HİÇLİĞE KARŞI CUMHURİYET

Abone Ol

Bir ülke bazen yıkılmamış ayakta duruyor olabilir.

Haritalar yerli yerinde durabilir, bayrak gönderdedir, marşlar hâlâ söyleniyor olabilir. Ancak o ülke düşünmeyi bırakmışsa, varlığından söz edilemez. Zira varlık yalnızca toprakla ölçülmez; akılla ölçülür. Akıl çekildiyse, geriye kalan yalnızca kalabalıklardır. Kalabalıklar ise çoğu zaman bir hiçten ibarettir.

Hiçlik, sanıldığı gibi yokluk değildir.
Hiçlik
, bilerek susmaktır.
Görüp de bakmamak, duyup da konuşmamaktır.
Yanlışı bilip doğruyu savunmamaktır.

En tehlikelisi de budur.

Toplumlar cehaletle çökmez; cehalet öğretilebilir, eğitilebilir. Asıl çöküş, alıştırılmış suskunlukla başlar. Öğrenilmiş korku, normalleştirilmiş biat ve sorgulamadan vazgeçmiş bir zihin dünyası… İşte bunlar bir milleti yavaş yavaş, içten içe hiçliğe sürükler. Bu süreç ne gürültülüdür ne de ani. Tıpkı demirin küfü gibidir; demiri bir günde çürütmez ama sonunda elde tutacak bir şey bırakmaz.

Cumhuriyet, bu topraklarda hiçliğe karşı atılmış en büyük adımdır. Saltanatın, kulluğun ve kaderciliğin karşısına aklı koymuştur. “Böyle gelmiş, böyle gider” diyenlere, “Hayır, böyle gitmez” diyebilme cüretidir Cumhuriyet.

Atatürk’ün gerçekleştirdiği devrim, yalnızca bir rejim değişikliği değildir. O, hiçliğe ve hiç olmaya karşı bir başkaldırıdır. “Düşünme” denilen yere düşünceyi, “sus” denilen yere sözü, “kul ol” denilen yere yurttaşı koyabilmektir.

Ne zaman bu değerler aşındırılırsa, ne zaman akıl hor görülürse, ne zaman bilim küçümsenirse; işte o zaman hiçlik yeniden kapıya dayanmış demektir.

Bugün “hiç” olan yalnızca ekonomi değildir.
Hiç olan adalettir.
Hiç olan vicdandır.
Hiç olan, gerçekleri yazamayan kalemlerdir.

Basın sustuğunda gerçek ölmez; yok sayılır. Yok sayılan gerçeklerin yerini yalan doldurur. Yalan çoğaldıkça gerçekler küçülür. Gerçekler küçüldükçe toplum hiçleşir.

Aydınların sustuğu yerde karanlık konuşur. Gazeteci geri çekilirse yalan öne çıkar, manşet olur. Bir de bakarsınız; koskoca bir ülke, kendi geleceğini tartışamaz hâle gelmiştir.

İşte hiçlik budur.

Ama unutulmamalıdır:
Hiçlik kader değildir.
Hiçlik,
tercihlerin toplamıdır.

Bugün hâlâ bu ülkede konuşanlar varsa, yazanlar varsa, itiraz edenler varsa; hiçlik tam anlamıyla kazanamamış demektir. Zira bazen tek bir tümce, büyük bir karanlığı yırtmaya yeter de artar bile.

Cumhuriyet bize şunu öğretti:
Akıl varsa umut vardır.
Söz varsa gelecek vardır.

Biz sustuğumuz gün değil, vazgeçtiğimiz gün hiç oluruz.