not
Kış şartlarında doğa yürüyüşü, yazdan çok daha fazla dikkat ister.
Katmanlı giyinmek, su geçirmez ayakkabı tercih etmek ve mutlaka yedek çorap taşımak küçük ama hayati detaylardır. Kar zemini aceleyi sevmez; adımlar kısa, tempo sakin olmalıdır. Soğuğun en çok hissettirdiği molalarda vücut ısısını korumak, yürüyüş kadar önemlidir. Ve en önemlisi; karda yürüyüş, hız değil denge işidir. Doğa, bu şartlarda sabrı olanla yolunu paylaşır.