Gazze’deki soykırım ve Gazze’de yaşanan dram, bugün dünyanın gündeminde gerilerde kalmış gibidir.
Elbette ki küresel dikkat, bugün büyük ölçüde İran savaşıyla ilgilidir ve de ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaş, bölgesel bir yayılma riski taşımaktadır.
Ve bu nedenle altı aydır süren “ateşkes”e rağmen Gazze’deki düşük yoğunluklu şiddet ve insani kriz, medyada eskisi kadar yer almamaktadır. Sanki Gazze unutulur gibidir.
Gazze’de ateşkes Ekim 2025’te ilan edilmişti.
Ama Ekim 2025’te ilan edilen bu ateşkes, hem kırılgandır hem de sürekli ihlal edilmektedir.
Ve de İsrail Gazze’de hava saldırılarını, top atışlarını ve silahlı çatışmalarını sürdürmektedir.
Nitekim Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ateşkesin ilanından bu yana, yani Ekim 2025’ten Nisan 2026’ya 1000’den fazla Filistinli ölmüş, 2000’den fazla Filistinli yaralanmıştır.
Yine yapılan aynı açıklamaya göre, son haftalarda (Nisan 2026) saldırılar artmış, 10’larca Filistinli hayatını kaybetmiştir.
***
Basına yansıyan haberlere göre de ateşkese rağmen İsrail bir çekilme yapmamış, bazı bölgelerde kontrolünü genişletmeye devam etmiştir.
Amaç, direniş güçlerini tamamen silahsızlandırmak ve Gazze’de kalıcı güvenlik üstünlüğü sağlamak şeklinde açıklanmıştır.
Daha da ilerisi, Netanyahu ve Trump Gazze saldırılarını bölgeye yaymışlardır.
Lübnan içlerine kadar girilmiş. Suriye’de Golan Tepeleri işgal edilmiştir. Dürzi bölgeleri İsrail kontrolüne alınmıştır
Ve İran’la Haziran 2025’te yapılan 12 günlük savaşın ardından 28 Şubat 2026’da başlatılan ve de halen devam eden savaş başlatılmıştır.
İşte bu nedenle Filistin ve dolayısıyla Gazze, onlar için basamak olarak mı kullanılmaktadır diye sormak gerekmiştir.
***
Peki, “Barış Kurulu” ne iş yapıyor, ya da neler yapmıştır?
Gazze sorunu için ateşkesin ardından ABD Başkanı Trump’ın başkanlığında “Uluslararası Denetim Kurulu”, diğer adıyla “Barış Kurulu” oluşturulmuştu.
Ve Siyonist işgali ve soykırımı meşrulaştıran sömürgeci bir zihniyetle hazırlanmış, Trump'ın 20 maddelik Gazze planına göre de:
Gazze’nin geçici olarak “Teknokrat, Apolitik bir Filistin Komitesi” tarafından yönetilmesi, direnişçi güçlerin silahsızlandırılması ve Gazze’nin yeniden imarı hedeflenmişti.
Özet olarak Gazze’nin yönetiminin ve egemenliğinin Gazzelilerin elinden alınması, ABD ve onun Ortadoğu’daki müttefiklerine bırakılması hedeflenmişti.
Daha açık bir ifadeyle Gazze’nin, artık bir Filistin toprağı olmaktan çıkarılması hedeflenmişti denilebilir.
Çünkü görünen bu idi.
***
Ve de şimdi sormak gerekti, Gazze’de sorunlar çözüldü mi diye?
Evet, kısmen çözülenler de oldu diyebiliriz.
-Nitekim Ekim 2025’ten beri büyük çaplı kara harekâtı olmamıştır.
-İsrail rehineleri (ve kalan cesetler) iade edilmiştir.
-Bazı insani yardım girişi artmıştır.
Ama hâlâ çözülmeyen hayati sorunlar vardır.
-Evet, Gazze’nin yeniden imarı sıfır seviyesindedir.
-BM ve AB’nin ortak raporuna göre Gazze’nin insani yönden kalkınma durumu 77 yıl gerilemiştir.
-Okullar, hastaneler, evler hâlâ enkaz; insanlar çadırlarda yaşamaktadır.
-Yerinden edilmiş 2 milyon insan hâlâ evsiz ya da geçici barınaklardadır.
-Su, elektrik, sağlık hizmetleri yetersizdir.
-Hastalık ve açlık riski yüksektir.
-Ve de günlük şiddet devam etmektedir. İsrail saldırıları ve kontrolü devam emektedir. -Bu saldırılarda her ay yaklaşık 30 Filistinli ölmektedir.
Yani insani felaket sürmekte, siyasi çözüm ufukta görünmemektedir.
Nitekim bu durumu bazı analistler, “İsrail’in Gazze’yi fiili ilhakı” olarak okur olmuşlardır.
Sonuçta:
Gazze halkı için ateşkes, kısmi bir "rahatlama" getirmiş ise de henüz “kalıcı bir çözüm” getirmemiştir.
Hayati sorunlar (yani imar, güvenlik, özgürlük gibi…) çözülmemiştir.
***
Ama yine de diyebiliriz ki, Gazze’deki soykırıma ve açlığa karşı:
-Küresel ölçekte, sivil toplumun artan itirazı durmayacaktır.
-Uluslararası vicdan, geri adım atmayacaktır.
-Dünya genelinde sivil toplum örgütleri, devletlerin ve hükûmetlerin önüne geçerek küresel uyanışı hızlandıracaktır.
Nitekim Gazze soykırımına karşı Latin Amerika'dan Japonya'ya, Afrika'dan Avrupa'ya her dinden, her ırktan insanlar birlikte seslerini yükseltmektedirler.
Ve Gazzeli çocuklara bir lokma ekmek götürebilmek için ölümü göze alanlar gibi, farklı dinlerden ve farklı kimliklerden insanlar çoğalacaktır ve de çoğalmaktadır.
Yani Gazze asla unutulmayacaktır.