İŞ BULAMAYANLARLA, ELEMAN BULAMAYANLARIN BİRLİKTE YAŞADIĞI ÜLKE...

Abone Ol

Başlık, bir aydır aklımı meşgul ediyor. Önemli bir konu;

•İlgili bakan yüzde 12’yi geçen işsizliğin olduğunu söyledikten bir hafta sonra da "İş beğenmeyenler çok." dedi.

•Aradığı elemanı bulamadığını sık sık dile getiren bir yakınım var. Ona sordum, cevabı şöyle oldu: "Adam otuz yaşına gelmiş. Askerliğini yapmamış. Ben onu işe almam. Çünkü daha işe adapte olmadan askerliğe çağrılabilir."

•İlginç fikirleri olan bir tanıdığım var. Ona sordum. Anlatmaya başladı: "Bir oğlum var. Bu sene okula başladı. Okulun derslerini istenilen düzeyde götüremeyeceğine karar verdim. Öğretmeninden sınıfı geçirmeyip bırakmasını, birinci sınıfı bir sene daha okumasını istedim. Öğretmen öyle bir yetkisinin olmadığını söyledi. Sınıfta kalma kaldırılalı otuz seneyi geçmiş. Ayrıca sınavlar test usulü yapıldığı için, toto doldurur gibi doldurulduğunu, öğrenmeye ihtiyaç duyulmadığını herkes biliyor. Adam meslek lisesine gidiyor, mesleği öğrenmemiş olsa da diplomayı alıyor. Haliyle, diplomalı mesleksiz işsizler türemiş oluyor." dedi.

•İnternette uygun bir bilgi bulabilir miyim diye bakmamla  şaşkınlık yaşamam bir oldu. Her kafadan ses gelen, karmakarışık, pratik yaklaşımı olmayan yazılarla dolu...

*     *     *

Çocuğunun sınıfta kalması için, okul ile görüşen tanıdığımın yaklaşımı, bana çok pratik bir yaklaşım olarak göründü.

Çünkü çocuk altı yaşında okula başlayacak. On iki sene öğrenip, öğrenmemesine bakılmadan sınıfları geçecek. On sekiz yaşına gelmiş, kanı kaynayan genç delikanlı veya hanım kız olmuş fakat herhangi bir işe adapte olmamış, uyum sağlamak içinde eskilerin "Ağaç yaş iken eğilir.” diye anlattıkları pozisyonu da kaçırmış. Bütün bunlara rağmen hem ailesinin hem de kendisinin masa başında, terlemeden, yorulmadan bir iş hayali kuranlar beklediklerini bulamıyor. Çünkü ülkemizde o sayıda iş masası yok. Ayrıca yapılması gereken ve el becerisi isteyen, yağlı, tozlu, kötü kokulu işler var.

Üniversitelere gelince dert daha da büyüyor. Yeteneğine göre üniversiteye girebilenlerin sayısı oldukça az. Onlar yüzde doksan iş bulabiliyor. Ama iş yeri getirisi olmayan bazı üniversiteleri bitirmiş olanların şansı olmuyor.

Napolyon'un "Para, para, para..."  dediği gibi  …

Ben de "Eğitim, eğitim, eğitim..." diyorum. Diyorum da, iş bulamayanlarla, eleman bulamayanların birlikte yaşadığı ülkemizde:

Eğitim yok mu? Var.

Bu eğitim verimli mi? Değil.

Verimli hale getirmek için ne yapmak lazım? Sınıfta kalmama gibi saçmalığı ortadan kaldırarak, kaliteli, ülkenin ihtiyacına uygun öğrenci yetiştirmenin temelini atıp, devamını getirmenin çaresine bakmak lazım...

En güzel günler sizlerin olsun.