KÜRESEL BARBARLIĞIN YENİ YÜZÜ

Abone Ol

Dünya yine barıştan söz ediyor. Barış konferansları yapılıyor, diplomasi açıklamaları yayımlanıyor, liderler kameraların karşısında ciddi yüzlerle tokalaşıyor.

Sonra biri düğmeye basıyor. Her zamanki gibi ilk ölen barış oluyor.

İran’a yapılan saldırı bize yeni bir şey öğretmedi. Sadece eski bir gerçeği yeniden anımsattı: Uluslararası hukuk, güçlülerin gereksinim duyduğu gün tatilde olan bir kurumdur. Çalışma saatleri bombaların takvimine göre ayarlanır.

Görüşmeler sürerken saldırı yapılıyor. Diplomasi devam ederken füzeler gönderiliyor.

Eskiden bunun adı ihanetti. Şimdi adına “stratejik hamle” diyorlar. İsim değişince vicdan da rahatlıyor anlaşılan.

Dünya siyaseti uzun zamandır tuhaf bir tiyatroya dönüştü. Liderler barışı savunurken silah bütçelerini artırıyor, demokrasi anlatılırken ülkeler bombalanıyor, insan hakları konuşulurken çocuklar ölüyor. Bu bir çelişki değil; sistemin doğası böyle.

Zira mesele artık yalnızca devletler değil. Yeni bir güç türü sahnede: teknolojiyle büyüyen, hızla zenginleşen ve dünyayı bir yazılım güncellemesi gibi gören yeni bir oligarşi. Onlar için savaş bir “operasyon”, ölüm ise bir veri kaydı.

Bir zamanlar generaller haritaların başında karar verirdi. Şimdi algoritmalar hedef seçiyor.

“İnsanlık ilerledi” diyorlar. Evet, öldürme yöntemleri gerçekten çok ilerledi.

Eskiden savaşta asker ölürdü; şimdi ekran başındaki biri koordinat giriyor ve bir şehir susuyor. Üstelik kimse bağırışları, çağırışları duymuyor; çünkü sesler ekranlardan geçmiyor.

Barbarlık artık bağırmıyor. İşini sessizce hallediyor.

Ama asıl ilginç olan şu: Dünyanın her yerinde insanlar bu oyunu görüyor. Sokaktaki insan, televizyonlarda anlatılan hikâyeye eskisi kadar inanmıyor. Çünkü aynı senaryo çok kez tekrarlandı. Demokrasi götürülen ülkelerde geriye çoğu zaman yıkım ve gözyaşı kaldığını artık herkes biliyor.

Büyük devletler hâlâ dünyayı bir satranç tahtası sanıyor. Sorun şu ki taş diye gördükleri şey insan.

Dünya yeni bir döneme giriyor. Eski kurallar dağılıyor ama yenileri henüz yazılmadı. Böyle zamanlarda tarih sahneye genellikle iki tür insan çıkarır: Kendini dev aynasında gören küçük liderler ve onların açtığı yaraları kapatmaya çalışan sıradan, masum insanlar.

Garip olan şu: Felaketleri çoğu zaman büyük zekâlar değil, küçük hesaplar üretir.

Bugün insanlık bir karar vermek zorunda. Gücün hukuku mu geçerli olacak, yoksa hukukun gücü mü? Çünkü savaş normalleşirse barbarlık da gündelik yaşamın bir parçası olur. İnsan, alıştığı şeye itiraz etmeyi bırakır.

Asıl tehlike bombalar değil; insanların buna alışmasıdır.

Tarih bize şunu defalarca gösterdi: Canavarlar bir anda ortaya çıkmaz. Önce açıklanırlar, sonra savunulurlar, en sonunda da kabullenilirler.

İşte barbarlık o zaman kazanır.

Unutulan şey ise şudur: Tarihi değiştirenler hiçbir zaman en güçlü olanlar değil, “yeter artık” diyenler olmuştur.

Çünkü dünya, korkakların değil, itiraz edenlerin omuzlarında yükselir.

Ve insanlık şimdi bir karar aşamasında:

Canavarlara geçit mi verilecek, yoksa insan kalmakta ısrar mı edilecek?

Çünkü insan kalabilmek, bazen bütün dünyaya karşı vicdanın yanında durabilmektir.