EMEĞİN GÜNÜ 1 MAYIS

Abone Ol

Bugün 1 Mayıs, yaniEmek ve Dayanışma günü”…

Ve de taleplerin haykırıldığı, emekçi gücünün gösterildiği bir gün

Çünkü 1 Mayıs, işçinin emek mücadelesinin, insanca yaşam mücadelesinin bir simgesi olmuştur.

Çünkü 1 Mayıs, işçinin bir kimlik mücadelesi, emekçi kimliğinin bir tescili olmuştur.

Ve de 1 Mayıs, dünya işçi hareketinin hak ve eşitlik kavgasında, ete-kemiğe bürünmüş bir ifadesi olmuştur.

-Avustralya’nın Melbourne kentinde başlamıştı ilk hareket

1856’da taş ve inşaat işçileri başlatır. 12 saatlik iş gününün 8 saate indirilmesidir istedikleri.

-Ardından Amerikan İşçi Sendikaları Federasyonu (AFL) başlatır.

1 Mayıs 1886’da iş bırakılır. Hareket tüm Amerika’ya yayılır. İstenen 12 saatlik işgününün 8 saate indirilmesidir. Chicago’da düzenlenen, yarım milyon işçinin katıldığı gösteri kanlı bir şekilde bastırılır. 14 kişi ölür. 4 işçi lideri yargılanır ve 1887’de idam edilir.

Bunun üzerine Amerikan İşçi Sendikaları Federasyonu, 1888 yılından başlayarak 8 saatlik işgünü kabul edilene kadar, her yıl 1 Mayıs’ta grev yapılması kararı alır.

Büyük ve kanlı mücadeleler sonunda, 8 saatlik iş günü kabul ettirilir. Ve dalga dalga bütün dünyaya yayılır.

Ve de 1 Mayıs, 1889’da “Birlik, mücadele ve dayanışma günü” olarak kabul edilir.

***

Kutlamalar için Türkiye emekçileri de çok büyük bedeller ödemişti.

İlk kez 1909-1910-1911-1912 yıllarında kutlanmış, “Balkan Savaşı ve ardından Birinci Dünya Savaşı nedeniyle yasaklanmış, 1919-1920-1921’de yeniden kutlamalar başlamıştır.

Ama bu kutlamalar, işgal edilmiş ülkenin işgal edilmiş İstanbul'unda işgalci güçlerin baskı ve terörüne karşı Bağımsızlık Mitinglerine dönüşmüştür.

1923'te resmi olarak İşçi Bayramı ilan edilmiş, 1925'te Takrir-i Sükûn yasasıyla genel yasaklar içine alınmış, 1935'te Bahar ve çiçek bayramı olarak kabul edilmiştir.

1960'dan sonra kitlesel kutlamalar yeniden başlamış, 1977'de çok görkemli bir katılım olmuştur. Ama kutlama sonu büyük bir katliama dönüştürülmüş; 34 ölü, 100'lerce yaralı ile adı Kanlı 1 Mayısolarak kalmıştır.

Ama kutlamalar 12 Eylül darbesi ile tümden yasaklanmış, 1992'den itibaren yeniden başlamıştır.

2008'de “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kabul edilmiş, 2009'dan itibaren de resmi tatil günüyapılmıştır.

Ve bütün Türkiye'de siyasi, etnik ve inanç farkı gözetmeden büyük bir coşkuyla kutlanır olmuştur.

Ve de 2010 yılında Taksim Meydanı 1 Mayıs kutlamalarına açılmış, 200 binin üzerinde bir katılımla görkemli bir kutlama olmuştu.

***

Ama 2013 yılında Taksim Meydanı, yeniden 1 Mayıs kutlamalarına kapatıldı.

Yani ne olduysa olmuştu! Toplumsal barışa en çok ihtiyaç duyulduğu bir dönemde, inşaat alanı gerekçesiyle 2013 yılı 1 Mayıs'ını Taksim'de kutlayamazsınız denilmişti.

Ortalık karışmış, İstanbul sokakları savaş alanına dönmüştü.

İşte o günden bugüne, 1977’de ölenler için Taksim Meydanı’nda yapılan sembolik bir tören dışında, 1 Mayıs kutlamaları başka alanlarda yapılır oldu.

Oysaki onlar için 1 Mayıs, yalnız bir bayram kutlamak değildi.

Çünkü onların kavgasında, demokrasinin tam işlediği bir Türkiye isteği vardır.

Onların kavgasında, ülke kaynaklarının çar-çur edilmesine, yabancılara teslim edilmesine bir itiraz vardır.

Ve de onların kavgasında, birikmiş, çözülmemiş, giderek ağırlaşan yaşam koşullarının, ülke sorunlarıyla birlikte gündeme getirilmesi ve de çözülmesi vardır

***

Ama her nedense bu ülkede sermayenin sahibi ile barışık olan devlet, emeğin sahibi ile barışık olmamıştır.

Oysaki içinde bulunduğumuz toplumsal sistemde üretimin iki bileşeni vardır: Sermaye ve emek...

Yani bir devlet, özellikle emekçisiyle barışık olmalıydı. Çünkü üretimin ana gücü onlardır.

Onlarsız ne taş üstüne taş konur, ne makineler çalışır. Onlarsız ne trenler yol alır, ne yollar asfaltlanır.

İşte bu böyle bilinmelidir. Ve de 103 yaşındaki cumhuriyetin yönetimi de artık işçisiyle barışmalı; daha da ötesi, 1 Mayıs törenlerini birlikte kutlayabilmelidir.

Ve de ülkenin genelinde coşkuyla kutlanacak 1 Mayıs törenleri, toplumsal barışa bir mesaj olmalıdır.

Tüm emekçilerin Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.