GERÇEKLERİ YAZIYORMUŞ

Abone Ol

Bildiğiniz gibi A Milli futbol takımımız gruptan çıkamayıp henüz ilk turda Dünya Futbol Şampiyonasına havlu atıp elendi.

Böylesine kötü bir sonucun baş sorumlusu olan Futbol Federasyonu Başkanı ise istifa edip gereğini yapacağına, bu durumu eleştirenlere kızarak bunları yapanların yetkili kurumlarca yakalanıp cezalandırılmasını istedi. Oysa Almanya da bir üst turda aynı akıbete uğrayınca teknik direktör “ben başarısız oldum” diyerek istifa etti. Ne diyelim onlarda öyle, bizde böyle. Çünkü burası Türkiye…

Peki ama biz niçin böyleyiz ya da diğerlerinden farklıyız? Ben, 54 yılını eğitime vermiş biri olarak suçu eğitim yetersizliğine bağlarım. Bunun ilk aşaması olan aile içi eğitim ise işin en can alıcı kısmı. Örneğin küçük yavrumuz kafasını duvara çarptığında çocuğunu susturmak isteyen anne ne yapar? Hemen sorumluluğun duvar olduğunu belirleyip çocuğun kafasına çarpma suçunu işleyen duvara iki de tokat atarak “Sus yavrum ağlama, bak işte ben onu dövdüm.” diyerek intikam alır değil mi? Böylece de çocuğuna “Sen de büyüyünce benim gibi yapıp sorumluluğu başkalarının üzerine yükle ve tereyağından kıl çeker gibi işin içinden sıyrıl.” mesajını verir. Eee çocuk da bu dersi hiç unutmaz ve büyüdüğünde tıpkı bizim Federasyon Başkanı gibi sağa sola tokat atmaya çalışır.

Gelelim işin okul eğitimi daha doğrusu okul öğretimi bölümüne. Böyle söylememin nedeni ise günümüzde okullarımızda eğitim yerine sadece öğretim yapılıyor olması. Çünkü öğretmen korkuyor, arkasında onu destekleyecek hiçbir kurum ya da kimse yok. Davranışının yanlış olduğunu gördüğü çocuğa müdahalede bulunup hiçbir yaptırım uygulayamıyor. Çünkü böyle bir şeye giriştiğinde başına geleceklerden korkuyor. Hal böyle olunca da etliye sütlüye karışmadan kuru bilgiyi kulaklara sokup kenara çekiliyor.

Aziz NESİN üstadımız bizim toplumdaki bu aykırılıkları en iyi gözlemleyip kaleme dökenlerden birisi. Acı mizah dediğimiz türden olayları yazarak hepimizi hem gülümsetip hem de acı acı düşündüren bir üst gözlemci yazar. İşte bu Aziz NESİN’in kitaplarını okuyup yazdıklarına hayranı, daha sonra da karşılıklı yazışarak dostu olan bir Japon, bir gün ünlü yazarla tanışmak için uçağa bindiği gibi İstanbul’a gelmiş. Onu havaalanında karşılayan Aziz NESİN’i görünce de yerlere kapanarak ona olan hayranlığını belirtmek istemiş. Bu tür iltifatlardan hoşlanmayan Aziz NESİN, hemen onu yerden kaldırarak boynuna sarılmış ve kalacağı otele götürmüş.

Türkiye’de bir hafta kalıp İstanbul’un doğal ve tarihi yerlerini de gezme olanağı bulan Japon, ülkesine dönmesi için havaalanında Aziz NESİN’le şöyle bir yarı resmi el işaretiyle selamlaşıp uçağa yönelince oradakiler hemen onu durdurup;

-“Yahu sen geldiğinde Aziz NESİN’in ayaklarına kapanmıştın. Şimdi ise kabaca bir vedayla gidiyorsun. Ne oldu bu bir haftada ne hata yaptı da kendisiyle asker arkadaşı gibi vedalaşıyorsun?” diye bu davranış değişikliğinin nedenini sormuşlar.

Japon, bu soruyu;

-“Valla ben Aziz NESİN’in çok yaratıcı bir insan olduğunu düşünüyor ve bunları düşünüp ortaya çıkaran zekâya hayranlık duyuyordum. Bu bir hafta içinde şunu gördüm. Aziz NESİN, yazdığı hiçbir şeyi düşünüp kendisi ortaya çıkarmıyor, sadece gördüğü gerçekleri yazıyormuş. O nedenle kendisine duyduğum hayranlık da sona erdi. Artık benim yanımda onun da diğer yazarlardan hiçbir farkı kalmadı” diye yanıtlamış.

Peki, en azından “Geleceğimizin teminatı gençlerimizden hiç mi ümit yok” derseniz, hiç düşünmeden ümitli olduğumu söylerim. Çünkü SOKRATES İÖ. 399 yılında gençlik için “Günümüzdeki gençlerin tavırları berbat. Otoriteyi hor görüyorlar ve büyüklerine hiç saygıları yok. Acaba büyüdüklerinde ne berbat yaratıklar olacaklar?” diye bir soru yöneltmiş.

O günden bu yana yaklaşık 2400 yıl geçmiş ama gençlikte değişen çok fazla bir şey yok, aynı gençlik. Dünya ise gene doğudan batıya doğru dönüyor ve bu beğenmediğimiz gençler yarın ülkeyi yönetecekler.

Eldeki malzeme bu; bekleyip görmekten başka elimizden gelen bir şey de yok…

DÜŞÜNEN SÖZLER:

· Biz her şeyi gençliğe bırakacağız. Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir. ATATÜRK

· Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. A. EİNSTEİN

· Bugünle dün arasında bir kavga çıkarmak, yarını kaybetmekten başka işe yaramaz. W. CHURCHİLL

· Eğer Allah, gözlerimizi sürekli geçmişe çevirmek isteseydi, onları alnımızda değil, ensemizde yaratırdı. N. KEMAL

· Kendi geleceklerimizi kendimiz hazırlar, sonra da kader deriz. B. DİSRAELİ

· Gençler ihtiyarların aptal olduğunu sanırlar ama ihtiyarlar gençlerin zaten aptal olduğunu bilirler. G. CHAPMAN