Avrupa kendi yarattığı göç krizinin ceremesini çekecek demiştik bir hafta önce. Öyle oluyor.
Son günlerde İspanya’nın Kuzey Afrika, Fas topraklarındaki bir kenti olan Sebte'de (Ceuta) son derece ciddi bir göçmen krizi yaşandı. Septe sömürgeciliğin İspanya’ya kattığı topraklardan birisi, neden hâlâ İspanya toprağı sayıldığını anlamak olası değil! Hong-Kong İngiliz emperyalizminden 100 yıl sonra Çin egemenliğine devredilmişti. Cebel-i Tarık ve Cueta da kaçınılmaz olarak parçası oldukları ülkelere devredilecektir. Günümüzde sömürgecilik açık işgalle yürümüyor. Yeni/yarı sömürge yöntemleri geçerli ki bu zincir de emeğin direnciyle kırılacaktır.
İspanyol El Pais gazetesinin bildirdiğine göre Fas hükümeti sınır güvenliğini gevşeterek on binlerce göçmenin Septe’ye geçişine göz yummuş. Bunun birkaç nedeni ileri sürülüyor. En önemli neden: İspanya “Fas'a karşı bağımsızlık mücadelesi yürüten Batı Sahra bölgesindeki Polisario Cephesi'nin lideri Brahim Gali'nin İspanya'da Kovid-19 tedavisi görmesine” izin verdi. -El Pais
Fas yıllardır mücadele ettiği gerilla liderine verilen desteğin yıkıcı olduğunu düşünüyor.
İkinci önemli neden İspanya’nın Fas’ın anlaşmazlık içinde olduğu Cezayir ile görüşüyor olması. Kuzey Afrika’da Fas nüfuzunu genişletmeye çalışıyor. Nasıl? Ve asıl büyük ve son derece kritik neden “Fas, Aralık 2020'de ABD arabuluculuğuyla imzalanan İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile diplomatik ilişkilerini resmen başlattı. Bu süreçte ABD, Batı Sahra bölgesinde Fas’ın egemenliğini resmen tanıdı. Rabat yönetimi Washington ve Tel Aviv ile askeri, ekonomik ve istihbarat alanlarında stratejik bir yakınlık kurdu. Fas, ABD ve İsrail heyetleri arasında güvenlik, ticaret, teknoloji ve uçuş seferleri konulu çok sayıda iş birliği anlaşması imzaladı.-Anadolu Ajansı
Üçüncü önemli neden Gazze soykırımına ve ABD’nin İran saldırılarına açıktan karşı çıkan, lanetleyen İspanya’ya ders vermek üzere bir kaos/kargaşa yaratmak, başbakan sosyalist Pedro Sánchez iktidarını zora sokmak, tavrını değiştirmeye çalışmak ve kendi yanlarına çekmek.
Ortadoğu’da Körfez ülkeleriyle stratejik işbirliği içindeki emperyalist ABD ve ileri karakolu İsrail egemenlik alanlarını genişletmeye Kuzey Afrika’da etkinlik alanları yaratarak devam ediyor. Libya’yı yıkan ve işgal eden başta ABD olmak üzere bütün NATO ülkeleri ellerinden gelse Akdeniz havzasındaki bütün Arap ülkelerine el koyacaklar. Ülkem bu coğrafyanın neresinde? Tom Barrack ‘demokrasi size fazla, monarşiye geçin’ fetvasını vereli çok olmadı. Ne dersiniz, geçer miyiz, yeni bir şeriat ülkesi olur muyuz? Niyetlerini çok açık olarak belirten emperyalistlere cumhuriyetimiz ve aksak topal giden (burjuva) demokrasimiz çok geldi, anlaşılan.
BOB’u 11 Eylül saldırılarından sonra planlayan ABD, 2004 Haziran’ında ilan etti. Fas’tan Pakistan’a kadar bütün ülkelerin haritaları değişecekti, projeye göre. Çoğu gerçekleşti. Irak, Suriye, Libya kanlı işgal ve yarattıkları HTŞ, Taliban, El Kaide, El Nusra, IŞİD (DEAŞ) gibi şeriatçı gruplarla harita değişimi sürüyor. Irak ve Libya 3’e bölündü, Suriye felaketi yaşıyor. Afganistan emperyalizmin anlaştığı Taliban karanlığına sürüklendi, yaşam karardı; kız çocukları bırakın okula gitmeyi sokağa çıkamıyor.
Ceuta’ya göçmen dalgasında en son haberlere göre 88 düzensiz göçmen yüzerek sınırı geçmeye çalışırken yaşamını yitirdi. 70 bin civarında düzensiz göçmenin geri döndüğü bildiriliyor. Geri dönenlere karşı Fas güvenlik güçlerinden bir askerin bir düzensiz göçmenin başını hedefleyerek kaya parçasını havaya kaldırdığı fotoğraf çok can yakıcıdır. Faslı asker Faslı göçmene geri dönmemesi için kaya parçası fırlatıyor!
“Cueta sınırından Fas'a geri dönmek zorunda kalan düzensiz göçmenlerin ülkeye girişini engellemek isteyen Fas güvenlik güçleri ve askerleri, göçmenlere taşla saldırmış ve bu anlar sosyal medyada büyük tepki toplamıştır.”
Ceuta’ya göçmen dalgasının etkisi Avrupa’da Tsunamiye dönüştü. Bütün AB emperyalistleri kendi yarattıkları yoksulluk ve sömürünün ceremesini kendileri çekeceğine yeni/yarı sömürgelerine yüklüyor. Ülkemdeki resmi rakamlara göre 13 milyon olan sığınmacı bunun göstergesi değil mi? Bu sığınmacılara karşı verdikleri üç euro’luk sus payı neyi örtüyor?
Benzer şekilde Ceuta’ya göçmen akını İspanyol neo-Nazilerini harekete geçirdi. Gruplar halinde Ceuta’ya gelen faşistler burada umduklarını bulamadı.
“Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki yerleşimi Ceuta’ya akın eden göçmenleri bahane ederek propagandaya girişen neonazi gruplar, bölge halkı tarafından kovuldu. Aşırı sağcı siyasetçi Alvise Perez ve 20'den fazla neonazi, Ceuta halkının sert tepkisinin ardından polis korumasında bölgeden ayrıldı.” – İz Gazete(Internet)
Ayrılmaları fazla bir şey ifade etmiyor, Avrupa İspanya dışında Neonazi dalgası yaşıyor. Almanya’da güçleniyorlar. Avrupa’nın koçbaşı görevini üstlenen Ukraynalı neonaziler azımsanmayacak ABD ve AB destekleriyle Rusya’ya saldırılar düzenliyor, Putin bunu karşılıksız bırakmıyor. Genel olarak insanlık için en büyük tehdit oluşturan faşizm küresel olarak yükselişe geçti.
ABD ve AB emperyalistleri yarattıkları göçmen krizini üstlenmek, yeni/yarı sömürgelerinden çekilmek, bu ülkelerin demokratik gelişimine müdahaleyi durdurmak ve tüm yaptıklarının ceremesini çekmek durumundadırlar. Hedef ülkelerdeki emekçi sınıfların kararlı duruşu bunu başarabilir.
Bugün veya yarın olacak budur.