MUHALİF TELEVİZYONLARA KARARTMA

Abone Ol

AKP 2002 yılında “3 Y”yi yani “Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasakları” yok etmek vaadi ile iktidara gelmişti. Oysa geçtiğimiz yıllara ve yaşadığımız döneme bakılırsa bunun tam tersini uyguluyor. Kısaca anımsayalım.

Yoksulluk: Halkın geçim sıkıntısı hat safhada, işsizlik tarihinin en yüksek boyutunda, dolar 8 TL’na dayanmış. Salgın dönemi işsizliği ve pahalılığı daha da tetiklemiş. Kılıç gibi yaklaşan kış mevsimi karşısında toplum şaşkın ve çaresiz.

Yolsuzluk: Yolsuzluk ve rüşvet dosyaları almış başını gitmiş. Hesap sorulamıyor, dava açılamıyor, meclis araştırması yapılamıyor, çoğunun üzeri örtülüyor. Kritik davalara anında yayın yasağı geliyor. Son Zarrap olayı ve bir tarikat liderinin 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarında olduğu gibi.

Yasaklar: İktidar basın ve yayın kuruluşlarının yaklaşık %80’ini elinde geçirdi. Fakat televizyonlarınının izlenme, radyolarının dinlenme ve gazetelerinin okunma oranı neredeyse %30’lar civarında. Örneğin Türk Basınının amiral gemisi olarak niteledikleri Hürriyet gazetesinin basımı 50 binleri bile bulmuyor. Uçaklara, şehirlerarası otobüslere ve pek çok kuruma zorlama yöntemlerle dağıtılmasına rağmen.

Halk basın ve yayın organlarında gerçek ve doğru haber görmek istiyor. Yalanlara doydu, ayrıca yalan karın doyurmuyor. İktidarın söyledikleri ile halkın gündemi uyuşmuyor. Onun için iktidar suni gündemlerle halkı oyalama peşinde fakat tutmuyor. Halk geçim sıkıntısı içinde ve sofrasındaki ekmeğin her gün küçülmesinin farkında. Onun için iktidarın oyları, kamuoyu yoklamalarına göre % 30’larda geziniyor ve hızla eriyor.

İktidar mensupları artık hiç bir şekilde seçimle iktidarda kalma şanslarının olmadığının bilincindedir. Cumhur ittifakını büyütemiyor. Sayın Bahçeli’nin, Meral Akşener’e yuvaya dön çağrıları havada kaldı. Yanıt bulamadı. Millet İttifakı giderek büyüyor.

İktidarın, ekonomiyi canlandırma, işsizliği önleme şansı yok. Halka hiç bir umut vaad edemiyor. Suni gündemler tutmuyor. Ayasofya açılışı gibi dinsel içerikli açılımlar da beklenen gümbürtüyü yaratamadı. Halk sofrasındaki ekmeğe, cebindeki paraya bakıyor. AKP iktidarına tepki veriyor. Demirel’in tesbiti doğrudur: “Mutfaktaki tencerenin devirmiyeceği iktidar yoktur.”

Durum böyle olunca iktidar yan yollara sapmaya başladı. Daha fazla baskı, daha fazla sopa. Tele 1 Televizyonundan sonra şimdi de Halk TV’ye 5 gün ekran karartma, muhalefetin sesini kesme. Halkın iradesine ipotek koyma tutumu içine girdi.

Diğer taraftan madem ki Cumhur İttifakını büyütemiyorum, Millet İttifakını nasıl bölerim gayretleri… HDP operasyonu ve Muharrem İnce hareketi bunların birer parçasıdır.

İktidar kendi yasalarını çiğniyor, basın ve ifade özgürlüğü anayasa tarafından güvence altına alınmıştır. RTÜK’ün AB ile yaptığı anlaşmalar gereği ekran karartma cezası verilemez. Halkın elinde uzaktan kumandası var. İstemediği kanalı kendisi kapatır. Bu halkın haber alma özgürlüğüne darbedir. Halka verilmiş bir cezadır. Yüzlerce kanal var, halk zaten istemediği kanalı iktidara sormadan kapatıyor.

Ekran karartma Cumhuriyet tarihinde RTÜK tarafından ilk defa uygulanıyor. Bir sonraki aşama bu televizyonların fişini çekmek olacaktır.

Dünyası ve ufku karanlık olan iktidar, halkın televizyonlarını karartıyor. Özgürlük ve ileri demokrasi adına, ülkeyi ortaçağın kör karanlığına gömmeye çalışıyor. Unutulmasın ki ilk seçimlerde, kendisi sandığa gömülecek farkında değil.