MİLLİ EĞİTİMDE NE YAPILMAK İSTENİYOR?

Abone Ol

Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullara gönderdiği ramazan genelgesi eğitimciler arasında gerekli gereksiz tartışmalara ve rahatsızlığa neden oldu.

Bakanlık durup dururken böyle bir uygulamaya neden bu günlerde ihtiyaç duydu? Anlaşılamayan bir durum. Yıllardır böyle bir uygulamayı önceki bakanlar düşünememişler mi? Sayın Bakan 3 yıla yakın bir süredir görevde iken bu uygulama yeni mi aklına geldi acaba?

Genelgede istenen uygulamalar amaç olarak çok güzel, fakat bunlar sadece ramazan ayında değil, her eğitimcinin her zaman öğrencilerine kazandırması gereken değerlerdir. Siz bunu ramazan ayı gibi kutsal bir aya indirger, bir de öğrencileri tek bir kalıba sokmaya çalışırsanız bu yanlış anlamalara ve uygulamalara neden olur. Eğitimci diyemeyeceğimiz kraldan çok kralcılar çıkar, andımızın yasaklandığı okullarımızda IŞİD Marşı okutur. Birisi çıkar ders saatinde sokaklarda çocukları ilahi söyleterek dolaştırır. Bir başkası çıkar sınıfa mezar maketi koyarak, çocuklara başında ağıt yaktırır. Başkası da çıkar çocukların oruç tutup tutmadığını belirlemek için oruç karnesi dağıtır. Bu gibi saçmalıklar okullarda huzurun bozulmasına neden olur. Din gibi hassas ve yüce bir konu kişilerin vicdanlarına ve kişisel tercihlerine aittir. Çocuklara dini bilgilerin verilmesi ailelerin görevidir. Bu da çocuk belli bir yaşa geldiğinde yapılır.

Bu konular hassas bir konu olduğu için çoğu insan yanlış anlaşılmaktan çekinerek, doğru bildiğini bile söylemiyor.

Müslümanlığın ve Müslümanın ne demek olduğunu az da olsa bildiğim için bu konuda doğruları söylemeyi ve yazmayı görev kabul ediyorum. İlkokul ikinci sınıftan üçüncü sınıfa geçtiğimiz 1958 yılında öğretmenimiz tayin oldu, yerine yeni öğretmen verilmedi. Köy okulunda okuyan öğrenciler hep birlikte köy imamına giderek Kuran-ı Kerim okumayı öğrendik. Yani 9 yaşında Kuran-ı Kerimi hatmettim. Defalarca Arapça okuyor fakat ne dediğini anlamıyordum. Ne zaman ki Türkçesini okudum, Müslümanlığın ne demek olduğunu ancak o zaman öğrendim. Hala da okuyor ve öğreniyorum.

Bakanlığın yaptığı bu gibi uygulamalar din gibi hassas ve yüce bir konuyu toplum üzerinde kimlik sorgulama, ayrışma ve dayatma aracına dönüştürmektedir. Din ayrıştırıcı değil, tam tersine birleştiricidir. Anadolu insanının yüzyıllardır yaşattığı din anlayışı; sevgiye, saygıya, hoşgörüye, akla, bilime, birlik ve beraberlik içinde yaşama kültürüne dayanır. Bu kültürü hiçbir zaman kaybetmemeliyiz.

İşte burada laikliğin önemi ortaya çıkıyor. Laiklik bazı art niyetli insanların iddia ettiği gibi din karşıtlığı değildir. Tam tersine laiklik herkesin inancını istediği gibi yaşayabilmesinin güvencesidir. Ayrıca dinin siyasete ve ticarete alet edilerek istismar edilmesini de yasaklar. Dinin yüce bir değer olarak korunmasını amaçlar. Anayasanın amir hükmüdür. Bu nedenle laikliğe aykırı hareket edenler anayasa suçu işlemiş olurlar. Görevi ve yetkisi ne olursa olsun herkesin buna özen göstermesi gerekir.

Eğitimde asıl amacımız eğitim kalitesini yükseltmek olmalıdır. Bunun için çocuklarımıza okullarda öncelikle Felsefe, Matematik ve Fen Bilimlerini iyi öğretmeliyiz. İtaat eden ve biat eden değil, araştıran ve sorgulayan çağdaş gençler yetiştirmeliyiz. Yani robot olan değil robot yapan gençler yetiştirmeliyiz. Gelişmiş ülkeler uzayla, robot yapmakla ve yapay zekayla uğraşırken, maalesef biz enerjimizi gereksiz tartışmalarla heba ediyoruz.

Bir eğitimci olarak şunu önemle belirtiyorum ki eğitim sorununu çözemeyen ülkeler hiçbir sorununu çözemez. Bütün sorunların çözüm yolu eğitimden geçer. Bu nedenle eğitim sistemimizi en kısa zamanda akılcı, bilimsel ve çağdaş bir hale getirmeliyiz. Ancak bu şekilde eğitim kalitesini yükselterek, ülke sorunlarını çözebiliriz.

Ülkelerin eğitim seviyesini ölçmek amacıyla 38 OECD ülkesi arasında 3 yılda bir 15 yaş arasındaki çocuklar arasında yapılan Pisa 2022 yılı sınav sonuçlarında; 38 OECD ülkesi arasında Matematikte 32.sırada, Fen Bilimlerinde 29.sırada ve Okumada 30.sıradayız.

Liselerimizdeki durum daha da vahim. 2024 yılı TYT'de doğru cevap sayısı; Türkçede 40 soruda 17,7, Temel Matematikte 40 soruda 6,9, Fen Bilimlerinde 20 soruda 3,2 ve Sosyal Bilimlerde 20 soruda 7,9.

Bu sonuçlar da gösteriyor ki eğitimimiz maalesef istediğimiz seviyede değil. Bu konuda Finlandiya çok iyi bir örnektir. Eğitim yöneticilerine ve karar vericilere naçizane tavsiyem, eğer okumadılarsa "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" kitabını mutlaka okumaları ve oradan gerekli dersleri çıkarmalarıdır.